BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘EURO’ya neler oluyor?

‘EURO’ya neler oluyor?

Uluslararası para piyasalarını izleyenler müşahede etmiş olacaklar; ‘EURO’ son günlerde, dolar karşısında, bire bir paritenin de altına düşmüş bulunuyor. Filhakika, ‘euro’, tedavüle çıktığı tarihten bu yana, dolara karşı, % 17 mertebesinde değer kaybetmiş gözüküyor.



Uluslararası para piyasalarını izleyenler müşahede etmiş olacaklar; ‘EURO’ son günlerde, dolar karşısında, bire bir paritenin de altına düşmüş bulunuyor. Filhakika, ‘euro’, tedavüle çıktığı tarihten bu yana, dolara karşı, % 17 mertebesinde değer kaybetmiş gözüküyor. Bir kısım ekonomistler, bu durumu, kestirmeden, Amerikan ekonomisinin başını alıp gitmesiyle izah ediyorlar. Ancak, ‘euro’, sterling ve yen’e karşı da, pek dik duramamaktadır. ‘Euro’ bölgesindeki ekonomiye bakıldığında, durum, ilginçtir; bu düşüşü pek izah etmiyor. Euro bölgesini şu sırada karakterize eden bariz eğilim, büyümenin giderek kuvvet kazanmakta olduğudur. Fransa’da işsizlik, % 10.6 ile, son yedi sekiz yılın en düşük ortalamasıdır. Aynı istikamette gelişmeler Almanya’da da gözleniyor. İtalyan ekonomisi iyi sinyaller vermeye devam ediyor. Euro bölgesi, toplu olarak bakıldığında, hatta, cari fazla bile vermektedir. İşte bu koşullar altında, euro bölgesinin, giderek artan düzeyde yabancı sermaye çekmesi beklenirken, fiiliyatta, bunun tamamen tersi bir gelişme ile karşı karşıya bulunuluyor. 1999 yılının ilk on aylık döneminde euro bölgesinin cari fazlası 38 milyar dolar olduğu halde, bölgeden kaçar sermaye, 99 milyar doları bulmuştur. Neticede, euro bölgesinde göstergeler iyimser bir hava çalarken, yatırımcılar bölgeden uzaklaşıyorlar. Yatırımcı, bölgede, daha sürdürülebilir ve her halükârda enflasyonsuz bir büyümenin, temel ve müstakar koşullarını aramaktadır. Buna ilave olarak, yatırımcı, keza, sürdürülebilir siyasi istikrara da bakmaktadır. Almanya ve Fransa’da görülen zikzaklar, böylesine, aranan bir ortama, pek yardımcı olmamaktadır. Avrupa para birliği bünyesinde faaliyet gösteren Avrupa Merkez Bankası da, başından bu yana kendisine temel hedef tayin ettiği fiyat istikrarı ile, ‘büyüme’ gereği arasında, sıkışıp kalmıştır. Enflasyonist baskıları daha kaynağında önleyebilmek için, faiz hadlerine müdahale etmesi beklenen Banka, milli hükümetlerin büyüme tercihleri karşısında ve önceki başarısız deneyimlerinin de etkisiyle, düşük profilde, sessiz kalmayı yeğliyor. Öyle görünüyor ki, euro’nun kendisini toparlaması, başta Avrupa’nın, enflasyonsuz, belirgin büyümesine ve biraz da, Amerikan ekonomisinin hızının kesilmesine bağlı olacaktır. Çarelerden biri Avrupa’nın elinde olsa bile, diğeri, hiç değil. Sepetinde euro’ya, ilk günlerin heyecanı içinde genişçe yer veren Merkez Bankamız, acaba, gelişmeleri nasıl görüyor? Bu yeni koşullarda, portföyündeki varlıklarını nasıl sıralıyor?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT