BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Kalbleri de tedavi edebilir misin?..”

“Kalbleri de tedavi edebilir misin?..”

Salihlerden biri, hastalıklar ve tedavilerinden bahseden bir doktor gördü. Ona şöyle sordu: “Ey bedenlerin tedavi edicisi! Kalbleri de tedavi edebilir misin?”



Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin (Ma’rifetnâme) adlı eseri çok kıymetlidir. Onda yazılı hadîs-i şerîflerde buyuruyor ki: (Mes’ûd o kimsedir ki, dünyâ onu terk etmezden önce, o dünyâyı terk etmiştir.), (Arzûsu âhiret olup, âhiret için çalışana, Allahü teâlâ dünyâyı hizmetçi yapar.), (Yalnız dünyâ için çalışana, yalnız kaderinde olan kadar gelir. İşleri karışık, üzüntüsü çok olur.) ÖLÜMDEN ÖNCEKİ HER ŞEY... Dünyâ zıll-i zâildir. Ona güvenen nâdimdir. O seninle kalsa da, sen onunla kalmazsın. Dünyâdan çıkmadan önce, kalbinden dünyâ sevgisini çıkar. Dünyâ lezzetlerine aldanmayan, Cennet ni’metlerine kavuşur. İki âlemde azîz ve muhterem olur. Ölümden önce olan her şeye dünyâ denir. Bunlardan, ölümden sonra fâidesi olanlar, dünyâdan sayılmaz. Âhiretten sayılırlar. Çünkü dünyâ, âhiret için tarladır... Dünyâda olanlar ahkâm-ı islâmiyyeye uygun kullanılırsa, âhirete fâideli olurlar. Hem dünyâ lezzetine, hem de âhiret ni’metlerine kavuşulur. Mal iyi de değildir, kötü de değildir. İyilik, kötülük, onu kullanandadır. O hâlde, mel’ûn olan, kötü olan dünyâ, Allahü teâlânın râzı olmadığı, âhireti yıkıcı yerlerde kullanılan şeyler demektir... *** Anlatıldığına göre salihlerden biri bir cemaatin yanından geçiyordu. Baktı ki, bir doktor, hastalıkları sayıyor ve bahsettiği her hastalığın nasıl tedavi edileceğini tarif ediyordu. Salih kişi doktora seslendi, “Ey bedenlerin tedavi edicisi! Kalbleri de tedavi edebilir misin?” Doktor “evet, hastalığını bana anlat” dedi. Salih kimse “Bahsettiğim kalbi atışında da büzülüşünde de günahlar karartmıştır. Onun tedavisi var mıdır?” dedi. “SEN NE İYİ BİR DOKTORSUN” Doktor şu cevabı verdi: “Böyle bir kalbin ilâcı, gece-gündüz Allah’a yalvarmak, yakarmak, O’ndan af dilemek, O’na ibadet etmeye koyulmak. O’ndan özür dilemektir. Kalblerin tedavisi böyledir, şifa ise gaiblerin bilicisi olan Allah’tandır.” Doktordan bu cevabı alan salih kişi yüksek bir nara atarak ağlaya ağlaya yoluna devam etti. Yürürken şöyle dedi: “Sen ne iyi doktorsun, kalbimin tedavisini doğru bildin...” Doktor sözlerini şöyle bitirdi: “Bu tarifim, tövbe ederek kalbiyle tövbelerin kabul edicisi olan Allah’a yönelenlerin tedavisidir.” O salih zat, doktordan bu sözleri duyunca “Allah” diye bir nara attı ve ruhunu teslim etti...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT