BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ya o yiğidin hâli ne oldu?”

“Ya o yiğidin hâli ne oldu?”

Mücahidler, ganîmetler ile dönmüşlerdi. Ordu komutanı, Hazret-i Ömer’e sefer ahvâlini anlatıyordu. Halife dedi ki: “Ya o yiğidin hâli ne oldu?”



Hazret-i Ömer (radıyallahü teâlâ anh), Peygamber efendimizin ikinci halifesi ve kayınpederidir. Hafsa validemiz onun kızıdır. Hayatta iken Cennet ile müjdelenmiş on kişiden ikincisi olup, Hazret-i Ebu Bekir’den sonra Eshab-ı kiramın en büyüğüdür. Çok âdil, abid, çok merhametli, aşağı gönüllü bir zat idi... “BUNUN ASLI NEDİR Kİ?” Menakıb-i Cihar-yar-i Güzin kitabında geçen bir kıssa şöyledir: Hazret-i Molla Abdürrahmân Câmî’nin “kuddîse sirruh” (Şevâhid-ün Nübüvve) adlı kitâbından tercüme olunmuştur: Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” halîfe iken, Eshâb-ı Güzîn “rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” hazretlerinden birisini serdâr (komutan) tayin edip, İslâm askeri ile gazâya göndermişti. Askerler gittikten sonra, bir gün hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” oturduğu yerde, üç kerre sesli olarak “lebbeyk” dedi. Hiçbir kimse bunun sırrına vâkıf olmayıp, sormaya da kimse cesâret edemedi. Zîrâ Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” çok fazla şanlı idi. Kimse teklîfsiz huzûrlarında söz söyleyemezdi. Bu hâlin olduğu günün târîhini yazdılar. “Görelim bunun aslı nedir”, dediler... Bir zamân sonra o serdâr ve askerleri, nice fetihler yapıp, sâlimen ve ganîmetler ile geri geldiler. Serdâr, Hazret-i Ömer’e “radıyallahü teâlâ anh” sefer ahvâlini bir bir anlattı. Hazret-i Ömer buyurdu ki: “Ya o yiğidin hâli ne oldu” dedi. O da, dedi ki: “Allahü teâlâ hazretlerine ma’lûmdur, yâ Ömer! Kasd ile olmadı. Soyunup, suya girdi. Meğer o su gâyet soğuk olup, tâkat getiremeyip, üç kerre; ‘yâ Ömer diye’ bağırdı ve rûhunu teslîm etti... “EVLADINA DİYETİNİ ÖDE!” Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki: “Benden sonra âdet olmayacağını bilsem, seni katlederdim. Ammâ var git, o yiğidin evlâdına akça borcunu ver, yanî diyetini öde!” Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” bu derece âdil idi. Askerin ahvâline çok fazla alâka gösterirdi. Hattâ o yiğidin vefât ettiği yer bir aylık yol idi. Bu uzaklıkdaki yoldan çağırdığı gibi, Medîne-i münevverede, izzet ve saâdet ile oturduğu yerde, o yiğidin bağırmasını işitip, üç kerre “lebbeyk” demesinin sebebi bu idi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT