BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya değişiyor! YA BİZ?

Dünya değişiyor! YA BİZ?

Çocuklarımızdan ne de çok şikâyet ediyoruz değil mi? Kendi çocukluk dönemlerimizle kıyaslıyor, davranışlarını yadırgıyoruz... Onu değiştireceğim diye boşuna yorulmayın. Çünkü eski yöntemler çözüm sunmuyor.



Çocuklarımızdan ne de çok şikâyet ediyoruz değil mi? Kendi çocukluk dönemlerimizle kıyaslıyor, davranışlarını yadırgıyoruz... Onu değiştireceğim diye boşuna yorulmayın. Çünkü eski yöntemler çözüm sunmuyor. > A. Faruk Levent (Psikolojik Danışman) Hemen hemen tüm anne-babalar, kendi çocukluk dönemleri ile çocuklarınınkini karşılaştırır ve var olan değişimin sebeplerini anlamaya çalışır. “Bizim zamanımızda bu imkânlar yoktu.”, “Bizim zamanımızda anne babalarımız bize böyle davranırdı.”, “Çocukluğumuzda biz bunları gördük” gibi cümlelerle başlayan birçok konuşma yaparız çocuklarımıza. Oysa dünya dönüyor ve hayat şartları değişiyor. Peki, biz anne-baba olarak çocuklarımıza olan yaklaşımlarımızı değiştiriyor muyuz? Yoksa eski anne-baba tutumlarıyla mı çocuklarımızı yetiştiriyoruz? Günümüzde değişen hayat şartlarının etkisiyle anne-babalık rolü ve çocuk yetiştirme yöntemleri de farklılaştı. Geçmiş yılların; babanın, evin maddi geçimini sağladığı, annenin ise daha çok çocukların bakımı ve evin düzeninden sorumlu olduğu aile yapısı artık değişti. Yeni aile düzeninde, anne kadar baba da çocuğun yetiştirilmesinde etkin rol almaya başladı. Hatta babanın tek otorite olarak kabul edildiği aile yapısından, kararların ailece alındığı daha demokratik bir aile yapısına doğru bir değişim yaşanıyor. Çocukların bu değişen aile düzenindeki rolü ise daha belirleyici ve belirgin hale geldi. DENGELİ VE TUTARLI OLUN Özetle, çocukların eğitiminde kullanılan klasik anne-baba tutumları geçerliliğini yavaş yavaş kaybediyor. Bu sebeple, çocuk yetiştirmek için sadece eski alışkanlıklar ile yetinmeyip, yeni yöntemlerle çocuklarımızı yetiştirmeye çalışmamız gerekiyor. Bir eğitimci olarak, aşırı otoriter ya da aşırı ilgisiz yaklaşım sergilemek yerine daha dengeli ve tutarlı olabilmenin çok daha etkili olduğunu söyleyebiliriz. Gerçek anlamda, anne ve baba olabilmek aslında bir sanattır. Doğrusunu isterseniz bunun bir okulu da, öğretmeni de yoktur. Bizler kendimizi iyi bir ebeveyn olarak ne kadar iyi yetiştirirsek, ne kadar okursak ve değişen şartlara uygun ne kadar kendimizi yenileyebilirsek o kadar etkili bir anne-baba olabiliriz. Çocuğumuzun öğrenme isteğine duvar örmeyelim > Şaban Yılmaz (Rehberlik Öğretmeni) Anne baba çocuklarının öğrenmeye okulda başladığına inanır, belki de böyle inanmak ister. “Nasıl olsa okula gidecek” düşüncesiyle, sorumluluklar da ötelenmiş olur. Ertelenen her görev; daha çok televizyon, daha çok internet ve daha çok özgürlük getiriyor. Anne baba, 0-6 yaş dönemindeki çocuğu için önemli bir rol model olduğunu bilmeli, karakterin oluşumu için bazı hususlara dikkat etmelidir. Mesela; Tutarlılık en tutar dalınız olmalı: Çocuğun karşısına çıkmadan anne babanın kendi arasında uyumlu olması gerekir. Tutumunuz yaşadığınız günlük olaylara göre değişkenlik gösteriyorsa, çocuğun gözünde olumlu bir yere oturtulmaz. Sevgisiz solmayan ne var ki?: Bütün çocuklar, bu sevgi yumağının içinde olmak ister. Bu yumağın dışında kalan çocuksa, sevgiyle zıt alışkanlıklar edinir. Sinirli, kinci ve şiddet eğilimli çocukların %90’ı sevgi payesinden yoksun kalan çocuklardır. Sorularına cevap verin: Çocuk büyümeye devam ettikçe onun ilgisi de çeşitlenmeye ve çoğalmaya devam eder. Çevreye ilgisi artan çocuğun soruları da hızla çoğalır. Onların taleplerini erteleyen ifadeler çocuğun öğrenme isteğine duvar örmektedir. Bu duvarın yükselmesi demek, okul çağında öğrenmeye karşı direnç, öğrenme merakında sönme ve çalışma isteğinde azalma vb. problemlere davetiye çıkarabilir. > MEHMET ALİ DOĞAN kursunkalem@tg.com.tr Merhaba... Ciddiyete renk, teoriye pratik, sıradanlığa akıl katıp sıra dışı bir eğitim bloğu olma hedefiyle yola çıktık. Sizlerden de gelecek değerli katkılarla interaktif bir ortam oluşturmayı amaçlıyoruz. Eğitimle ilgili bütün paylaşımlarınızı bekliyoruz. Hepimiz için hayırlı ve faydalı olması dileğiyle… > Not: Köşemizin isim babası Utku Öztürk’e teşekkürler… Sayfadan taşan hikâyeler Daha güzelini bulamadım Adamın biri, apartmanın birine kapıcı olmuştu. Henüz, apartman sakinlerinin hepsini tanımıyordu. Arada sırada işi olanlar onu markete, manava, vs. gönderiyordu. Apartman sakinlerini yeni yeni tanımaya başlamıştı. Bir gün, bir hanım telaşla kapıcı dairesine gelerek kapıcıyı çağırdı. -Hasan efendi, oğlum bu gün yemeğini evde unutmuş, benim de çok işim var. Oğlumun yemeğini okula götür, kendisine ver. -Hanımefendi, ben sizin çocuğunuzu tanımıyorum ki, yemeğini nasıl vereyim? -Oğlum okulun en güzel çocuğudur, en güzel çocuğa yemeği verirsin, demiş ve işine gitmiş. Kapıcı, öğlen vakti okula varmış, etrafa bakınmış, o esnada kapıcının çocuğu babasını görmüş, sevinçle babasının yanına koşmuş: -Babacığım bana yemek mi getirdin? demiş. Kapıcı çocuğunun açlığına dayanamamış, yemeği çocuğuna vererek oradan ayrılmış. Akşam okul dağıldıktan sonra, kadının çocuğu annesine, ‘neden yemeğimi getirmedin’ diye sitem etmiş. Küplere binen kadın, soluğu kapıcının yanında almış: -Be adam, çocuğumun yemeğini neden götürüp vermedin? Kapıcı cevap vermiş: -Efendim, ben sizin çocuğunuzu tanımıyorum dedim, siz de okuldaki en güzel çocuğa yemeği vermemi istediniz. Ben de kendi çocuğumdan daha güzel bir çocuk göremediğim için yemeği ona verdim. Kadın hatasını anlamış ve kapıcıdan özür dilemiş. Öğretimden önce görgü kuralları veriliyordu 1400’lü yıllarda Osmanlı’da öğretmen olacaklara bilim derslerinin yanında adab-ı mubahase (bir konu hakkında karşılıklı konuşma), adab-ı muaşeret (görgü kuralları) usul-ü tedris (öğretim metodları) dersi okutuluyordu. Böyle bir dersin, özellikle ilköğretim öğretmen adayları için özel olarak öngörülmesi o çağda çok önemli bir yeniliktir ve Türk eğitim tarihinde olduğu kadar, dünya eğitim tarihinde de son derece ilginç bir buluştur. (Kaynak: Osmanlı’yı Cihan Devleti Yapan 150 Sır) Ekşimsi sözlük: İşçi bayramına katılanların önemli bir bölümü öğrencilerden oluşuyormuş. Öğrenciyiz-işçiyiz. Öğretmen: 24 Kasım'da hatırlanan ve kutlanan fedakâr insan... Bir güzel söz “Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe senin ilini ve töreni kim bozabilir.” BİLGE KAĞAN Anket-Araştırma: Eğitimci P.A. Witty’nin 3300 öğrenciden alınmış cevaplarına göre iyi bir öğretmenin özellikleri -öğrenci gözünden- şöyle olmalıdır: >> Kişileri ayrı ayrı dikkate alır. Öğrencilerin sorunlarıyla ilgilenir. >> Sabırlı, davranışları tatlı, esprili ve şakacıdır. >> Olaylara yaklaşım tarzı yapıcıdır, hoşgörülüdür. >> Dürüst ve tarafsızdır, takdir etmeyi bilir. >> İlgi alanı geniştir.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT