BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sevgili Peygamberimiz hakkında birkaç kelime...

Sevgili Peygamberimiz hakkında birkaç kelime...

“Ey Peygamber! Biz seni hakîkaten bir şâhit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle O’na çağıran ve nûrlandıran bir ışık olarak gönderdik”



Bugünkü makâlemizin hemen başında birazcık, kelâmların en güzeli olan, yüce Allah’ın kelâmı Kur’ân-ı kerîmde medhedilen, bütün insanlara ve cinnîlere Peygamber olarak seçilip gönderilen, Allahü teâlânın Habîbi, yaratılmış bütün insanların ve diğer mahlûkâtın her bakımdan en üstünü, en güzeli, en şereflisi, son ve en üstün Peygamber Muhammed aleyhisselâmdan âyet-i kerîmelerde nasıl bahsedildiğini ele alalım: “Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik” [Enbiyâ, 107], “Ey Peygamber! Biz seni hakîkaten bir şâhit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle O’na çağıran ve nûrlandıran bir ışık olarak gönderdik” [Ahzâb, 45], “Senin için bitmeyen-tükenmeyen [sonsuz] mükâfât vardır. Elbette sen büyük bir [en büyük] ahlâk üzeresin” [Kalem, 3-4], “Rabbin sana [çok ni’met] verecek, sen de râzı olacaksın” [Duhâ, 5], “Allah ve melekleri, Resûle salât ediyorlar [Allah’ın salâtı ona rahmet etmesi, meleklerin salâtı ise ona istiğfâr okumaları ma’nâsındadır]; ey îmân edenler, siz de O’na salât u selâm getirin [mü’minlerin salâtı ise, ona duâ etmeleri anlamındadır]“ [Ahzâb, 56] gibi âyet-i kerîmelere muhâtap olan Sevgili Peygamberimizin Mevlidi [doğum zamanı], Rebîul-evvel ayının 11. ve 12. günleri arasındaki [bu sene 25 Şubat Perşembe’yi 26 Şubat Cumaya bağlayan] gece idi. Resûlullah Efendimiz buyurmuştur ki: “Bir şeyi çok seven, elbette onu çok anar.” [Deylemî] [Resûlullahı seven de, onu çok anar.] “Peygamberleri anmak, hâtırlamak ibâdettir.” [Deylemî] “Allahü teâlâ, bir kimseye söz ve yazı san’atı ihsân ederse, Resûlullahı övsün, düşmânlarını kötülesin” hadîs-i şerîfine uyularak, asırlardır mevlid kitapları yazılmış ve okunmuştur. Şüphe yoktur ki, Allahü tealâyı sevenin, O’nun Resûlü’nü de sevmesi vâciptir, farzdır. Ayrıca onun yolunda olan sâlih kulları da sevmesi lâzımdır. Resûlullah’ı çok sevmek lâzım olduğu konusunda, pekçok İslâm âlimi birçok kitap yazmıştır. Çünkü, başta “Sahîh-i Buhârî” olmak üzere, birçok hadîs kitâbında yer alan bir hadîs-i şerîfte, “Bir kimse, beni çocuğundan, babasından ve herkesten daha çok sevmedikçe, îmân etmiş olmaz” buyuruldu. Ya’nî o kişinin îmânı kâmil, olgun olmaz. Yüce Rabbimiz: “Peygamber, mü’minlere canlarından evlâdır, ileridir, daha yakındır; [O, mü’minler nazarında kendi nefislerinden, canlarından daha önce gelir; Mü’minlerin, Peygamber’i kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir.] O’nun hanımları da onların anneleridir.....” [Ahzâb, 6] buyuruyor. Yine Allahü teâlâ şöyle buyurmaktadır: “(Ey inananlar!) Andolsun ki, size içinizden [kendinizden] öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız, ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün [üstünüze çokça titreyen], mü’minlere karşı çok şefkatli ve gâyet merhametlidir. (Ey Habîbim Muhammed!) Eğer yüz çevirirlerse [aldırmazlarsa], onlara de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben, sâdece O’na güvenip dayanırım. O, yüce Arş’ın sâhibidir, [O, büyük Arş’ın Rabbi’dir.]“ (Tevbe, 128-129) HER BAKIMDAN EN ÜSTÜN!.. Âlemlere rahmet olarak gönderilen, kâinâtın baş tâcı, ebedî rehberimiz, varlığımızı ve kurtuluşumuzu kendisine borçlu olduğumuz Sevgili Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (aleyhis-selâm) hakkında yazı yazmak, söz söylemek, konferans vermek, va’z etmek aslında çok zor bir iş. Çünkü bir şâir diyor ki: “Her vasfı ki, imtiyâzı hâiz/Târih onu vasfederken âciz.” Sevgili Peygamberimizin şâirlerinden Hassân b. Sâbit(radıyallahü anh)’in şu sözü ne kadar mânidârdır: “Ben, Muhammed Mustafâ(sallallahü aleyhi ve sellem)’dan bahs ederken, O’nu medhediyor değilim; bilakis O’ndan bahsetmek sûretiyle, kendi sözlerimi kıymetlendirmiş oluyorum.” Gönüller Sultânı Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin (kuddise sirruh) kelâmı da çok manâlıdır: “Ben, âlemler genişliğinde bir ağız isterim, tâ ki, meleklerin bile gıpta ettiği O zâttan söz edebileyim.” Burada, Arapça bir şiiri de zikretmeden geçemeyeceğiz. Manâsı şöyledir: “O, beşerden bir beşerdir; fakat taşlar arasındaki yâkût taşı gibidir.” Bu şiirin diğer bir varyantı ise şu şekildedir: “Muhammed (aleyhisselâm) bir beşerdir, fakat alelâde bir beşer değildir. Aslında o bir yâkût, diğer insanlar ise taş gibidir.”
Kapat
KAPAT