BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hiddink geldi, hoş geldi!..

Hiddink geldi, hoş geldi!..

Guus Hiddink, “başarılı olur ya da olmaz”; bunu bugünden bilebilmek için “kâhin olmak gerek”; ama bugün için bilinen o ki; Türkiye Futbol Federasyonu, “bir milli takım için dünya yüzünde bulunabilecek en iyi 2 - 3 teknik adamdan birini bulmuş” ve Türkiye’ye getirmiştir; bravooo!..



Guus Hiddink, “başarılı olur ya da olmaz”; bunu bugünden bilebilmek için “kâhin olmak gerek”; ama bugün için bilinen o ki; Türkiye Futbol Federasyonu, “bir milli takım için dünya yüzünde bulunabilecek en iyi 2 - 3 teknik adamdan birini bulmuş” ve Türkiye’ye getirmiştir; bravooo!.. Üstelik, “Türkiye’den alacağı paradan çok daha cazip tekliflerin olduğu” bir zamanda, “Rusya’dan aldığı paranın yarısına” bu işi bitirmek, doğrusu ya, neredeyse tam bir sihirbazlık mertebesindedir!.. Bu konuda “çok kararlı, sabırlı ve başarılı bir operasyon yürüten” Başkan Mahmut Özgener’i ve Başkan Vekili Lütfi Arıboğan’ı kutlarım!.. Deniyor ki; “Guus Hiddink’i getirecektin de, neden bir ay önce yalanladın?..” Benim gazetem de dahil, çok gazetede “bu başlıkları” ve “buna uygun yorumları” çok gördüm; saygı da duyarım, ama ben de olayı “şöyle” görüyorum: Bir teknik direktörle “görüşmek” başkadır, “Guus Hiddink Türk Milli Takımı’nın başında” haberlerine “Hayır” demek başkadır; zira, “tedbirli ve basiretli” bir Federasyon, “A plânı Hiddink, B Plânı Trapattoni, C Plânı Löw ya da benzeri bir başka teknik direktör ise”, çıkıp da, “kesin anlaşma yapılmadan” kimseye “Hiddink’i getirdik” diyemez; hele hele “Hiddink’in, Rusya’daki durumu kesinleşmeden!..” “Rusya’nın Hiddink’i gözden çıkardığı” kesin olarak ortaya çıkmadan, kalkıp “Rusya ile sözleşmesi süren” bir teknik adam için “Türk Milli Takımı’nın başında” haberlerine “Evet, doğru” derseniz, bilmem ki FIFA’ların, UEFA’ların ve dünyanın gözünde ne duruma düşersiniz; dahası, Hiddink’i ne duruma düşürürsünüz; üstelik bir de Hiddink çıkıp “Hayır, ben daha kimseyle anlaşmadım; hatta milli takım mı, kulüp mü çalıştıracağıma bile karar vermedim; Liverpool istiyor, gidebilirim” derse ne yaparsınız?.. Öyle ya da böyle Hiddink geldi; elbette “İlle de yerli olsun” diyen arkadaşlarımızın içinde “Onun hakkını ve değerini verenler” de, “açığını, hatasını yakalamak için” fırsat kollayanlar da olacaktır; normal karşılıyorum; dünyanın her yerinde “zaten” tablo budur!.. Başta da söyledim; başarılı olur ya da olmaz, ama “Avrupa Şampiyonası’nda grubumuzdaki en büyük rakibimiz” Almanya dahil, herkes Hiddink’e ve başında olduğu Türk Milli Takımı’na “saygı” duyacaktır; maçlarımızı yönetecek hakemler öyle; bunu unutmamalıyız!.. Elbette, Hiddink’in de hatalarını, yanlışlarını yazacağız, eleştireceğiz; temenni etmem ama, “öyle” bir gün gelirse “Evine dön Hiddink” diye manşetler de atabiliriz; dünyada örnekleri çok, hem de “dünyanın en büyük teknik adamları için” atılmışları dahil!.. Bu en tabii hakkımız; “basın hürriyeti” ve “hür yorum” ilkesi, gazetelere, TV’lere, radyolara, dergilere, spor yazarlarına, futbol yorumcularına bu hakkı ve sorumluluğu veriyor; dünyanın her yerinde olduğu gibi; bu hakkı kullanmazsak “mesleğimize ihanet etmiş” oluruz!.. Hiddink, milli takımımıza da, futbolumuza da hayırlı ve uğurlu olsun!.. Aziz Başkan’a soru!.. Artık, transfer konularındaki tereddütlerimde, sorularımı “Galatasaray yanlış transferler yaptı” diyerek, “transfer konusunda da uzman olduğunu ortaya koyan” Aziz Başkan’a sormaya karar verdim ve başlıyorum: “Olcan’ı Fenerbahçe kaç paraya sattı; Fenerbahçe’de, dahası Türkiye liglerinde şu anda onun gibi kaç tane Türk Futbolcusu var ve Fenerbahçe ya da Galatasaray veya Beşiktaş Olcan’ı kaça alabilir?.. Dahası, mesela Gaziantepspor, Mehmet Topuz ve Vederson’a karşı Olcan’ı verir mi?..” Galatasaray’ın işi zor!.. Çok açık ki, “Atletico Madrid, Barcelona rehavetine kapılmasaydı”, Galatasaray hem de ilk maç sonunda “UEFA Ligi’nden elenmiş olacaktı!..” Perşembe gecesi “yürüyen ve kötü oynayan” Madrid’liler “buna rağmen” Galatasaray’ı dörtleyebilirlerdi; “adam sendecilikleri”, sarı - kırmızılı takımın ve de “nihayet bir şeyler yapabilen” kaleci Leo Franco’nun şansı, Galatasaray’ın “defanstan başka bir şey düşünmemesi ve bunu biraz biraz becermesi”, İstanbul’a “ümitli” bir skorla dönülmesini sağladı!.. İnşallah, “rehavet nöbeti” Galatasaraylı futbolculara geçmez; geçerse, Ali Sami Yen’de gelecek Perşembe gecesi tam bir kâbus olur!.. Galatasaray bu sezon neredeyse 40 resmi maç oynadı; hâl⠓duran toplardaki acizlik” sürüyor; “Avrupa Kupaları’nda başarı genlerinde var” diye yazıp çizen arkadaşlarıma soruyorum; “o genleri olan bir takım, hâlâ adam paylaşma, baraj kurma ve bücür adamlara bile kafa vurdurma sendromu” yaşar mı?.. Sergen’e yakışmadı!.. Elano, Madrid’te “Galatasaray’daki en iyi oyunlarından birini” oynadı; hocasının verdiği görevi en iyi şekilde yaptı; “Defans yapamıyor” diyenleri utandıracak şekilde, Galatasaray’ın defans kurgusunun başarılı olmasında Neil, Mehmet Topal ve Uğur’la beraber başrolü oynadı, çok koştu, çok mücadele etti, çapraz, uzun ve enfes paslarla kontratak çıkışlarını başlattı; daha ne yapsın?.. Yorulunca da, Rijkaard onu oyundan aldı, Ayhan’ı soktu; doğru da yaptı!.. “Yorumlarını beğendiğim” ve hatta “Rıdvan Dilmen’e göre” çok daha “dobra dobra” bulduğun Sergen ise, kendisine yakışmayacak bir şekilde “Elano takıntısını sürdürüyor”; maç sonrasında TV ekranında kaç defa “Elano sahada var mıydı, ne yaptı, ben göremedim” deyip durdu!.. Galatasaray, ona, “özel” bir “Elano gözlüğü yaptırsın”; ihtiyacı var; maçın kasetini alır ve Elano’yu bu defa dikkatle izlerse, ne demek istediğimi çok iyi anlayacaktır, Sergen!.. Amatörler gibi!.. Caner - Leo Franco ikilisinin Galatasaray’a, Deniz - Volkan ikilisinin Fenerbahçe’ye yedirdiği golleri, artık ancak “amatör maçlarda görmemiz gerek” ama nerdeee?.. “Böyle goller yemek”, bizim takımlarımıza mahsus; “zor atıp kolay yiyor” ve sonra da saçımızı başımızı yoluyoruz!.. Hele Caner, bir de “Hocasına efelik taslıyor”; birkaç maç “iyi oynadı” ve alkış aldı ya, “hemen şımaracak!..” Rijkaard doğru yaptı, hem de çok doğru!.. Fenerbahçe tura çok yakın!.. Lille’deki maçta, Madrid’teki maçın tam tersi bir görüntü vardı; Fenerbahçe’nin “turu geçecek skoru elde ederek” İstanbul’a dönmesi işten bile değildi!.. “Kötü başlangıç ve erken yenen gol“, Fenerbahçe’yi kendine getirdi ve sonrası Fransız takımının “sıradan bir ekip olduğunu” ortaya koyacak bir şe kilde geçti. Temennim, İstanbul’daki maçta, Güiza’nın Perşembe gecesi atamadığı ve attıramadığı golleri aramamamızdır!.. Tur için, bence Fenerbahçe, Galatasaray’dan çok daha fazla şansa sahip; yeter ki, sarı - lâcivertli futbolcular rehavete kapılmasınlar ve Daum şapkadan tavşan çıkarmaya kalkmasın!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT