BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Derviş Muhammed “kuddise sirruh” -1-

Derviş Muhammed “kuddise sirruh” -1-

Bu zât bir sohbetinde, buyurdu ki; (bir kimse, Bir Allah adamını, tanır ve sever ise.Sevgisi nisbetinde, ondan faidelenir, Yâni onun kalbinden, kalbine feyz gelir. Onun, Rabbi iledir, her bir işi mutlaka, Yalnız O’na güvenir, dönüp de bakmaz halka.



Edep ve tevâzu... Bu zât bir sohbetinde, buyurdu ki; (bir kimse, Bir Allah adamını, tanır ve sever ise. Sevgisi nisbetinde, ondan faidelenir, Yâni onun kalbinden, kalbine feyz gelir. Onun, Rabbi iledir, her bir işi mutlaka, Yalnız O’na güvenir, dönüp de bakmaz halka. İnsanlar onu sevse, yahut sevmese de hiç, Duymaz bu şeylerden bir üzüntü ve sevinç. Çünkü iyi bilir ki methetse de bugün halk, Yarın hiç belli olmaz, söver düşman olarak. Kimin Rabbine karşı, tam ise ittibâsı, Onun insanlarla da, iyi olur arası. Kâmil bir Müslümanda, iki ziynet bulunur, Bunlardan biri “Edeb”, diğeri Tevâzu”dur. İnsanlar edeb ile, Allah’a yaklaşır hep, Vâsıl olamamıştır, O’na hiçbir bî-edeb. Peygamberlerden gayri, hiç kimsenin elbette, Garantisi yoktur ki, kurtulsun âhirette. Hem çok korkmak gerekir, hem de ümitli olmak, Ancak böyle mümkündür âhirette kurtulmak. Mutlak emin olmak yok, mutlak ümitsizlik de, Müsâvi olmalıdır, her ikisi birlikte.) Dediler, (Tasavvufta, ilerleyen kimseler, Giyse mahzur olur mu, kıymetli elbiseler?) Buyurdu; (O bu yolda, maksada ulaşmışsa, Yani “Fen┠denilen, bir makama varmışsa, Kalpte Hak’tan gayriye, kalmamışsa bağlılık, O şeyler, o kimseye, bir zarar vermez artık. Çünkü onun kalbinde, yalnız Rabbi kalmıştır, Başka hiçbir şey ile, ilgisi kalmamıştır. O kimse bunun için, ne giyse üzerine, Yine de mâni olmaz, kalbin zikretmesine. Hattâ uykusu bile, zikirdir, gaflet olmaz, Çünkü o, uykuda da, Rabbini hiç unutmaz. Kalbi gâfil değildir, aslâ Hak teâlâdan, Çünkü hep anmaktadır, Rabbini hiç durmadan. Bu makama varmayan, ama böyle değildir, Kalbi Hak teâlâdan, gayriyle ilgilidir. Fakat yeni elbise, buna da zarar vermez, Yâni kalbin zikrine, mâni olur denemez. Çünkü din büyükleri, büyük imâmlar dahî, İmâm-ı a’zam ile Abdülkadir Geylânî. Hepsi de giymişlerdir, kıymetli elbiseler, Bildiriyor bunları, çok kıymetli eserler. Değeri o gün için, bin, hattâ dört bin dirhem, Gümüş olan cübbeyi, giymiştir Fahr-i âlem. İmam-ı a’zam dahi kendi talebesine, (Kıymetli elbiseler giyiniz) derdi yine.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT