BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Önce tedbir sonra tevekkül!

Önce tedbir sonra tevekkül!

17 Ağustos 1999 tarihindeki Marmara depreminde, 18 bin kişi hayatını kaybetti. Devlet 6 gün sonra, ilk kez Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu kabul ederek “zemin etüdü haritası”nın çıkarılmasını kararlaştırdı.



Elazığ’da meydana gelen depremde 41 kişi hayatını kaybetti. 17 Ağustos 1999 tarihindeki Marmara depreminde, 18 bin kişi hayatını kaybetti. Devlet 6 gün sonra, ilk kez Türkiye’nin deprem kuşağında olduğunu kabul ederek “zemin etüdü haritası”nın çıkarılmasını kararlaştırdı. “Neresi yerleşim bölgesi olacak, nerede çok katlı, nerede tek katlı bina yapılacak? Hangi malzeme kullanılacak?” buna göre şekillenecekti. Fakat yüksek maliyet yüzünden vazgeçildi. Onun yerine sadece inşaat alanlarında zemin etüdü yapılması benimsendi. Yapı denetimi getirildi. Ama bu tedbirlerin yeterli olduğunu söylemek zor. Örneğin yapı denetimi şu anda sadece 19 ilde uygulanıyor. Bazı yerlerde makine mühendislerinin bina denetimi yapmaları “şeklen” doğru olabilir ama, yeni acılar yaşanmaması için eksiklikler giderilmelidir. ODTÜ Deprem Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Polat Gülkan’a göre, depreme karşı devlet gibi vatandaşlara da önemli görevler düşüyor. Çünkü yıkılan evlerde onlar yaşıyor. Gülkan, “Örneğin Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, köylerde deprem ve diğer doğal afetlere dayanıklı evin nasıl yapabileceğini anlatan afişler ve broşürler hazırlatıp dağıtıyor. Ama kimse bunları dikkate almıyor” dedi. Depremden önce yapılacaklar ihmal edilmemeli. Dün Marmara’da bugün Elazığ’da yaşananların acı mesajı buydu. Elektronik savaş kâbusu “Bir ülkenin desteklediği dijital korsanların gönderdiği virüsler yüzünden, Türkiye’de bankacılık sistemi ve borsa çökmüş... Hastane bilgisayarları felç olmuş... Kontrol kuleleri devre dışı kalmış, havadaki uçaklar inemiyor... Cep telefonları çalışmıyor... Karşıda düşman olmadığı için asker müdahale edemiyor... Ülkede tam bir kaos ortamı hakim...” Bu bir senaryo. Ama eğer “dijital soğuk savaş”a hazır değilseniz, günün birinde gerçeğe de dönüşebilir. Zira korsanlar, 2007 yılında Estonya’ya saniyede 5 bin e-posta göndererek tüm kamu ve bankacılık sistemini devre dışı bırakmıştı. Yeni Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nde, asimetrik tehdidin elektronik yüzü “Sayısal Ortamda Savaş” tehdidi yer alacak mı? Bunu zaman gösterecek. Ancak bu konuda ABD ve Estonya’nın yaşadığı sıkıntılar incelendiğinde, Türkiye’nin de karşı karşıya olduğu tehdit daha iyi anlaşılacaktır. ABD, Çin ve İsrail’in kendi bilişim ağlarının açığını ortaya çıkarıp bunları düzeltmek üzere, uzman bilgisayarcı (hacker) birlikleri oluşturdukları biliniyor. Her geçen gün elektronik bağımlılığı artan Türkiye de artık bilişim tehdidine, milli güvenlik sorunu olarak bakmalıdır. PKK arşivi ne oldu? Hafız Esad, “Türkiye’nin düşmanı benim dostumdur” anlayışı ile PKK’ya kucak açtı. Teröristbaşı bu sayede bölücü örgütü, 1979-1998 yılları arasında Suriye’den yönetti. Kopmak üzere olan Türkiye-Suriye ilişkileri ise 20 Ekim 1998’de imzalanan Adana mutabakatı ile rayına girdi. Şimdi Suriye’yi oğul Beşar Esad yönetiyor. Türkiye-Suriye ilişkileri de tarihteki en iyi dönemini yaşıyor. Bu çerçevede, “Acaba terör örgütünün Suriye’deki arşivi ve banka hesapları ne oldu?” sorusunun cevabı önemlidir. Dünü bilmek, bugüne ve yarına ışık tutacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT