BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Geciken adalet dağıtımı neye yarar!

Geciken adalet dağıtımı neye yarar!

Bu yazı başlığına göre, geciken adaletin doğuracağı sıkıntıları saymaya kalksam, değil sütun tam sayfa da olsa yetmezdi. Saymayayım. Ankara belediyesinin muhatap olduğu bir mahkeme kararının vatandaşı ne hallere düşürdüğünü yazayım dedim. 9 Mart sabahı Ankara’daydım. Yani kararın uygulamasının ikinci günü.



Bu yazı başlığına göre, geciken adaletin doğuracağı sıkıntıları saymaya kalksam, değil sütun tam sayfa da olsa yetmezdi. Saymayayım. Ankara belediyesinin muhatap olduğu bir mahkeme kararının vatandaşı ne hallere düşürdüğünü yazayım dedim. 9 Mart sabahı Ankara’daydım. Yani kararın uygulamasının ikinci günü. Eskiden metro, otobüs minibüslerle seyahat ederken birbirlerini görüp konuşmaya fırsat bulamayan Ankaralılar, duraklardaki kuyruklarda öyle bir kaynaşmışlar ki sormayın. İşte dostluk kardeşlik nasıl sağlanırmış, dünya âlem görsün. 7 sene önce açılan bir davanın kararı geçen hafta açıklandı. Ve belediye de uygulamaya koydu. 7 yılda enflasyon, her sene ortalama %8’den olsa düz hesapla %56 fiyatlara yüklemiş. Akaryakıttan, maaşlara kadar. Taşıma hizmet giderleri de öyle. Peki bu mahkeme, kararı vermeden bir ehli vukufa, bilirkişiye gitse, insanlar bu halleri yaşar mıydı? Olmaz, illa maksat şenlik olsunla karar verilir mi? Türkiye’de bu örneğe sık sık miras davalarında rastlanır. Baba ölünce geride kalan dört mirascı, hakları için mahkemeye gider. Karar verilinceye kadar, zaman içinde ölenlerle mirasçı sayısı en az dörde, hatta dava uzarsa 16’ya katlanıp, 64 kişiye çıkar. Sıra tebligata gelince işte tam evlere şenlik. Ara ki bul!.. İlk okul çağlarımda doğduğum ilçede yaşlı postacı Hüsnü Amca vardı. Ama ne bürokrat. Şimdiki yokuş bürokratlara tez hazırlatır. Eline bir mahkeme kararı tebligatı verilir. Muhatabına tebliğ et, zarfı imzalat getir. Olağandır. Muhatap ise birkaç sene önce ölmüştür. Dağıtıcı da biliyor. Küçük yer. Yine gidip adresten sorar. Biliyorsun ki öldü derler. Zarfa muhatabın öldüğünü yazarak iade eder. Bir sene sonra aynı şahıs için aynı tebligat bir daha çıkar. Her seferinde öldüğünü yazar. Mahkeme ise tebliğ et emrinde ısrarlı. Bu 6 sene yaşanır. Hüsnü Amca 7’ncisi eline verilince, alır zarfı doğru kabristandaki adı geçenin mezarına. Zarfı açıp içindeki tebligatı “pis balı” ile taşa yapıştırır. Zarfın üstüne de “muhatabının mezarına bizzat gidilerek tebligatı yazıldı” notunu ekler. Enteresandır bu karar bir daha tebliğ için gönderilmez. Ben öldükten 7 sene sonra mezarıma gelen bu karar neyime yarar. Bana hanlar hamamlar düşse ne yapayım. Roma hukukunun “İnyure kesyosu”nda bile bu yoktur. Hani hukukçuyu eğitime ilk senede Roma hukuku ile başlatırız ya!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT