BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > HSYK’nın kararı köhnemiş devlet zihniyeti ürünü

HSYK’nın kararı köhnemiş devlet zihniyeti ürünü

Yargıtay 5. Ceza Dairesi Üyesi Nihat Ömeroğlu: Alınan karar açıkça yargıya bir müdahaledir



> İSTANBUL İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde düzenlenen “Yargı Reformu Sempozyumu”nda son günlerde kamuoyunu meşgul eden yargı krizi ele alındı. Ağırlıklı olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısının değiştirilmesi üzerinde duran konuşmaçılar, bu kurumun yapısının Anayasa’ya aykırı olduğunu da dile getirdi. Sempozyumda konuşan Yargıtay 5. Ceza Dairesi Üyesi Nihat Ömeroğlu, HSYK’nın Erzurum’da özel yetkili savcıların yetkilerini elinden almasını eleştirdi. KARAR, YARGIYA MÜDAHALE HSYK’nın Erzurum’da görev yapan savcıların yetkilerini elinden almasına sert tepki gösteren Ömeroğlu, “Soruşturma devam ederken, hakkında herhangi bir disiplin işlemi yapılmadan, bir inceleme başlatılmadan, oradaki soruşturma evrakının içeriğini görmeden böyle bir uygulama yargıya müdahaledir. Kurul bunu gündeme alması sebebiyle bu arkadaşların hiçbir savunmasını almadan yasaya aykırı bir tarzla yetkilerini apar topar kaldırması, açıkça yargıya müdahaledir. Bu, eski köhnemiş devlet zihniyetinin ideolojik tavrı sonucunda çıkan bir karardır. Bundan önce bir çok tutuklamalar oldu. Yargıtay’da bir mahkeme başkanı 8 ay tutuklu yargılandı. Aynı itirazlar onunla da oldu; fakat HSYK’dan hiç ses çıkmadı” şeklinde konuştu. HSYK’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyen Ömeroğlu, “Üzülerek şunu ifade edeyim. Bu kurul, bu 5 kişi her şeye kadirdir. Ben de kürsüde olsam bundan korkardım. Kurul, yargı denetimine kapalıdır. Şahsen idari yargıda görevli biri olsam Anayasa’nın 90. maddesini çalıştırırım” ifadelerini kullandı. BU YAPI MUTLAKA DEĞİŞMELİ Demokrat Yargı-Der Başkanı Doç. Dr. Osman Can da, HSYK’nın yapısının değiştirilmesi gerektiğini söyledi. Erzurum’da görev yapan savcıların itham altında bırakıldığını anlatan Can, “Onlar, haksız dahi olsa, haksızlıklarını kanıtlayamayacaksınız. Dolayısıyla kendilerini temize çıkarma imkanına sahip değiller. Üç tane yıkım vardır. Bu yıkımın müsebbibi HSYK’dır. Bu yıkımın müsebbibi aynı zamanda otomatik bir refleks göstererek, HSYK’nın yanında olduklarını söyleyen üst kurumsal dayanışmayı sergileyen Danıştay ve Yargıtay üyeleridir” ifadelerini kullandı. Mevcut yapının değiştirilmesi gerektiğini ifade eden Can, “Sistem taşıyamıyor. İp kopma noktasına gelmiştir. Bu kopma ve kırılma hepimize zarar verebilir. Karşılıklı gereksiz polemikler yerine ikna süreçlerini başlatmamız gerekiyor. Bu krizin hepimize kaybettireceğini yüksek hakimlere de, CHP’ye de, MHP’ye de, AK Parti’ye de anlatmak gerekiyor” şeklinde konuştu. ERGENEKON DAVASI TEMİZLİK HAREKÂTIDIR Kenan Evren hakkında iddianame hazırladıktan sonra meslekten ihraç edilen eski Savcı Sacit Kayasu ise, HSYK’nın hukuksuz bir şeklide kendisini de görevden aldığını söyledi. Erzurum’daki savcıların yetkilerinin alınmasını ‘hukuksuzluk’ olarak değerlendiren Kayasu, “Şu anda Türkiye, iki yüzlülük, kirlenmişlik yaşıyor. Bu Ergenekon türü davaların görülmesi bu kirlenmişliklerin önüne geçmek içindir. Geçmişte yaşanılan kirlenmişlikleri ortaya çıkarıp tertemiz bir Türkiye’nin önünü açmak içindir. Ergenekon davasının bunun için destekçisiyim. Suçsuz bir insan hakkında kolay kolay tutuklama kararı verilmez. Görevde olan cumhuriyet başsavcısı kolay kolay tutuklanmaz. Demiyorum ki ‘bu başsavcı suçludur’. Suçlu olduğuna dair çok kuvvetli deliller var ki tutuklanıyor. Meslektaşım tutuklandığı için de üzgünüm. Herşeye rağmen bu memlekette vazifesini dört dörtlük yapmak isteyen, hiçbir şeyden korkmayan hakim ve savcılarımız var. Onlara teşekkür ediyorum” diye konuştu. “HSYK’nın bundan sonra bu tip kararlar almaması için yapılması gerekenler nedir?” şeklindeki soruya karşılık Kayasu, “Siyasi iktidar direnç göstermelidir” cevabını verdi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT