BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kıyamete beş kala!..

Kıyamete beş kala!..

Her taraftan olay sesleri geliyor; maç sonraları savaş çıkmışçasına görüntülerle dolu. Tedbir?.. Tepki?... Kanıksamış gibiyiz, birkaç resim, kısa bir haber; tamam; “büyük takımlara ve FIFA hakemlerine karşı yapılmışsa”, biraz daha büyücek.



Her taraftan olay sesleri geliyor; maç sonraları savaş çıkmışçasına görüntülerle dolu. Tedbir?.. Tepki?... Kanıksamış gibiyiz, birkaç resim, kısa bir haber; tamam; “büyük takımlara ve FIFA hakemlerine karşı yapılmışsa”, biraz daha büyücek. Nerede “Şiddeti Önleme Kanunu”; nerede kurulan komiteler, nerede “caydırıcı cezalar”; tam bir “mavi boncuk” politikası. Hakemler “boksörlerin kum torbası gibi”; vuran vuruyor, önüne gelen ağzına geleni söylüyor; ama MHK Başkanı “tam siper!..” Federasyon’un ve MHK’nin el ele “ortada bıraktığı” hakemlere karşı girişilen kıyama karşı, Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği’nin “tepkisini ve çabalarını” da anlı-şanlı spor medyamız “gözlerden kaçırmak ve de yok saymak için” elinden geleni yapıyor. Aslında, Kayserispor Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’nin futbol gündemimizi sarsan açıklamasında “hedef aldığı kurumlar” sadece Federasyon-MHK ve hakemler değildi; bir de, “kendi tabiri” ile “Üç büyüklerin başındaki keskin dilli bazı adamların istedikleri başlıkları attırabildikleri gazeteler” vardı, o açıklamada; yani spor medyamız!.. Tıpkı MHK Başkanı gibi, tıpkı “ayaklarını denk almalarını” öğütlediği “üç büyüklerin keskin dilli başkanları gibi”, spor medyamız da “Özhaseki’nin bu çok ağır ithama karşı” sesini sedasını çıkaramadı; “Bu ne demektir, Başkan” diyemedi; Türkiye Spor Yazarları Derneği Başkan ve yönetimi “çok zaman olduğu gibi”, bu “Üç Büyüklerin istedikleri başlıkları attırdıkları basın” iddia ve ithamını duymadı, görmedi, “es” geçti!.. Eh, “kurum ve kişiler olarak” futbolumuzu yönetenlerin ve de “dördüncü güç” olarak “sporumuzu, futbolumuzu denetleme görevini üstlenmesi gereken” spor medyamızın da durumu bu olunca, saha içinde de, tribünde de, stat dışında da “şiddetin ve olayların önlenmesi” mümkün olabilir mi?.. Futbolcu sahada “önce yokluyor”; yardımcı hakemin mesela “bir taç kararı için” elle kolla tepkiye başlıyor, “orta hakemde ses seda olmayınca”, bir adım daha ileri gidiyor; vücut diline, “sözlü” tepki de ekliyor!.. Çoğunlukla “orta hakem” ya görmezden geliyor ya da “şöyle bir sert bakış fırlatıyor” o kadar; ama futbolcu “artık sınırı aşmış”; iş işten geçmiştir; sıra geliyor orta hakeme. Tabii bu yoklamalar, “diğer futbolcuları” da “her işlerine gelmeyen düdükte” aynı yola sokmakta gecikmiyor. Ne zaman ki, “ağızlardan küfür çıkıyor” ya da “elle taciz başlıyor”; hakem “nihayet” uyanıyor ve de kartına el atıyor; ama “psikolojik olarak” yenik haldedir artık ve “iş, futbolcuların insafına kalmıştır!..” Hele hele, Arda gibi, Baros gibi, Alex gibi, Emre gibi “büyüklere gösterilen” müsamaha önce “yardımcı hakemleri”, sonra da orta hakemleri “saha ortasında kum torbasına döndürüyor!..” Sahadaki bu disiplinsizliğin tribünlere sıçramaması mümkün mü; yandı gülüm keten helva!.. Maçların “talimatlara ve FIFA kurallarına göre idare edilmesinin yerini”, ülkemizde “mavi boncukçu” zihniyetin “Aman idare edin” havası alınca ve buna da “hakemlerin çoğu uyunca”, işte başlıyor kulüp yöneticilerinin ve başkanlarının ortalığı “yangın yerine çevirme” atakları; ki onlar, “işlerine gelince susan, işlerine gelmeyince yangına benzin sıkan” kişiler; dikkat, son haftalarda sıraya teknik adamlar da girdi; ortada tam bir “kıyamet taburu var!..” “Kulüp başkanlarının talimatları ile hakemlerin düdüğünü astığı” ortaya çıkan bir Merkez Hakem Komitesi Başkanı’nın “hâlâ o koltukta oturmaya devam ettiği” bir süreçte, hangi “akıllı” hakem, “kulüp başkanlarını kızdıracak düdükleri çalmaya cesaret edebilir”; söyler misiniz bana?.. Üstelik “göz göre göre infaz edilen” hakemleri “savunmak için” de MHK’nin ve onun başkanının tek kelime edemediğini, Federasyonun işi “suyuna tirit” bir açıklamayla geçiştirdiğini gören hakemler?.. “Hakemlerini bile koruyamayan” aksine “feda”, hatta “kurban” eden bir sistemin, şiddet olaylarını önlemesi mümkün mü?.. Hadi canım güldürmeyin beni!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT