BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İktidarda en uzun süre kalan isim KAANÛNÎ

İktidarda en uzun süre kalan isim KAANÛNÎ

Türkiye tarihinde 50 yıla ulaşmış hiçbir devlet başkanı yoktur. 1074’ten günümüze kadar rekor, ancak 46 yılla Kaanûnî Sultan Süleyman’ındır. Cumhuriyet tarihimizin rakipsiz iktidar rekortmeni ise 29 yıl ile İsmet İnönü’dür.



Çağımızda olduğu gibi geçmişte de devlet yönetimimizde doruktaki iki makam, devlet başkanlığı ile başbakanlıktır. 1923’ten bu yana cumhurbaşkanı ve başbakan... Daha önceleri halkın pâdişah dediği hâkan-halîfe ve sadrâzam denen imparatorluk başbakanı... Padişah, diyebilirim ki, arzusu ve yeteneği oranında devlet işlerine girerdi. İkinci Selim (1566-1574), Dördüncü Mehmed (1648-1687) gibi hükümdarların, devlet işlerini, sadrâzamlara bıraktıkları görülür. Yavuz Sultan Selim (1512-1520), Dördüncü Murad (1623-1640), İkinci Abdülhamid (1876-1909) gibilerin, devletin her alanına müdahale ettikleri bilinir. 1950’den sonra -bir kaç kesintiye rağmen -iktidarın sandıktan çıktığı bir gerçektir. Başbakanlığa gelince: Atatürk’ün, Raûf Orbay, Fethi Okyar, İsmet İnönü 3 asker başbakandan sonra ancak son yılında bir sivile, Celâl Bayar’a başbakanlık verdiği görülür. 1918-1939 dünyası, günümüzden tamamen bambaşka bir dünyadır. Tarihçi olmayan ve o dünyayı tanımayan, bilmeyen yazarlar, Atatürk’ü saçma sapan ithamlarla eleştirmişlerdir. 1945’ten sonra başka bir dünya, 1990’dan sonra gene bambaşka bir dünya doğdu. Sonra, başbakanlık makamı sivilleşti. Son asker Bülent Ulusu’dur (1980-1983). Ama Çankaya (cumhurbaşkanlığı) için dört yıldızlı paşalıkta direnme görülür. İnönü (1938-1950), Cemal Gürsel (1960-1966) Cevdet Sunay (1966-1973) Fahri Korutürk (1973-1980) Kenan Evren (1980-1989), 4’ü genelkurmay başkanlığı yapmış orgeneral, biri kuvvet komutanı oramiraldir. Sivil cumhurbaşkanları Celâl Bayar (1950-1960), Turgut Özal (1989-1993), Süleyman Demirel (1993-2000), Necdet Sezer (2000-2007), Abdullah Gül’dür. Bunlardan Sezer, yüksek bürokrat olduğu, politikadan gelmediği için, istisnadır. Bizde cumhurbaşkanının yetkileri büyüktür, sembolik Avrupa cumhurbaşkanlığı yoktur. Onun için cumhurbaşkanının politikadan gelmesi şarttır. Mutlaka milletvekilliği yapmış, Meclis’te çalışmış bulunması gerekir. Meclis’e yabancı bir cumhurbaşkanı çok aksaklık çıkarır. Ancak Çankaya’ya çıkar çıkmaz, mensup bulunduğu partisi ile ilgisi kesilir ve bütün partilere eşit davranmaya mecburdur. Cumhuriyet tarihimizin rakipsiz iktidar rekortmeni İsmet İnönü’dür: 16 yıl, 11 ay, 26 gün başbakan + 11 yıl, 6 ay, 12 gün cumhurbaşkanı = 29 yıl, 6 ay, 8 gün. Bu rekor artık kırılamaz ve asla kırılmamalıdır, demokrasilerde böyle şey olmaz. 1320’den yıkılışa kadar Osmanlı tarihinde sadrâzamlık rekoru 22 yıl, 4 aydır. Bu tesbit, İnönü’nün olağan dışılığını gösterir. Padişahların saltanat müddetleri başka bahistir. Zira hükümdarlar çocuk yaşta tahta çıkabilirler ve ölümlerine kadar kalırlar. Atatürk’ü 2. sıraya alıyorum: 23 Nisan 1920’den itibaren devlet başkanı 3 yıl, 6 ay, 6 gün + cumhurbaşkanı 15 yıl, 12 gün = 18 yıl, 6 ay, 18 gün. Atatürk, Gürsel ve Özal, Çankaya’da ölerek müddetlerini tamamlayamamışlardır. Süleyman Demirel, Atatürk’ten ancak 14 ay eksiktir: cumhurbaşkanı 7 yıl + başbakan 10 yıl, 4 ay, 12 gün = 17 yıl, 4 ay, 12 gün. Sonra Celâl Bayar: başbakan 1 yıl, 2 ay, 24 gün + cumhurbaşkanı 10 yıl, 6 gün = 11 yıl, 3 ay. Adnan Menderes başbakan olarak 10 yıl, 6 gün. Kenan Evren devlet başkanı + cumhurbaşkanı olarak 9 yıl, 10 ay, 27 gün. Turgut Özal başbakan 5 yıl, 10 ay, 19 gün + cumhurbaşkanı 3 yıl, 5 ay, 8 gün = 9 yıl, 3 ay, 23 gün. Sunay ve Korutürk ile Sezer 7’şer yıl cumhurbaşkanlıklarını tamamladılar. Ama başbakanlık müddeti ile Tayyip Erdoğan’ı öne almak gerekiyor. Bu isimler dışında başbakanlıkta en çok kalan Şükrü Saraçoğlu‘dur: 4 yıl, 1 ay, 5 gün. DÜNYA REKORTMENLERİ Bütün dünya tarihinde -kesin kronoloji verilemeyen firavun Birinci Pepi hariç -en uzun müddet devlet başkanlığında kalan kişi, Fransa kralı 14. Lui’dir (Louis): 72 yıl, 3 ay, 18 gün (1643-1715). Öyle pek de yaşlı ölmedi, zira 5 yaşında tahta geçmişti, 77 yaşında ömrünü tamamladı. Fransızların Güneş Kral dedikleri Pek Katolik unvanını taşıyan bu hükümdarın rekoru değil kırılmak, böyle bir şeyi akıldan geçirecek devletlü bile yoktur. Günümüzde İngiltere kraliçesi İkinci Elizabeth de 1952’de tahta geçti, 58 yıl oldu, rekora gidiyor. Ancak büyük babasının baba annesi Victoria’nın 64 yıllık rekoru (1837-1901) duruyor. Ama henüz 84 yaşında olan Kraliçe’nin annesi 102 yaşında ölmüştü. Asrımızda Avusturya-Macaristan imparator-kralı Franz Joseph 68 (1848-1916) ve Japonya imparatoru (şimdikinin babası) Hiro Hito 63 (1926-1989) yıl tahtta kaldı. Monarşinin, devletin doruğunda cumhuriyete nazaran istikrar sağladığı ve zirve mücadelesini önlediği âşikârdır. Türkiye tarihinde 50 yıla ulaşmış hiç bir devlet başkanı yoktur. 1074’te Anadolu Fâtihi Birinci Sultan Süleyman-Şâh Selçuklu’dan günümüze kadar rekor, ancak 46 yılla Kaanûnî İkinci Sultan Süleyman’ındır (1520-1566). Son asırlarda tahtın babadan büyük oğula geçmesi sistemi bırakılarak hânedânın en yaşlı şehzâdesinin hükümdar olması, Osmanoğulları’nda uzun saltanatları önledi. Faydaları, kardeş katlini önlemesidir. Osmanlı, Avrupa’daki ve diğer Türk devletlerindeki gibi hânedan prenslerine -hem de çok defa irsî ülkeler yönetimi verilmesi sistemini de önlemek istemiş ve önlemiştir. Ancak en yaşlı prens sistemi, babadan oğula sisteminin yanında daha az sağlıklıdır. ABDÜLHAMİD HAN TAHTA KALSAYDI Bir de Osmanlı’da padişah tahttan indirmek ve öldürmek, Avrupa tarihinden epey fazladır ve imparatorluğun sonuna kadar sürmüştür. Meselâ İkinci Abdülhâmid ölümüne (76 yaşına) kadar tahtta kalabilseydi 42 yılla Osmanlı tarihinde Kaanûnî ve Ertuğrul Gazi’den sonra 3. olacaktı. Tabiatiyle Balkan ve Cihan Savaşları’na da girmeyeceğimiz için biz de imparatorluğumuzu İngiltere, Fransa, Hollanda gibi 1950’ye doğru ve makûl sınırlarla tasfiye edebilecektik. Tabiatiyle bunlar hayalî tarihtir, geçerliliği yoktur. Ancak ibret alınabilir. İktidar yıllarının sınırlı bulunduğu cumhuriyet rejiminde veya taçlı demokrasilerde böyle rekorlar mümkün değildir. Lâzım da değildir...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT