BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Perhiz ve lahana turşusu

Perhiz ve lahana turşusu

RTÜK Aşk-ı Memnû dizisine uyarı cezası vermiş. Gerçi bu roman yüz küsur sene önce yazıldı, Osmanlı toplumu bile kaldırdı. Tabiî olayları kitap sayfasında okumakla ekranda seyretmek farklıdır. Ekranın tesir gücü fazladır. Hem roman belirli bir eğitim ve yaş grubundaki insanlara hitabeder, isteyen alır okur diye düşünebiliriz, doğru. Halbuki televizyon toplumun her kesiminden çoluk çocuk herkesin gözü önünde, o da doğru.



RTÜK Aşk-ı Memnû dizisine uyarı cezası vermiş. Gerçi bu roman yüz küsur sene önce yazıldı, Osmanlı toplumu bile kaldırdı. Tabiî olayları kitap sayfasında okumakla ekranda seyretmek farklıdır. Ekranın tesir gücü fazladır. Hem roman belirli bir eğitim ve yaş grubundaki insanlara hitabeder, isteyen alır okur diye düşünebiliriz, doğru. Halbuki televizyon toplumun her kesiminden çoluk çocuk herkesin gözü önünde, o da doğru. Apollinaire’in On Bir Bin Kırbaç romanını müstehcen olduğu, halkın hayâ duygularını incittiği gerekçesiyle (1999’da) toplattırdığımız için de AİHM Türkiye’yi suçlu bulup mahkûm ettiğini açıkladı geçen hafta. Bunları duyan bu memleket ne kadar mutaassıp diyecek! Deyip de korkacak!! O romanı kaç kişi görür de okur bilmem amma siz gündelik gazetelere bakın. Çoluk çocuk herkesin gözü önündeki gündelik gazeteler bu haldeyken bizim başka romana, filme ihtiyacımız mı var?! Mutaassıplığımızın derecesi gazetelerde! En namlı gazetelerimizde baştan aşağı bir cümbüş! Televizyonlara uyarı cezası gönderip duran iyi kötü bir RTÜK var; peki gazeteleri denetlemek nasıl mümkün olacak? Hele de artık internet devri ve gazetelerin internet sayfaları renklilikte, canlılıkta, çekicilikte televizyon ekranlarından hiç aşağı kalmaz! Yazılı (ve sanal basın) da bir çeşit otokontrole muhtaç değil mi? Belki Gazeteciler Cemiyeti’nin kendi içinde bir sorumluluk mekanizması işletmesi lâzım. Medenî dünyada gazete denen yayın organı iki grupta düşünülmüş: Birincisi, itibar sahibi, sözüne güvenilir, ciddî gazeteler. Bunlarda fotoğraf görmeniz bile zordur. İkincisi, bol fotoğraflı, renkli, bol dedikodulu, magazin gazetesi “tabloid”ler. Okuyucu ne tür haber istiyorsa ona göre gazete alır. Biz ikisini birleştirmiş durumdayız. Ciddî sandığınız gazeteler tabloid manzarasında. Bunların tirajı en yüksek gazeteler olduğunu görüp halkımızın “talepleri” konusunda endişeye düşüyorum. Internet baskılarından takip ettiğim gazetelerimizin “arz ettiği” daha ilk sayfalardan itibaren her gün en az bir düzine kadın vücudu. Saçma sapan bir haber eşliğinde, mutlaka ama mutlaka çıplak kadın bedenleri. İnsan içinde okumaktan utanıyorsunuz. Ayrıca, sadece fotoğraf bolluğu değil, gayri ciddî haberler, magazin konuları da yığın yığın. Bunlar olmasın demiyorum, ama biz de gazete ve tabloid diye ayırsak, herkes ne göreceğini, ne bulacağını bilerek alsa.... Böyle bir ayırım basın özgürlüğüne halel getirmez; aksine sorumlu yayıncılık olur.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT