BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bir Ermeni’nin dilinden

Bir Ermeni’nin dilinden

Edward Tashji Ermeni asıllı bir Amerikalı. (2005 yılında hayata gözlerini yumdu.) Osmanlı vatandaşı olan anasıyla babası Birinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’ya göçmüşler. Avcıol Yayınevi Edward Tashji’nin ölümünden hemen önce Amerika’da basılan kitabını Türkçe’ye kazandırdı.



Edward Tashji Ermeni asıllı bir Amerikalı. (2005 yılında hayata gözlerini yumdu.) Osmanlı vatandaşı olan anasıyla babası Birinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’ya göçmüşler. Avcıol Yayınevi Edward Tashji’nin ölümünden hemen önce Amerika’da basılan kitabını Türkçe’ye kazandırdı.(*) “Amerika’da doğup büyümüş bir Ermeni”nin tecrübeleri ve görüşleri olması bakımından önemli. Bir hatamızı işaret ettiği şu satırları sizinle paylaşmak istedim: “Modern, lâik Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, eğitim sistemi halkı Birinci Dünya Savaşı öncesindeki ve savaş sırasındaki Ermeni meselesiyle ilgili konularda yeterince eğitmedi” deyip devam ediyor yazar: “Elbette yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim sistemini tenkit etmek mevkiinde değilim. Fakat bir yabancı için bile apaçık ortada ki, Ermenilerin ihanet yılları ve ihtilâl faaliyetleri yeteri kadar okutulmamıştı. Kırk yaşının üzerinde pekçok Türk’le yıllarca devam eden sohbetlerimiz, benim bu iddiamı doğrulamıştır. Kırk yaşının altında olanlar Ermeni meselesi diye bir şeyin varlığından bile habersizdiler. Ta ki, 1973’ten itibaren Ermeni terörizmi Türk diplomatlarının üzerine yürüyüp ABD’de birinci sayfa haberi olana kadar. Peki, niçin? Türk karakteri üzerinde birazcık kafa yormak bile bize, onlarda herhangi bir etnik gruba karşı asla nefret duygusu bulunmadığını gösterir. Yeni Cumhuriyet’te Ermeni aleyhtarı bir tavır oluşturmak istenmemiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın olayları yirmi yıllık Ermeni isyanlarından bahsedilmeksizin anlatılmıştır. Fakat başka sebepler de vardır: Atatürk’ün büyük devrimleri ve Batılılaşma politikaları eğitime öncelik vermişti. Bütün bir millet Latin alfabesi öğrenmek için okullara gitti, sosyal ve dinî hayatta reformlar yapıldı; seçimler, kadın-erkek eşitliği, serbest piyasa rekâbeti, teknolojik ilerlemeler ve daha bir çok şey süratle öğrenilmek zorundaydı. Bütün bunların arasında Türkler Ermenilerle aralarındaki anlaşmazlıkları öğretmek için mantıklı bir sebep bulmadılar. Felsefî olarak yapıcı ve bağışlayıcı bir karar olduğu söylenebilir. Şu işe bakın ki, Türkiye’de nefret duygularının bir yana bırakıldığı o yıllarda, ABD’de Ermeni çocuklarına Osmanlı Türkiyesi’ndeki Ermenilerin çarpıtılmış tarihi ‘öğretilmeye’ başlandı. Nesiller boyu devam etti bu durum. Ermeni Kilisesi’nde ve sosyal kuruluşlarda verilen değişmez gıda olan Türk aleyhtarı duygular ‘nefret tâciri’ bir yeni nesil meydana getirdi. Ve onların da kaderi aldıkları nefret mirasını bir sonraki Ermeni gençliğine devretmekti.” Bitip tükenmeyen bir miras... ....... (*) Ermeni İddiaları-Gerçekler Açıklanmalıdır, Avcıol Yayınevi
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT