BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hukuk aşağı hukuk yukarı

Hukuk aşağı hukuk yukarı

Dipnot niyetine: Avrupa Birliği Komisyonu tarafından Türk yargı sisteminin işleyişi konusunda hazırlanan raporda (2004), mahkemelerde avukatlar aşağıda yer alırken savcıların hakimlerle aynı kürsüde oturmasının tarafların eşitliği ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekilmişti. Adil yargılamada davanın iki tarafı durumunda olan savcı ile avukatların eşit haklara sahip olması gerektiği hatırlatılmıştı.



Dipnot niyetine: Avrupa Birliği Komisyonu tarafından Türk yargı sisteminin işleyişi konusunda hazırlanan raporda (2004), mahkemelerde avukatlar aşağıda yer alırken savcıların hakimlerle aynı kürsüde oturmasının tarafların eşitliği ilkesine aykırı olduğuna dikkat çekilmişti. Adil yargılamada davanın iki tarafı durumunda olan savcı ile avukatların eşit haklara sahip olması gerektiği hatırlatılmıştı. “Bağımsız yargı” sloganını 10. Yıl Marşı gibi söyleyenler bu konuyu hiç dillendirmiyor. Savcı, nihayetinde kamunun avukatıdır. Cumhuriyet savcısı deyince görev tanımının üzerine kutsallık kılıfı geçirilmiş gibi oluyor. O aramasın, o tesir etmesin, kimse bunlara karışmasın.. Görev tanımı değişince isteyen herkes arayabilir..Gücü yetiyorsa tesir de edebilir. Nihayetinde iddia edendir. Karşısında bir de savunan olacak. Hakim de iki tarafı dinleyip karar verecek..Ne hikmettir bilinmez barolar da bu konuda sessiz. Kamuya mal olmuş böyle bir talepleri yok.. ....... İyi öğretmen, iyi doktor deyince bir şeyler anlayabiliyoruz. İyi hakim, iyi savcı yahut başarılı bir hakim başarılı bir savcı deyince ne anlamalıyız? İyi doktora gidebilirsiniz, iyi öğretmeni tercih etmenin bir yolunu bulabilirsiniz.. İyi hakime iyi savcıya gitme ya da tercih etme şansınız var mı? ... Hastaneye gittiğiniz zaman sağlık hizmeti satın almış oluyorsunuz. Alternatif var. Yabancılar da gelirse, rekabet olursa kalite artar, standart yükselir beklentisi var. Davacı olarak mahkemeye gittiğiniz zaman talep ettiğiniz şeyin adı ne? Bir adı varsa bu hizmeti en iyi şekilde almak için diğer hizmet ve ürünlerde olduğu gibi, yabancılar da piyasaya girerse..rekabet olursa..alternatifler çoğalırsa standart yükselir diyemeyiz. Her ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Peki ne yapıyoruz? Bu iyi hakimle, iyi savcı ile aşılacak bir konu mu? Bir gün bizde de başka ülkelerde gördüğümüz gibi önemli davalar üç celsede karara bağlanabilecek mi, böyle bir hedefimiz var mı? On sene önce bu soruyu bana sorsaydınız, bu hizmetlere milli gelirden daha fazla pay ayırmak lazımla başlar bir sürü şey sıralayabilirdim. Sonra şunu fark ettim. Kayıt dışılık bizim ülkemizde nasıl ki bir zaruret ise..Bu yapı içinde yargının işleyişinin de hantal olması, işlerin sürüncemede kalması, davaların yıllarca sürmesi bir zaruret. Netlik, kesinlik, berraklık..tam karşılamıyorsa tutarlılık veya tıkır tıkır işleyen bir yargı sistemi, mevcut yapının işine gelmez. Sistemin çelişkileri absorbe edilemez. Her şey altüst olur. Bu problem mahkemelerin yükünü azaltmak için sayılarını artırmakla, daha çok para ayırmakla, altyapı eksiklerini tamamlamakla personel sayısını üçe beşe katlamakla aşılamaz. Ekonominin yarısının kayıt dışı olmasını hangi sebeplerle normal sayıyor, zımnen rıza gösteriyorsak bu hizmetlerin sürüncemede kalması da aynı sebeplerle oluyor. Kayıt dışılık yüzde 50’den 45’e, 40’a, 30’a ve nihayet 10’a, 5’e inince yargının işleyişi de aynı oranda hızlanır ve standartlar yükselir. Ekonomideki kayıt dışılık sadece yargıyı yavaşlatmıyor, iradenin de dirayetin de aynı oranda kayıt dışılığına sebep oluyor. Benim geldiğim son nokta bu...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT