BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Namaz, bedendeki baş gibidir

Namaz, bedendeki baş gibidir

Dinde, imandan sonra namaz gelir. Namaz, bedendeki baş gibidir. Bu kadar önemli olan ibadetin zayi olmaması için, şartlarına uygun kılınması lazımdır. Namazın şartları, farzları vardır...



Dinde, imandan sonra namaz gelir. Namaz, bedendeki baş gibidir. Bu kadar önemli olan ibadetin zayi olmaması için, şartlarına uygun kılınması lazımdır. Namazın şartları, farzları vardır. Bunlar yerine getirilmezse namaz olmaz: 1-HADESTEN TAHARET: Gusül ve namaz abdestinin alınması. (Dün bahsetmiştik) 2-NECASETTEN TAHARET: Namazda; bedende, elbisede ve namaz kılacak yerde dirhem miktarından çok necaset bulunmaması. (Dirhem miktarı yaklaşık 4.8 gramdır) 3-SETR-İ AVRET: Namazda örtünmesi gereken yerlerin örtülmesi. 4-KIBLEYE DÖNMEK: Namazı Kâ’be-i şerîf istikametinde kılmak farzdır. Bilmeyen araştırır, bir bilene sorar, pusuladan istifade eder. Araştırmadan kılarsa, kıbleye rastlamış olsa bile, namazı kabul olmaz. Araştırır fakat isabet ettiremezse namazı kabul olur. 5-VAKİT: Namaz kılmak için vaktin girmiş olmasıdır. Bir namaz, vakti gelmeden önce meselâ beş dakika önce kılınırsa, sahîh olmaz. Hem de, büyük günâh olur. 6-NİYET: Niyet, iftitâh tekbîri söylerken edilir. Daha önce de niyet etmek câizdir. Namaza niyet etmek demek, ismini, vaktini, kıbleyi, imâma uymayı irâde etmek, kalbinden geçirip, kılmayı tercîh etmek demektir. 7-İFTİTAH TEKBİRİ: İftitah tekbiri, ilk tekbir farzdır, namaz içindeki tekbirler ise sünnettir. İftitah tekbiri namaza başlarken, “Allahü ekber” demektir. Başka kelime söylemekle olmaz. 8-KIYAM: Kıyâm, ayakta durmak demektir. Ayakta duramayan hasta, oturarak kılar, oturamayan hasta, sırtüstü yatıp başı ile kılar. Yüzü, semâya karşı değil, kıbleye karşı olması için, başı altına yastık konur. Ayakları kıbleye karşı, dizlerini dikerek yatar. Rükü ve secdeleri ima ile yapar. Her halükârda namaz kılmamız şarttır. Kişinin şuuru yerinde ise, namazını kılmak zorundadır. (Hıristiyanlar gibi, sandalyeye, sıraya oturarak, masaya secde ederek namaz kılınmaz.) 9-KIRAAT: Kırâat, ağız ile okumak demektir. Yalnız kılanın bile kendi işitecek kadar sesli okuması şarttır. Kendi kulakları işitecek kadar sesli okumaya, hafîf okumak denir. Yanında olan kimselerin de işitecekleri kadar sesli okumağa, “cehrî” yâni yüksek sesle okumak denir. 10-RÜKÜ: Namaz kılan, sûreden sonra, tekbîr getirerek rükü’ya eğilir. Rükü’da, erkekler parmaklarını açıp, dizlerin üstüne kor. Sırtını ve başını düz tutar. Rükü’da, bacaklar ve kollar dik tutulur. Kadınlar parmaklarını açmaz, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. 11-SECDE: Namazın şartlarından biri de secdedir: Secdede el parmakları, birbirine bitişik, kıbleye karşı, kulaklar hizâsında, baş iki el arasında olmalıdır. Alnı temiz yere, yani taş, toprak, tahta, yaygı üzerine koymak farz olup, burnu da beraber koymak vâcib denildi. Yalnız alnı koymak mekrûhtur. 12- KADE-İ AHIRE: Son rek’atta, tehıyyât okuyacak kadar oturmak farzdır. Erkekler, otururken, sol ayağını parmak uçları sağa doğru dönük olarak, yere döşer. Bu ayağın üzerine oturur. Sağ ayağını dik tutar. Bunun parmakları yere değer. Parmaklarının ucu, kıbleye karşı biraz bükülmüş olur. Böyle oturmak sünnettir. Kadınlar “Teverrük” ederek oturur. Yanî, kaba etlerini yere koyarak oturur. Uylukları birbirine yakın olur. Ayaklarını sağ taraftan dışarı çıkarır. Ettehıyyatüden sonra salli barik ve Rabbena atina... okuduktan sonra selam verilerek namazdan çıkılır. Farzdan sonra, hemen son sünnete kalkmak, arada bir şey okumamak, lâzımdır. Peygamberimiz, farzı kılınca “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârekte yâ zelcelâli velikrâm” diyecek kadar oturup, fazla oturmaz, hemen son sünneti kılardı. “Âyet-el-kürsî” ile tesbîhleri, farzla sünnet arasında okumazdı. Bunları, son sünnetten sonra okumak lazımdır. Farzdan önceki sünnetler de, böyle olup, farz ile sünnet arasında bir şey okunursa, namazın sevâbı azalır. (Geniş bilgi için, TAM İLMİHAL SEADET-İ EBEDİYYE kitabına bakılmalıdır)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT