BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya bizi terk etmeden önce...

Dünya bizi terk etmeden önce...

İnsan dünyâyı terk etmese bile, dünyâ onu terk etmekte ve dünyâ insanı terk etmese bile, insan dünyâyı terk etmektedir...



Dünyâ muhabbeti yani dünyâya düşkün olmak, nefsin arzûlarını, nefse tatlı gelen şeyleri ve bunlara kavuşmanın sebebi olan parayı, harâm yollardan aramak demektir. Dünyâya düşkün olmak, hayâl peşinde koşmaktır. Çünkü dünyâ lezzetlerinin zararları, faydalarından dahâ çoktur, elde kalmaz, çabuk giderler. Bunlara kavuşmak ise, çok güçtür. Hadîs-i şerîfte; (Dünyâlık peşinde koşmak, su üzerinde yürümeye benzer. Bunun ayaklarının ıslanmaması mümkün müdür? İslâmiyyete uymaya mâni olan şeylere dünyâ denir) buyuruldu. Dünyâ peşinde koşan kimse, şüpheli şeylere, sonra mekrûhlara, sonra harâmlara, hattâ küfre dalar. Geçmiş ümmetlerin, Peygamberlerine inanmamalarına sebep, dünyâya düşkün olmaları idi. Dünyâ muhabbeti, şaraba benzer. Bundan içen, ancak ölüm zamânında ayılır. Mûsâ aleyhisselâm, Tûr dağına giderken, birinin çok ağladığını gördü ve cenâb-ı Hakka; -Yâ Rabbî! Kulun, senin korkundan ağlıyor diyerek arz etti. Allahü teâlâ; -Kan ağlasa dahî, onu affetmem. Çünkü o, dünyâya düşkündür, buyurdu. İYİ KİMSE ODUR Kİ!.. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: “En iyi kimse, kalbi dünyâya bağlı olmayan ve Allah sevgisi ile çarpandır. Dünyâ muhabbeti, günâhların başıdır. Dünyâyı sevmekten kurtulmak da, ibâdetlerin başıdır. Çünkü Allahü teâlâ, dünyâya düşkün olmayı sevmez. Hak teâlâdan başkasına ibâdet etmekten kurtulmak için, Ondan başka hiçbir şeye özenmemek, hiçbir şeyin arkasına düşmemek lâzımdır. Âhireti, Cennet ni’metlerini istemek de, böyledir. Bunları istemek, her ne kadar sevâb ise de, mukarreblerce günâh sayılır. Âhiretteki şeyleri istemek böyle olunca, dünyâ işlerine düşkün olmanın neye varacağını anlamalıdır. Çünkü dünyâ, Hak teâlânın sevmediği şeylerdir. Dünyâdaki şeyleri yarattığından beri onlara hiç kıymet vermemiştir. Allahü teâlânın sevmediği şeyleri sevmek, günâhların başıdır. Bunlara düşkün olanlar, arkalarında koşanlar merhametten uzak olur. Allahü teâlâ, hepimizi dünyânın ve dünyâda olanların şerrinden, zararlarından korusun.” Dünyâ nimetleri geçici, ömürleri pek kısadır. Bunları ele geçirmek için dînini vermek ahmaklıktır. İnsanların hepsi âcizdir. Allahü teâlâ dilemedikçe, kimse kimseye fayda ve zarar yapamaz. İnsâna Allahü teâlâ kâfîdir. Allahü teâlâdan korkmalı, Onun rahmetinden ümidi kesmemelidir. Ümit, korkudan çok olmalıdır. Böyle olanın ibâdetleri zevkli olur. Gençlerde korkunun dahâ fazla olması, ihtiyârlarda ümidin dahâ fazla olması lâzımdır denildi. Hastalarda ümit fazla olmalıdır. Korkusuz ümit ve ümitsiz korku câiz değildir. Birincisi emîn olmak, ikincisi ümitsiz olmaktır. Hadîs-i kudsîde; (Kulumu, beni zannettiği gibi karşılarım) buyuruldu. Netice olarak insan, nasıl yaşarsa öyle ölür ve nasıl ölürse, öyle diriltilir. Allahü teâlânın dinine gönül verenlerin ve hizmet edenlerin âkıbetleri ve âhiretleri güzel olmaktadır. İnsan dünyâyı terk etmese bile, dünyâ onu terk etmekte ve dünyâ insanı terk etmese bile, insan dünyâyı terk etmektedir. Zaten Peygamber efendimiz; (Dünyâda harâm edilmiş olan şeyler melûndur. Ancak Allah için yapılan şeyler kıymetlidir) buyurmuşlardır. KIYMET VERMEYE DEĞMEZ!.. İnsanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran dünyâlıklar melûndur. Bu dünyâda Allah için olmayan her şey de, melûndur ve bu sebeple dünyâya kıymet vermeye değmez! Allahü teâlâ yarattığı kulunun hem dünyâda, hem âhirette, kabirde ve mahşerde, her yerde rahat etmesi için, kendisini hiçbir yerde, hiçbir zaman, çaresiz bırakmamıştır. Evlenirken, iş kurarken, yemek yerken ve her zaman her yerde, Onun rızâsına uygun yaşamak imkânımız vardır. Çünkü Allahü teâlâ bildirmeseydi, suâl sormazdı. Ama her şeyi bildirdi. Bildirdiği için de, artık insana düşen, onu öğrenmek, öğrendiklerini tatbik etmek ve bunları Allah rızâsı için yapıp, tarlaya ekmektir. Tarla çok bereketli bir yerdir. Ancak tarla, Allah için ekilir ve yapılırsa, âhirette bire yüz, bire yedi yüz verecektir. Ve şimdi yani ölmeden önceki zaman ise, fırsat zamanıdır...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT