BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > hayata dair...

hayata dair...

Paulo Coelho’nun kitaplarından birinde şöyle bir atasözü geçer. “İyi huylu küçük keçi hiçbir zaman melemez...” Sizi bilmem ama ben daha melemeyen, sessiz, sakin, küçük bir keçiye denk gelemedim. Bugüne kadar gördüklerimin tamamı pek gevezeydi.



Paulo Coelho’nun kitaplarından birinde şöyle bir atasözü geçer. “İyi huylu küçük keçi hiçbir zaman melemez...” Sizi bilmem ama ben daha melemeyen, sessiz, sakin, küçük bir keçiye denk gelemedim. Bugüne kadar gördüklerimin tamamı pek gevezeydi. Ancak büyük üstadın bu sözü kullanarak anlatmaya çalıştığı bu değildi zannederim... Sempatik bir cümle olması, biraz da minik çocukları hatırlatması nedeniyle hiç aklımdan çıkmadı ve bana devamlı ağlayıp şikâyet eden insanların haklılıklarının aslında hep sorgulanması gerektiğini düşündürdü... Doğaldır ki, her insanın varmak istediği hedefler, gitmek istediği bir yol, bu yolda karşılaştığı büyük küçük problemler, yaşadığı mutsuzluklar vardır. Tüm bunların ise ağlaya, sızlaya vakit kaybedilerek halledilemeyeceği açık. O halde ne yapmalı?... Küçücük bir çocuk gibi sızlanıp, şikâyet edeceğimize, durumumuzu gözden geçirip, neredeyiz, nereye varmak istiyoruz ve varmak istediğimiz yere ulaşmak için nelere ihtiyacımız var diye hayatımızı gözden geçirmemiz gerekir... İşte kişisel gelişim ve ruhsal gelişim tam da bu noktada devreye girer. Birisi hayatta varmak istediğimiz hedeflerin sınırlarını zorlamamız için bize gereken güven ve desteği verir, kendimizi daha yakından tanımamıza, diğeri de ruhsal anlamda bilincimizi daha üst seviyelere taşımamıza yardımcı olur, iki konu birbirinin tamamlayıcısıdır... O halde gelin, bugüne kadar yaptıklarınızı bir kenara bırakın ve bundan sonra neler yapacağınıza şöyle bir bakın. Yaşadıklarınızın yanlış olduğunu düşünmeden, hatalarınız altında ezilmeden, hepsini yaşanmış olması gereken ve size en azından bundan böyle ne yapmamanız gerektiğini hatırlatacak birer deneyim olarak kabul edip kendi tarihinizde kendiniz bir milat olun. Unutmayın bunu ancak siz yapabilirsiniz, sizin yerinize bir başkası değil. Çünkü belki de artık sizin yol göstermeniz gereken sevgili minikleriniz var... (...Patricia Muradi) temel’in yeri Temel, Dursun’u aramış ve derdini anlatmış; “-Dursun bize gelip bana yardım eder misin?... Bir puzzle aldım ancak bir türlü yapamıyorum ve o kadar uğraşmama rağmen başlayamadım bile...” Dursun sormuş; -Tamamlandığında ne çıkması lazım ortaya?... “-Kutudaki resme göre bunun bir domates olması gerekiyor...” Dursun kalkıp Temel’e gitmiş... Masanın üstünde her yere dağılmış olan parçaları göstermiş ve “İşte burada hepsi” demiş... Dursun parçalara bakmış, sonra kutuya bakmış ve “Hadi gidip biraz dolaşalım Temel” demiş; “-Şu domatesli cipsleri kutusuna koy da çıkalım...” kadınlar & erkekler (... “Bir kadına ofsayt nasıl anlatılır?...” Ahmet Y. Tekin’den) Ucuzluktaki süper çantayı almak için mağazaya girdiniz... Sadece bir tane kalmış, o da kasanın (kale) hemen yanında... Ama bu çantanın tek taliplisi siz değilsiniz!... Çantayı gözüne kestiren diğer bir müşteri (rakip oyuncu) de sizin hemen yanınızda bitiveriyor... İkiniz de durumun farkındasınız ve hızla kasaya (kaleye) yöneliyorsunuz... Tam o esnada; biraz önce bluz aldığınız başka bir mağazada ödemeyi yaptıktan hemen sonra çalan cebinizi cevaplamak için cüzdanınızı çantanıza koymadan arkadaşınıza verdiğinizi ve onda unuttuğunuzu fark ediyorsunuz... Bir yandan kasaya doğru koşarken diğer yandan da elinizi havaya kaldırarak arkanızda kalan arkadaşınızdan cüzdanı (topu) istiyorsunuz... Öyle bir durumdasınız ki, rakibinizin gerisinde kalırsanız kasaya daha uzak kalacağınız için avantajınızı kaybedeceksiniz ama eğer arkaya geçmezsiniz arkadaşınızdan uzak kalıyorsunuz ve arkadaşınız da o kalabalıkta size cüzdanınızı fırlatamıyor, her şey bir an meselesi... Bu durumda yapmanız gereken rakibinizin arkasına geçip cüzdanı (topu) almanız ve cüzdanı ele geçirdikten sonra rakibinizi geçmeye çalışmanız... İşte ofsayt bu... Top sana atıldığı anda kaleye rakibinden daha yakın olamazsın... Anladınız mı?... söz der ki “-Çalıştığı işten para dışında bir şey almayanlar zarardadır...” (...Hayata bağlayan, motive eden, hırslandıran müthiş S.Ö.Z.’leri) tuzaktan kumanda (...KANAL D - Beyaz Show) BEYAZIT ÖZTÜRK: Evde kimin sözü geçiyor Faik Abi?... FAİK ÖZTÜRK: Evde benim borum öter, ama Safiye’nin nefesiyle... BEYAZIT ÖZTÜRK: Kılıbıklık var yani?... FAİK ÖZTÜRK: Var tabii... Baş benim, ama boyun Safiye’dir... Beni istediği yere çevirir... bir film diyaloğu “-Hayat tam anlamıyla film gibi değildir... Bir senaryo anlam ifade etmelidir, ancak hayatın bu zorunluluğu yoktur...” (...Humphrey Bogart filminden) İğnelik > GAZZE DRAMI Medenîsiniz sözde, Hümanistsiniz yâ siz... Gazze olur mu gözde, Mazlûmu görmezsiniz! Yağmur ormanlarına, Ağıtlar yakarsınız... Fosfor dumanlarına, Uzaktan bakarsınız! Öz vatanında sefil, Filistinli çocuklar... İlgiye lâyık değil, Fok balıkları kadar!.. Sefa Koyuncu sefa.koyuncu@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT