BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > VİTİLİGO HASTALIĞI: Beyaz lekelerin sırrı

VİTİLİGO HASTALIĞI: Beyaz lekelerin sırrı

Derimizin renk kaybına uğramasıyla oluşan beyaz plaklarla seyreden Vitiligo, gerekli tedavi uygulandığında iyileşebilen bir rahatsızlık olarak görülmektedir



AİLE DOKTORU Hazırlayan: Uzm. Dr. S. Hilmi ÖZKIRIŞ İç Hastalıkları Uzmanı Derimizin renk kaybına uğramasıyla oluşan beyaz plaklarla seyreden Vitiligo, gerekli tedavi uygulandığında iyileşebilen bir rahatsızlık olarak görülmektedir Değerli okuyucularımız, bu haffta Burhan Artuç ve Engin Sucu başta olmak üzere birçok okuyucumuzdan gelen sorular üzerine sizlere Vitiligo hastağından bahsedeceğim. Aslında ismini pek duymadığımız ama çevremizde karşılaştığımız bu rahatsızlığın görünüm dışında insana bir zararı yoktur. Vitiligo; cildimizde renk kaybı sebebiyle oluşan düzensiz, beyaz alanlar şeklindeki görünümdür. Ala, baras, ebreş ve albino olarak da adlandırılan bu cilt hastalığı, birden veya aniden gelişen düz, doğal desenli renk kaybına uğramış deri bölgeleri şeklinde görülür. Vücudun herhangi bir bölümünde oluşabileceği gibi en sık yüz, kollar, dudaklar, eller, kollar, bacaklar ve genital bölgelerde görülür. Nokta kadar küçük, avuç içi kadar büyük, bazen de tüm vücudu etkileyebilir. Vitiligolu alandaki tüyler de beyaz olabilir ama genellikle gridir. Çoğunlukla ergenlikle birlikte başlar. Toplumda her yüz kişinin 1-2’sinde görülür. Her yaşta olabilir, ancak hastaların yarısı 20 yaşın altındadır. Erkek ve kadında aynı orandadır. Siyah ırkta daha çoktur. HASSAS RUHLULAR RİSK ALTINDA? Vitiligonun ortaya çıkış sebebi, deriye rengini veren “melanosit” denen hücrelerin azalması sonucu renk üretilememesidir. Bu hücrelerin niçin azaldığı kesin olarak bilinmemekle beraber genlerde ortaya çıkan bazı bozukluklar, bağışıklık sisteminin bozulması sonucu vücudun melanositleri yıkması, bu hücrelerin kendi kendini yok etmesi gibi sebepler yüzünden melanositlerin azaldığı sanılmaktadır. Ayrıca hastalığın ortaya çıkmasında ya da daha şiddetlenmesinde güneş yanığı, stres, ateşli hastalıklar, deride meydana gelen çarpma tarzı travma gibi faktörler etkin rol oynar. Genelde hassas yapılı insanlarda sıkıntılı, üzüntülü bir dönemin sonunda ortaya çıkar. Genetik faktörleri de unutmamak gerekir. Vitiligoluların % 30’unun ailelerinde benzer durum vardır. BU HASTALIĞIN ZARARI VAR MI? Şikâyetler genellikle estetik kaygıyla ilgilidir. Deri hastalıklarında sık rastladığımız kaşıntı, yanma gibi herhangi bir belirti olmaz. Ama hastalar yaşama kalitesi yönünden oldukça etkilenir. Vitiligolu hastaların çoğunda ve özellikle de genç yaş grubunda kızgınlık, utangaçlık, içe kapanma olabilir. Okul başarısı etkilenebilir. Arkadaşlık kurulması zorlaşabilir. Anksiyete ve depresyon gelişebilir. Zor ama tedavisi var Yüz bölgesi, tedaviye en iyi cevap veren yerlerden biri. Ayrıca hastayı en rahatsız eden de bu bölgedir. Vitiligo hastalığı gerçekten tedavisi zor bir rahatsızlıktır. Amaç, renk hücrelerinin tekrar normal çalışmasını sağlamaktır. Kremler, ultraviyole (ışık) tedavileri, bazı ağızdan alınan ilaçlar günümüzde en sık kullanılanlardır. Erken teşhiste tedavi daha başarılıdır. Krem tedavileri sınırlı alanlarda Vitiligosu olanlara uygulanabilir. Başarı hastaya göre değişir. En sık kullanılan kortizonlu kremlerdir. Kortizon içermeyen bazı kremler de yenilikler arasındadır ve başarılı olabilirler. Az sayıda hastaya uygulanabilen normal derinin, Vitiligolu alana nakledildiği cerrahi yöntemler üzerinde halen çalışılmakta. Makyaj ve boya, kolay ve güvenlidir. Tüm deri renklerine uygun kozmetikler mevcuttur. Bu bir tedavi yöntemi değildir, görünümü geçici olarak düzeltir ama hastaları görünüş açısından çok rahatlatır. KENDİLİĞİNDEN GEÇEBİLİR Vitiligolu hastaların ortalama yüzde 10-20’sinde sıklıkla güneş gören yerlerde ve daha çok genç hastalarda deri rengi, değişik oranlarda kendiliğinden geri gelebilir. Hastalığın tekrarlama ve başka bölgede çıkma ihtimali de vardır. Vücuttaki her beyaz leke Vitiligo olduğu anlamına gelmez. Bulaşıcı bir hastalık veya alerjik bir durum da değildir. Ayrıca diğer insanların sağlığı için bir tehdit oluşturmaz. JACKSON AİLESİ DE VİTİLİGO PENÇESİNDE Michael’ı beyazlaştıran hastalık Geçtiğimiz haziran ayında 51 yaşında hayatını kaybeden efsanevi popçu Michael Jackson da 80’li yıllarda Vitiligo’ya yakalanmıştı. O yıllarda tıp, hastalık için birşey yapamıyordu ve Michael da vücudundaki beyaz lekeleri makyajla kapatıyordu. Sonraları ise Michael, artan beyaz lekeleri geri kazandıracak tedavi yöntemlerini uygulatmak yerine, vücudunda kalan siyah renkleri de kimyasal ilaçlarla açtırmıştır. Ayrıca Jackson’ın büyük oğlu Prince’de de beyaz lekelerin yavaş yavaş belirmesi, Vitiligo’nun genetik olduğunun ilginç bir delili... Diğer yandan, tarih boyunca özellikle siyahiler arasında Vitiligo, ırkçılığa karşı bir nimet olarak görülmüştür. TAVSİYELER Çay, kahveyi azalt havucu bol bol tüket >> Vitamin eksikliği ve kansızlık olanlarda Vitiligo daha hızlı yayılır. Tiroid, şeker, böbrek ve B12 vitamin eksikliği rahatsızlıkları varsa mutlaka tedavi edilmelidir. >> İlaçların yanında polen ve üzüm pekmezi gibi bazı doğal besinlerle takviye uygundur. >> Sarı ve turuncu renkli meyveler, sebzeler (kayısı, şeftali, hurma, malta eriği, kavun, havuç gibi) A vitamini içerdiği için renk hücrelerini uyarıcı özelliği vardır. >> Çay, kahve, sigara, alkol gibi sinir sistemini etkileyen alışkanlıkların çok fazla kullanılması Vitiligo tedavisini ters yönde etkiler. GÜNEŞ ZARARLI MI? >> Tedavi haricinde güneşe maruz kalmak veya bronzlaşmak Vitiligoyu belirginleştirir. Deride doğal savunma yeteneği kaybolduğu için kolaylıkla güneş yanığı gelişebilir. Bu da yeni leke ve hatta cilt kanseri demek! Bu sebeplerle en az 15 faktörlü bir güneş koruyucu devamlı kullanılmalı ve uygun giysiler giyilmelidir. OKUYUCUYA CEVAP Ayağınız kesilecek! > Sami Kal Babam 72 yaşında diyabet hastası, 60 gün önce baypas oldu, ayakları kesilecekmiş, muallakta kaldık? CEVAP: Sami Bey, babanızın ayağında şeker hastalığının sebep olduğu kangren mevcut. Tedavisi ise ciddi perhiz, yoğun ilaç ile birlikte kanın besleyemediği ölü dokuların kesilip atılmasıdır. Hekimler ölü dokuların kesilmesinin şart olduğunu söylemişlerse, derhal gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde kangren hayatı tehdit eder. Kan sulandırıcı ağızdan kesilip INR denen tahlil takibi ve günlük heparin tedavisi ile ameliyata alınabilir. Geciktirmemenizi tavsiye ederim. Ama şunu da unutmayın ki, perhiz ile ilaç da şarttır. Nodülü aldırın... > R.K. / KONYA 40 yaşında,1.60 boyunda, 52 kiloyum. 18 yıl önce soğuk nodül ameliyatı oldum. Cerrah biyopsi yaptırmamı istedi. Çok kararsızım. CEVAP: Kıymetli okuyucumuz, sizdeki nodül ilaçla geçebilecek seviyeyi aşmış. Bu sebeple aldığınız ilaca hayat boyu devam edeceksiniz. Ama ince iğne aspirasyon biyopsisi yerine mutlaka ameliyatla sağ lobun tamamı alınarak çıkan parçanın biyopsisinin yapılması çok uygun olur. Önceki nodülünüz soğuk yani hipoekoik iken bu nodülünüz hiperekoik yani hormon üretme ve çalışma açısından aktif olduğunu gösterir. Soğuk nodüller tedavi edilmezse kanserleşme riski taşır! Teyze spor yap! > Nevrin Kavukçuoğlu 75 yaşında, 150 boyunda, 75 kilodayım, tansiyonum yüksek, ilaç konusunda tereddütlerim var. CEVAP: Teyze, kilon fazla. Yardımla da olsa bol bol mekik ve ayakta ellerin belde, dizlerini sırayla bükerek karnına çekebildiğin kadar çekme hareketini yap. Sofrada tuzu, hamur işi ve tatlıları kaldır. Öğün başı 1’er dilim kepek, çavdar ekmeğini geçme, çayına şeker katma. Bol bol yeşillik tüket. Zeytinyağlı sebzelileri, kuru bakliyat ile suda buğulama balığı tercih et. Moralini yüksek tut. Tansiyonun 12/7 civarlarında seyrediyorsa ilaç kullanmayabilirsin. Yükseliyorsa hekim kontrolünde ilacını kullan, başkalarına itibar etme. e-mail: aile.doktoru@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No: 23 Yenibosna-İSTANBUL
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT