BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Avusturya’daki “ırkçı koalisyon”a tepki

Avusturya’daki “ırkçı koalisyon”a tepki

Avrupa’nın baskısına rağmen Avusturya Cumhurbaşkanı Thomas Klestil’in, Schüssel liderliğindeki muhafazakâr “Halkın Partisi” ile Haider’in liderliğindeki aşırı sağcı “Özgürlükçü Parti”ye yeşil ışık yakarak ve Avrupa’nın uyarılarına ve halkın protestosuna aldırmayarak...



Avrupa’nın baskısına rağmen Avusturya Cumhurbaşkanı Thomas Klestil’in, Schüssel liderliğindeki muhafazakâr “Halkın Partisi” ile Haider’in liderliğindeki aşırı sağcı “Özgürlükçü Parti”ye yeşil ışık yakarak ve Avrupa’nın uyarılarına ve halkın protestosuna aldırmayarak, Avusturya’da bir “Irkçı Koalisyon”un kurulmasını engellememesi üzerine İsrail ile ABD, elçilerini Viyana’dan çekerken, Avrupa Birliği’ne dahil Almanya, Danimarka, İsveç, Finlandiya ve Norveç’in AB’nin üyesi olan Avusturya ile siyasî ilişkilerini dondurduğunu, Belçika’nın ise bu ülkeye yaptığı siparişleri iptal ederek, ekonomik yaptırım uyguladığını medya haberlerinden biliyoruz. Geçen yılın ekim ayında yapılan Avusturya genel seçimlerinden sonra, aradan geçen üç aydan fazla zamana rağmen, Sosyal Demokratlarla Halkın Partisi’nin bir türlü anlaşamamaları üzerine oluşan yeni koalisyon hükümetine ülke içinden ve dışından tepki gösterilmesinin başlıca nedeni ise Özgürlükçü Parti lideri 50 yaşındaki Jörg Haider’in Nazi yanlısı ve ırkçı söylem ve açıklamalarıyla Avusturya’daki yabancılara ve mültecilere beslediği ve ifade etmekten sakınmadığı husumetinden kaynaklanmaktadır. Her ne kadar Muhafazakâr Parti’nin lideri Wolfgang Schüssel yeni koalisyon hükümetine Başbakan olurken, Nasyonal Sosyalist eğilimleriyle tanınan Özgürlükçü Parti’nin lideri Jörg Haider koalisyon hükümetinde görev alamamış ve onun yerine Özgürlük Partisi üyesi Suzanne Riess-Passer Başbakan yardımcılığına getirilmişse de, Yeni hükümet yine de “Faşist Haider” sloganını atan binlerce gösterici tarafından protesto edilmiştir. AB’nin 1995’te aralarına katılan Avusturya’nın yeni hükümetine karşı gösterdiği bu tepkinin nedeninin; koalisyon hükümetindeki bir partinin geçmişte ırkçı görüşler savunmaktan ve sadece bundan kaynaklandığı gözönünde tutulursa, AB’nin bütün “Aşırı akımlar”a karşı ne kadar duyarlı olduğu ve olacağı daha iyi anlaşılır. Gerçekten, en gelişmiş Avrupa ülkeleri, bu tepkileri ile demokrasiyi ortadan kaldırmak veya demokratik rejimi yıkmaya çalışmak gibi bir niyet atfedilemeyen ve sadece ırkçı görüşleri savunan bir partinin yer aldığı “Koalisyon Hükümeti”ni demokrasinin güvenliği yönünden sakıncalı bulduklarını ortaya koymuşlardır. AB’nin bu tutumu, çağdaş demokrasilerin, her türlü aşırı akımı politik hayatın dışında bırakan bir “Sınırlı Plürazlim”i benimsediklerini ve demokratik hoşgörü ile tahammülün bile aşılmaması gereken bir sınırı bulunduğunu ortaya koymuşlardır. Kanaatimizce AB’nin bu ölçüsü, Türkiye’de her türlü aşırı görüşlerin serbestçe ifade edilebileceğini savunan çevrelere ciddi bir “uyarı” olmalıdır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT