BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye nereye gidiyor

Türkiye nereye gidiyor

Ankara’nın gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, takip ederken başımız dönüyor adeta. Geçen hafta tartıştığımız yargı krizi ile ilgili sıcak tartışmaların buharı tüterken dün sabaha, bambaşka bir gündem maddesi ile başladık. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 49 emekli ve muvazzaf askerle ilgili verdiği arama ve gözaltı kararı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dün sabah 8 ilde harekete geçti. İki eski kuvvet komutanı, 2 eski ordu komutanı ile muvazzaf iki tümamiralin gözaltına alınması herkesi şaşırttı. Zanlılara yöneltilen suçlama, “Hükümeti yıkmak için örgüt kurmak”.



Ankara’nın gündemi o kadar hızlı değişiyor ki, takip ederken başımız dönüyor adeta. Geçen hafta tartıştığımız yargı krizi ile ilgili sıcak tartışmaların buharı tüterken dün sabaha, bambaşka bir gündem maddesi ile başladık. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 49 emekli ve muvazzaf askerle ilgili verdiği arama ve gözaltı kararı ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dün sabah 8 ilde harekete geçti. İki eski kuvvet komutanı, 2 eski ordu komutanı ile muvazzaf iki tümamiralin gözaltına alınması herkesi şaşırttı. Zanlılara yöneltilen suçlama, “Hükümeti yıkmak için örgüt kurmak”. Savcılığın yürüttüğü soruşturma, “Balyoz Güvenlik Harekât Planı” ile ilgili. Darbe planı olduğu iddia edilen Balyoz Planı, Taraf Gazetesinde yayımlanmıştı. Bu yayının ardından hem Genelkurmay hem de savcılık soruşturma başlatmıştı. Taraf Gazetesi elindeki 5 bin sayfalık orijinal olduğu iddia edilen bilgi ve belgeleri savcılığa teslim etmişti. Savcılık bu belgeleri incelemeye başlamıştı. Ürkütücü iddialar içeren plana tepki gösteren Genelkurmay Başkanı da konuya ilişkin Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın idari bir soruşturma başlattığını ve bu soruşturma sonuçlarını kamuoyu ile paylaşacaklarını duyurmuştu. Askeri Savcılık da konuya ilişkin soruşturmaya başlamıştı. Hakkında arama ve gözaltı kararı verilen 49 askerin Balyoz Planı ve onu destekleyen diğer ek planlarda imzaları olduğu ve savcılığın eldeki delillerde mevcut imzaları Adli Tıp’ta incelettirdiği iddia ediliyor. 5-7 Mart 2003 tarihleri arasında 1.Orduda icra edilen plan seminerinde bir darbe planı mı tartışıldı? 150’nin üzerinde general ve subayın katıldığı bir seminerde böyle bir planın tartışılması olasılığı zayıf. O dönemde bu plan seminerine katılan emekli bir general ile 2 hafta önce sohbet ettim. Kendisi dün gözaltına alınanlar arasında. Taraf Gazetesi’nde yayınlanan planın seminerde tartışılan planla ilgisinin olmadığını, orada “1.Ordu geri bölge emniyet planı”nın tartışıldığını söyledi. Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan’ın seminerin açılış ve kapanış konuşmalarında senaryonun dışına çıkan konuşmalar yaptığını hatırladığını belirtti. Böyle bir darbe planı var mı-yok mu? Onu bilmiyoruz. Varsa bile seminerde tartışılan plan ile o planın farklı olduğu muhtemel. 2002-2006 yılları arasında yaşanan anormal gelişmelerden sonra kesin olarak” Böyle bir plan olamaz” demek zor. Bunu tespit etmek yargının görevi. Belki seminerde böyle bir plan tartışılmadı. Ama dönemin Başbakanına YAŞ’ta, “ ayağınızı denk alın” dediğini söyleyen eski ordu komutanı sınırlı bir ekiple iddia edilen Balyoz Planını hazırlamış olabilir. Bunu bilmiyoruz. Kefil olmak zor. Mahkemenin hem arama hem de gözaltı kararıyla işe başlamasının nedeni merak ediliyor. Yargı çevreleri, “Savcılık ya delil karartma şüphesini taşıyor ya da elde gözaltını gerektirecek yeterli delil var” yorumunu yaptılar. Genelkurmay başkanı gezisini iptal etti. Bu gelişmeler yaşanırken günboyu genelkurmay karargahında kimseye ulaşamadık. Askeri savcılığın ve Kara Kuvvetleri’nin yaptığı inceleme ve soruşturmanın sonuçları, belki yakında kamuoyuyla paylaşılır. Herkes bu gelişmelerle “ Türkiye nereye gidiyor?” diye soruyor. Türkiye’nin bir yere gittiği yok. Bir hukuk devletinde olması gerekenler oluyor. Orta yerde “ darbe planı” diye ağır bir iddia var. Yargı da bu iddiaların gerçek olup olmadığını araştırıyor. Gözaltına alınanlar arasında çok üzüldüğüm ve kahramanlıklarına şahit olduğum insanlar var. Ama herkesin bu ağır iddialar karşısında yargı aracılığıyla aklanması, eğer iddia edildiği gibi suç işlemişse de sonuçlarına katlanması demokrasinin gereği. Bu sürece kimse müdahale etmemeli, taraf olmamalı, yargıyı rahat bırakmalı. Yargı da usul hataları yapmamalı ve masumiyet karinesine özen göstermeli. Hızlı hareket etmeli. Kimse mağdur edilmemeli. Suç işlediği ispat edilen kim olursa olsun cezasını çekmelidir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT