BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İZMİR; deniz, güneş, tarih ve eşsiz bir tabiat!

İZMİR; deniz, güneş, tarih ve eşsiz bir tabiat!

Dünyaca bilinen Artemis Tapınağı, Meryem Ana Evi ve Efes Antik Kenti’yle meşhur İzmir; denizin her zaman mavi, güneşin her zaman parlak olduğu sahilleri ile tam bir cazibe merkezi...



Dünyaca bilinen Artemis Tapınağı, Meryem Ana Evi ve Efes Antik Kenti’yle meşhur İzmir; denizin her zaman mavi, güneşin her zaman parlak olduğu sahilleri ile tam bir cazibe merkezi... Antik dönemdeki “Smyrna” ismini Amazon Kraliçesi’nden aldığı söylenen 8 bin 500 yıllık İzmir, gün gelir savaşlarla yıkılır köy yapılır, gün gelir zenginleşir, ihtişamlı bir şehir olur. Efsaneye göre Makedonya Kralı Büyük İskender bu bölgeyi aldığında, bir gün Pagos Dağı (bugünkü Kadifekale) eteklerinde avlanmaya gider, bir ağacın altında uyuya kalır. Rüyasında, Smyrna şehrini, bulunduğu yerde tekrar kurması istenir. Böylece İzmir tekrar bugünkü yerinde kurulur... Ülkemizde “Güzel İzmir” olarak anılan şehir, uzun ve dar bir körfezin başında yer alır. Tarihî ve kültürel dokusuyla kendine has bir kimliği bulunan Türkiye’nin 3. büyük şehri İzmir, canlı ve kozmopolit bir yapıya sahip. Medeniyetler buketi olan bu metropol, binlerce yıllık tarihî boyunca ev sahipliği yaptığı çeşitli milletlerden izler taşımakta; derinliği olan bir tarih ve kültür şehri olarak karşımıza çıkmakta. HAKLI BİR ŞÖHRET Çok kültürlülüğün gülümseyen yüzü olan İzmir’in, çok kültürlü hoşgörünün izlerini günümüzde de sosyal ve demografik yapısında taşıdığı görülür. Ege Denizi’nin meltem esintilerini alan İzmir; çevresindeki tabii ve tarihî zenginlikleriyle öne çıkan Bergama, Çeşme, Foça, Kemalpaşa, Selçuk, Tire, Urla gibi belde ve ören yerleriyle hak edilmiş bir şöhrete sahip. 629 kilometrelik sahili, dünyaca meşhur arkeolojik eserleri, jeotermal kaynakları ile İzmir, turizmin göz bebeği, ülke çapında bir çekim merkezi. İlde 127 adet Turizm İşletme Belgeli Tesis, 49 adet Turizm Yatırım Belgeli Tesis mevcut. Bu tesislerde toplam 39 bin 916 yatak bulunmakta. Denizin her zaman mavi, güneşin her zaman parlak olduğu sahilleri ile meşhur İzmir, ana karaya uzanan körfezin etrafını sarıyor. ORTA YERİ KONAK İpekyolu’nun batıdaki 5 bin yıllık liman şehri, İzmir’in merkezi Konak. Burası düzenlenmiş, her an cıvıl cıvıl. Meydanı tarihî Saat Kulesi, Yalı (Konak) Camisi, Hükümet Konağı gibi ‘inciler’ süslüyor. İşgal kuvvetlerine ilk kurşunu atan Hasan Tahsin anıtı da bu meydana başka bir anlam katıyor. İzmir’in simgesi olan ve Sultan İkinci Abdülhamit Han’ın tahta çıkışının 25. yılında yapılan Saat Kulesi, İzmirlilerin buluşma noktası. Zarafetiyle göz kamaştıran kulenin saatini, Alman İmparatoru 2. Wilhelm hediye etmiş. Meydanla özdeşleşen Küçük ve zarif Konak Camisi 18. yüzyıl Osmanlı eseri. 7 küçük kubbesi ve tek şerefeli minaresi olan caminin dış cephesi de 19. yüzyıl Kütahya çinileriyle süslü... Arkada bulunan 1868-1872 yıllarında yapılmış Hükümet Konağı binası da bu güzellikleri tamamlıyor. Meydanın çevresinde, kültür ve sanat hayatını canlı tutan birçok yapı bulunmakta. KEMERALTI ÇARŞISI Konak Meydanı’nın hemen yanında tarihî Kemeraltı Çarşısı başlıyor. Birçok yapının bulunduğu çarşının bazı yerlerine araç giremiyor, kalabalıklar yürüyerek gezebiliyor. Hanlar, yeme içme mekanları, çiçekçiler, kunduracılar, balıkçılar çarşısı gibi çeşitlilik görülebiliyor. Eski liman bugünkü Hisarönü Camisi’nin bulunduğu yere kadar uzanıyormuş. Liman etrafında kurulmuş çarşı, kavisli bir şekil gösteriyor. Kemeraltı’nın en egzotik yerlerinden biri Hisarönü. Lokantalar, tatlıcılar, kahveler ve çeşitli dükkanlarla, oldukça karmaşık sokaklarla çevrili. Hisar Camisi, buranın belirleyici yapısı. Çarşı bünyesinde Kızlarağası ve Çolakoğlu gibi tarihî hanlar da bulunmakta. Restore edilmiş bu yapılarda dükkânlar açılmış, her an kalabalık, hep cıvıl cıvıl... KORDONBOYU BAŞKA Konak’tan Cumhuriyet Meydanı’na iki yol gider; sahildeki 1. Kordon, iç taraftaki de 2. Kordon. Şairlere ilham kaynağı olmuş romantik gün batımı, imbatı, kafeleri, balık lokantaları, şık mağazaları, koşu ve bisiklet parkurlarıyla ünlü Alsancak semtinin ‘inci kolyesi’ sahil şeridi, Kordonboyu... İzmirlileri bir araya getiren etkileyici bir mekân. Kordon’daki Pasaport İskelesi, kahveleri ile ünlü; burası İzmir’in ilk iskelesi... Kadifekale için tırmanışa geçiyoruz, kabadayılarıyla nam yapmış ‘Eşrefpaşa’dan geçiyoruz. Kale ve etrafı kırsal kesimden çok göç almış, derme-çatma binalar yapılmış. Yetkililerden, buranın kentsel dönüşüme tabi tutulacağını duyunca rahatlıyoruz. KUŞBAKIŞI MANZARA Kadifekale, 186 metre yüksekliğiyle, İzmir’i ve limanı kuşbakışı görüyor. Coğrafyacı Strabon’a göre, bir zamanlar kaleden limana kadar düzgün taşlarla döşenmiş caddeler, ticaret merkezi agora, tahıl ambarları, tiyatro, stadyum ve başka yapılar varmış, burası en güzel 12 İon şehrinden biri imiş... Kalenin eteklerinde Namazgah semtinde bulunan Agora, kalıntılarıyla bir zamanların ihtişamını ortaya koyuyor. Celsus Kütüphanesi Selçuk ve Efes’te saklı hazine İzmir’e 74 kilometre mesafede bulunan Selçuk, içinde barındırdığı eserlerle “Kültürlerin Zirvesi” nitelemesini hak ediyor. Artemis Tapınağı, Meryem Ana Evi, en görkemli antik kentimiz Efes, İsa Bey Camii, Selçuk Kalesi, Su Kemerleri ve Şirince’deki sivil mimari örnekleriyle bir tarih hazinesi... Burası, pırıl pırıl bir kumsala sahip olan doğal SİT alanı Pamukçuk koyuna da sadece 9 kilometre mesafede. Uygarlıklar merkezi Efes Antik Kenti’nin, Romalılar döneminde Asya Eyaleti’nin başkenti, 200 bin kişilik nüfusuyla da Anadolu’nun en kalabalık şehri olduğu belirtilmekte. Bu antik kent, yılda 1.5 milyon turistin ziyaret ettiği en önemli kültürel mirasımız. Efes Artemis Tapınağı, klasik dönemde dünyanın 7 harikasından biriydi. Efes antik kentine gelen binlerce ziyaretçi Liman Caddesi’nde yürür, Büyük Tiyarto’da etkinlikleri izler, Celsus Kütüphanesi’nin ihtişamı karşısında nefeslerini tutar, Meryem Ana Evi’ni ziyaret eder, diğer sayısız tarihî eserleri hayranlıkla seyreder... Ama, taa oraya kadar gidenler, antik kente giriş biletinin 20 lira olduğunu görünce sormadan edemiyor; bu fazla değil mi? En batı ucunda bir ÇEŞME Konak’tan sahili takip ederek Güzelbahçe’ye, Urla’ya gidiyoruz. Urla, İzmir’in en uzun sahili, aynı zamanda zengin tarihî eserleri de bulunmakta. Körfezin hemen önünde bulunan, bir kısmında yerleşim olan 12 ada da ilgi çekiyor. Güzel sahillerini, balıkçı barınaklarını geçerek Karaburun’a, oradan Çeşme’ye varıyoruz. Buraları işgal eden, adeta terkedilmiş şehir manzarası oluşturan binlerce yazlık var!.. Birkaç gün veya ay için bunca sahil işgal edilir, bunca masraf yapılır mı, milli servet böyle hor kullanılır mı? Çeşme; şifalı sıcak suları, altın kumu, güneşi ve denizi ile ünlü bir tatil beldesi. İzmir’in en batı ucunda, aynı adı taşıyan yarımadada kurulmuş. Buz gibi suların aktığı çeşmelerden dolayı bu ad verilmiş. Çarşısı, sivil mimari örnekleri ve kalesi dikkatimizi çekiyor. Kalenin önünde Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın anıtı bulunmakta. Restore edilmiş görkemli kalesine giriyor, Osmanlı Donanması’nın 1770’te Ruslara yenildiği deniz savaşının hatıralarına bakıp hüzünleniyoruz... Fuar ve Bergama İzmir için büyük önem taşıyan, İzmirlilerin ‘fuar’ dediği Kültürpark; hem fuar hem de kültürel faaliyetler için kullanılan palmiyelerle kaplı bir yeşil ada. İzmir Körfezi’nin karşı kıyısı da “Karşıyaka”, nezih bir ilçe. Burada yaşayanlara göre, ‘Karşıyakalılık’, İzmirlilikten biraz daha fazla bir şey, bir artı, bir ayrıcalık!.. İzmir’e 101 kilometre uzaklıkta bulunan Bergama, Türkiye’nin en çok ziyaret edilen ören yerlerinden biri. Pergamon antik kentinin ihtişamıyla bilinen ilçe, tarihî Osmanlı eserleri ve eski Rum evleriyle de ilgi çekiyor. Anadolu’ya giren Büyük İskender’in ordusu, elde ettiği savaş ganimetlerini Pergamos adlı hisarda koruma altına alır. İskender’in ölmesi üzerine bu servetle burada bir hanedanlık kurulur. Pergamon 150 yıl Helenistlik Dönemi’nin en parlak kültür merkezlerinden biri olur. Eski Doğu Berlin’deki çok iyi düzenlenmiş Pergamon Müzesi, buradan götürülen eserlerle kurulmuş... Bergama Müzesi, Akropol, Kızıl Avlu, Dikili gibi yerleri gezmek için en az 3-4 saat vakit ayrılmalı... İzmir elbette bunlardan ibaret değil. Şifa kaynağı Balçova Kaplıcaları’nı, Tire’de köy hayatının günümüze ulaşan sempatik dokusunu, Menemen’de çömleğin tebessümünü, Foça’da Akdeniz fokunun selamını, Kemalpaşa’yı, Ödemiş’i, Aliağa’yı ve diğer köşelerini de gezmek, görmek lazım... İzmir köfte İzmir’in mutfağına zeytinyağı, otlar ve deniz ürünleri damgasını vurur. Ama İzmir Köfte’yi hatırlatmakta fayda var. Soğan rendelenir, bayat ekmeğin içi, kıyma, tuz, karabiber, yumurta karıştırılarak iyice yoğrulur ve parmak uzunluğunda şekil verilir. Patatesler yıkanır, ayıklanır, altıya bölünür, tuzlu suya doğranır, çıkarılıp suyu süzüldükten sonra kızgın yağa atılır, çok az kızartılır, bir tepsinin etrafına dizilir. Köfteler aynı yağa atılıp, çok az kızartılır, tepsinin ortasına dizilir. Aynı yağda 1-2 dakika kızartılmış biberler de köftelerin üzerine konur. Rendelenmiş ve hafifçe sulandırılmış domates veya hafifçe sulandırılmış salça, tepsinin üzerine gezdirilir. Orta hararette bir fırında yarım saat pişirilir... İZMİR ESNAF VE SANATKÂRLAR ODALARI BAŞKANI MUTLU: Ekonomi ikinci planda kalmasın İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Başkanı Zekeriya Mutlu; krizlerin, istikrarsızlığın en çok esnaf ve sanatkarı etkilediğini söylüyor. Çiftçinin ve diğer kesimlerin gelirleri düşünce, bunun doğrudan esnafı etkilediğini anlatan Mutlu, ekonomi ile ilgili konuların devamlı siyasetin arka planında kalmasının da kendilerine zarar verdiğini belirtiyor. Enflasyon ve faiz oranlarının düşmesiyle çoğu kişinin bankalardan uzun vadeli kredi aldığını anlatan Mutlu; vatandaşın her ay önce banka borcunu ödediğini, geride harcanacak para kalmadığını, bundan da en çok esnafın zarar gördüğünü söylüyor, bankaların kârını da buna bağlıyor. TEŞVİKLER ÖNEMLİ Esnaf ve sanatkarın ülkemizin istikrarı ve ekonomisi için taşıdığı önemi hatırlatan Mutlu, ilgililerin bu konuda daha duyarlı olmasını istiyor. Vergi veren, büyük istihdam oluşturan, Türkiye’nin bel kemiği olan esnafın, bu sıkıntılı günlerde desteklenmesi gerektiğini ifade eden Zekeriya Mutlu, yapılması gerekenleri de şöyle sıralıyor: Esnafın birikmiş borçları düşük faizle uzun vadelere yayılmalı; vergi ve SSK borçları meselesine makul bir çözüm bulunmalı, uygun finans imkânları bulunmalı; büyük alışveriş merkezleri için düzenleme getirilmeli. Üretim yapan bu kesime ARGE desteği verilmeli, maliyetlere yönelik katkı sağlanmalı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT