BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > TV’ler her kesime zarar veriyor!

TV’ler her kesime zarar veriyor!

Dün, son yıllarda entelektüel kesimden pek çok kimsenin televizyonlarını kapattıklarından seyretmediklerinden bahsetmiştik.



Dün, son yıllarda entelektüel kesimden pek çok kimsenin televizyonlarını kapattıklarından seyretmediklerinden bahsetmiştik. Televizyona tepki sadece ülke içinden değil dünya çapında yürütülen kampanyalar da var. Mesela, 14 yıldır devam eden her sene nisan ayının son haftası gerçekleştirilen bir kampanya var. Orijinal adı ile, “Turn off TV Turn on Life Week.” Türkçesi, “Televizyonu Kapat/Hayatı Aç, Haftası“... Bu kampanya ile ilgili etkinlikleri düzenleyen sivil toplum örgütleri bir hafta süre ile, insanları; televizyonun bağımlılık yapan bir uyuşturucu olduğunun farkına varmaya çağırıyor.Televizyonun kapı dışarı edilmesi teşvik ediliyor. Aklı başında hemen herkes kendilerini esir alan, istediği yöne sürükleyen bu sihirli kutudan kurtulmak istiyor fakat kurtulan çok az. İsmi üzerinde sihirli kutu, insanı elinde olmadan kendisine bağlıyor. İNSAN İLE HAYVANIN FARKI Televizyon yayınlarına tepkili olanların başında Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun geliyor. Sayın Dursun, kamuoyundan Türk aile yapısına uygun olmadığı yönünde pek çok eleştiri aldıklarını bildiriyor. Yakın akraba arasındaki cinsel yakınlaşmayı normal bir davranış gibi ele alan bir dizi hakkında da, “Dizideki bazı sahnelerin Türk aile yapısına uygun olmadığına karar verilerek cezalandırılmıştır. Takip ediyoruz, belli programların, yayınların Türk aile yapısına uygun olmadığı şeklinde sonuç çıkarsa müeyyide uygulama sistemimiz var. Gerekirse uyarı, özür dileme istenebilecek, program durdurulabilecek, para cezası verilecek” diyor. Ne yazık ki, Türk aile yapısını yıkmak isteyen belli bir kesim RTÜK’ün bu takibine şiddetle karşı çıkıyor, bu uygulamayı “ahlâk zabıtalığı” olarak algılıyor, her şeyin serbest olmasını savunuyor. Her şeyin serbest olmasını savunmak insan ile hayvan arasındaki farkı kaldırmayı savunmak demektir. Çünkü “ahlâk” “namus” sadece insana mahsus bir özelliktir. Bu ölçüsüz, kuralsız yayınlardan sadece Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı değil toplumun her kesimi rahatsız. Çünkü her kesim bundan zarar görüyor: Çocuklar zarar görüyor: Çocuk Psikiyatri Prof. Marcel Rufo, “Televizyon, mükemmel bir suç okuludur. Televizyon, elektronik bir sakinleştirici olması sebebiyle, sürekli televizyon seyreden çocuklarda, uyuşturucu ve sakinleştirici bağımlılığının kolaylaştığı ortaya konuldu. Çok fazla TV izleyen çocukların yemeden, içmeden kesilme, uyuma güçlüğü, kötü rüyâlar görme, ders çalışmaya karşı ilgisizlik, hayâl dünyasında yaşama, TV’deki tiplemeleri ve kahramanları taklit etme, içine kapanma, sosyal ilişkiler kurmada başarısızlık gibi problemlerle karşılaştıkları görülmüştür” diyor. Yaşlılar zarar görüyor: TV’ler vasıtasıyla geleneksel aile yapısı yıkılıp, ailede ferdiyetçilik öne çıkınca, ailede büyüğe saygı, küçüğe sevgi esası ortadan kalktı. Yaşlılar hürmetten, saygıdan mahrum; ya evde işe yaramaz miadını doldurmuş bir eşya muamelesi görüyor, ya da huzurevinin soğuk duvarları arasında ölümünü gözlüyor. KADINA “FEMİNİZM” TUZAĞI!.. Kadınlar zarar görüyor: Diziler, kadın ve evlilik programları sinsice kadınları geleneksel aile konumundan koparıp inançsızlık üzerine kurulu “feminizm“in kucağına atmaktadır. Bayan bakanlarımızdan olan Nimet Çubukçu “İzdivaç” programları ile ilgili şunları söylemişti: “Böyle programları yadırgıyorum. Bu tür programlar şova yönelik...” İnançlı kesim zarar görüyor: Başbakanın tabiri ile “medya vaizleri”, 1400 yıldır dinin bildirdiği her şeyin tersini söyleyerek dinde büyük bir yıkıma sebep olmaktadırlar. Sanki her biri ayrı bir din kurma, şov peşinde. Her biri yazdığı meali ekranda gösterip, “Gerçek İslam burada!” diyor. Böylece meal sayısı kadar farklı düşünce, inanç ortaya çıkıyor. Gerçek İslamın; Kur’ân-ı kerimin tatbik şeklinin fıkıh kitaplarında, ilmihal kitaplarında olduğunu bilmeyen kimselerin aklı karışıyor; kafalarında şüpheler hasıl oluyor. Bir Müslüman için bundan büyük zarar olur mu? Çünkü, şüpheli olan iman, iman değildir!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT