BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Havalı dersin hocası olmak!

Havalı dersin hocası olmak!

İki insan bir araya gelince mutlaka bir yönetim problemi ortaya çıkar. İsterseniz hemen deneyin. O zaman bu yönetim işini ciddiye almak lazım geldiğinde hemfikiriz. Üniversite’de asistanlığa başladığım 1970’li yıllarda aynı kürsüde beraber çalıştığımız bir arkadaşım Fransa’ya iki yıllık bir ihtisas programına gitmek için hazırlanıyordu. Verdiği derslerden biri de ‘Yönetim ve Organizasyon’ idi. Bu dersi kime teklif etti ise kimse kabul etmemişti. Sonunda gerçek dostu olan bendenize bu dersi kabul etmem için rica etti. Ben de kendisini kıramadım kabul ettim.



İki insan bir araya gelince mutlaka bir yönetim problemi ortaya çıkar. İsterseniz hemen deneyin. O zaman bu yönetim işini ciddiye almak lazım geldiğinde hemfikiriz. Üniversite’de asistanlığa başladığım 1970’li yıllarda aynı kürsüde beraber çalıştığımız bir arkadaşım Fransa’ya iki yıllık bir ihtisas programına gitmek için hazırlanıyordu. Verdiği derslerden biri de ‘Yönetim ve Organizasyon’ idi. Bu dersi kime teklif etti ise kimse kabul etmemişti. Sonunda gerçek dostu olan bendenize bu dersi kabul etmem için rica etti. Ben de kendisini kıramadım kabul ettim. Bilmem hâlâ öyle midir? 70’li yıllarda ‘Ekonomi ve İşletme’ bölümünde iktisat makrosu-mikrosu, ekonometri, büyüme teorileri, planlama doğrusalı-stratejik’i ve benzeri havalı dersler hocaların havalarına hava katardı. Bazen anlatanın da anlamadığı karmakarışık monopol ve oligopol piyasalarda arz-talep eğrileri ile süslenmiş bu dersler varken, ‘Yönetim’ idi, ‘Organizasyon’du pek önemsenmezdi. Ayrıca yönetim konusunda ders anlatacak kaynak da çok sınırlı idi. Prof. Kemal Tosun’un bir kitabı vardı kütüphanede birkaç da Amerikan menşeli eski sayı dergiler... Bendeniz bu kaynaklarla o zaman o dersi vermeye çalışmıştım. Memlekette Özal fırtınası esmeye başladığı 80’li yıllardan itibaren yönetimin bilim olarak değeri de artmaya başladı. Özel sektörün patlama tarzında gelişmeye başlaması ve ‘Serbest Rekabet’ anlayışının gelişmesi; şirketleri, kaynaklarını daha etkili yönetmeye sevk etti. İşte o gün bugündür ‘Yönetim ve Organizasyon’ konusu gerek bilim dalı olarak, gerekse uygulama olarak önem kazanmaya devam etti ve etmektedir. Şimdilerde ‘Ben yönetim konusunda kendimi geliştirmek istiyorum’ diyen bir insanın önünde sınırsıza yakın imkân var. Yeter ki bu ihtiyaç hissedilmiş olsun. Sizce bu ihtiyacı hisseden şirket ve yöneticilerin oranı kaçtır memlekette? Bu oranı kestirmek zor. Ama şöyle yapalım isterseniz. Bir hafta boyunca karşılaştığınız her kademeden on yöneticiye ‘Geçtiğimiz ay içinde yönetimle ilgili hangi kitapları okudunuz?’ diye sorun. Bakalım kaç kişiden olumlu cevap alacaksınız. Asker sivil fark etmez. Her yöneticiye sorabilirsiniz...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT