BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hayâl ürünleri

Hayâl ürünleri

Hayalsiz hiçbir sanat ürünü biçimlenemez. Hem malzemeyi incelten, dokuyan hayaldir. Sinemada, romanda, resimde, bütün dallarda bu geçerlidir. Ama insan bakışı her hayalde bir gerçek parçası, kendisine benzer durumlar arar; bunu aramakta da haklıdır.



Hayalsiz hiçbir sanat ürünü biçimlenemez. Hem malzemeyi incelten, dokuyan hayaldir. Sinemada, romanda, resimde, bütün dallarda bu geçerlidir. Ama insan bakışı her hayalde bir gerçek parçası, kendisine benzer durumlar arar; bunu aramakta da haklıdır. Çünkü karşısındaki eserle kendisi arasında bağlar, bağlantılar kurmak ister. Eğer kendinden birşeyler bulursa o esere ısınır. Türk sinemasının bir zamanlar hep aynı zengin kız-fakir delikanlıyı işleyen filmlerle boşu boşuna zaman kaybettiğini hatırlayalım. Şimdiki olumlu çabalara, değerli ürünlere o zaman girişilseymiş, sinemamız bugün dünyadaki yerini çoktan almış olurdu. Dizi filmlere bakıyorum, kurmaca konulardan oluşmuş genellikle. Hayatta böyle birşey olmuş mudur ya da olabilir mi sorusunu sorduğum böyle diziler var. Kimisinde bir üst insan, bir bakıma eski destan kahramanlarından mülhem, bıçkın, silahı belinde, kurtarıcı rolünü üstlenmiş, pislikle mücadele eden fakat pisliğe bulaşmış tipler var. Şimdi günün modası bu. Ama her dakika elde silah görmenin de çocukları silaha özendirmekten başka bir işe yaramadığını bilmeliyiz. Bu demektir ki silahını kapan, kahraman kesiliyor. Silahın masadaki sürahiden de daha büyük bir ihtiyaç görünümünü almasıdır bu. Diyeceksiniz ki, “Hem bütünüyle hayal olmasın diyorsunuz hem de silahlı adamları yadırgıyorsunuz... Gerçek bu değil mi? Şimdi birçok insan silahıyla birlikte yaşamıyor mu?” Olabilir ama, filmin her bölümünde baştan sona silah göstermenin anlamını bulup çıkaramıyorum. “Bizim de kovboylarımız bunlar herhalde” diye düşünüyorum. Kurmaca dedim; birtakım fantezilerden yola çıkıyorlar, insan psikolojisini pek hesaba kattıklarını sanmıyorum. Şu olayda şu insanın davranışı ne olurdu sorusu pek kimsenin aklına gelmiyor. Toplumumuza bakmış olsak, konu uydurmaya gerek kalmayacağını, yüzlerce binlerce romanlık, dizilik olayın ve insanın var olduğunu görebileceğiz. Biraz gerçeğe dönelim ve bu gerçekleri bir yana koyduğumuzu yarın öbür gün gündem değiştiğinde unutulup gideceğini, aklımızdan çıkarmayalım. Sadece bir Karınca Ezmez Şevki bile başlı başına roman ya da dizi kahramanıdır.. Bir insan bir futbol takımına naskıl bu denli bağlanabilir, onu nasıl benliğinde bu denli yaşar, hasta döşeğine kadar o sevgiyi yanında taşır? Doğrusu araştırılması gereken bir konudur. Ama o hepimizin bildiği biri, ya bilinmeyenler? Onları da çevremize bakarak, bulup çıkarabiliriz.. Yeter ki inandırıcılığı hissedilsin. Fanteziler bir noktaya kadar çekilir, bir süre sonra insan gerçeği istemeye başlar. Haber programların gerçek hayattan toplum kesitlerinden sunduğu canlı ve etkili haberler onun için izleyicinin büyük ilgisini çekiyor.. Ama sürekli ve baştan sona gerçeği izlemek de bıkkınlık verir. Hatta kötümserliğe, ümitsizliğe sebep olur. Demek ki sanat eseri bütün bunlardan başka birşeydir. Hem gerçek hem de hayalle örülü birşey.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 102657
    % -0.63
  • 5.4598
    % -0.17
  • 6.2134
    % 0.06
  • 7.1829
    % 0.41
  • 230.417
    % 0.72
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT