BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lider, uzağı görebilen kimsedir

Lider, uzağı görebilen kimsedir

Lider, bir millet için çok şey ifade eder. Hele Türk milleti için hayat memat meselesidir. Türk milleti, tarih boyunca iyi bir lidere sahip olduğu dönemler yükselmiş, dünyada söz sahibi olmuş; lidersiz veya iyi bir lidere sahip olamadığı zamanlarda ise perişan olmuş, hatta birçok Türk boyu yok olup gitmiştir.



Lider, bir millet için çok şey ifade eder. Hele Türk milleti için hayat memat meselesidir. Türk milleti, tarih boyunca iyi bir lidere sahip olduğu dönemler yükselmiş, dünyada söz sahibi olmuş; lidersiz veya iyi bir lidere sahip olamadığı zamanlarda ise perişan olmuş, hatta birçok Türk boyu yok olup gitmiştir. Osmanlı’nın tarih sahnesinden silinmesinin en başta gelen sebebi de, eskilerin “kahtı rical” dedikleri yetişmiş, liderlik yapabilecek adam kalmamış olmasıdır. Bugün de en büyük sıkıntımız bu değil mi? Liderin yetişmesi kolay değildir. Önce yaratılıştan liderlik yeteneğine sahip olması; sonra da bu yeteneğin gelişmesi için iyi bir ortam gerekir. Herkes lider olamaz. Fakat liderlerin, yaptıklarından, hayatlarından ders alıp az çok istifade edebilir. Yerli yabancı tarafsız ilim, siyaset adamlarının üzerinde ittifak ettikleri, geçmişteki liderlerimizden biri II. Abdülhamid Han’dır. Hayatı, tarafsız bir gözlemle incelendiğinde hepimiz için sayısız ibretler vardır. Değerli araştırmacı Mehmet Aydın Bey’in Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun 700. yılı münasebetiyle yayınladığı, “İkinci Abdülhamid Han’ın Liderlik Sırları” kitabı bu tür ibretlerle doludur. 33 yıl, bütün olumsuzluklara rağmen, devleti ayakta tutabilmesindeki liderlik sırlarını, ileri görüşlülüğünü anlatan çok güzel bir araştırma... İleriyi, uzağı net bir şekilde görebilmedeki üstün kabiliyetini gösteren kısa bir alıntı yapmak istiyorum bu kitaptan: “Amerika’da genç ve kuvvetli bir devlet doğmuştu. Dünya Yahudileri teşkilatlanmıştı. ‘Arz-ı mevud’un (Nil’den Fırat’a) peşine düştüler. Apaçık görüyordum ki, Avrupa’nın büyük devletleri kendi aralarında dünyayı bölüşmeye çıkmışlardı. Bölüşecek ülkeler arasında Osmanlı mülkü de vardı. Ben bu kuvvetlerin önüne tek başıma duramazdım. Gücüm yetmezdi. Yapabileceğim tek şey, aralarındaki rekabetten yararlanıp, her birine daha büyük lokma ümidi dağıtarak birini ötekine düşürmekten ibaretti. Yine apaçık görüyordum ki, Almanya’nın kurulması ile bozulan Avrupa dengesi, eninde sonunda bu büyük devletleri birbirine düşürecekti. Eğer o güne kadar memleketimi parçalanmaktan kurtarabilirsem, o çatışma koptuğu zaman, kümelenmelerden birine katılıp öteki tarafı kurmakla varlığımızı koruyabilirdim. Bunun ne zaman olacağı belli değildi ama, uzak da görünmüyordu. Hilafetin elimde olması sürekli İngilizleri tedirgin ediyordu. Blund adlı bir İngilizle, Cemaleddin-i Efgani adlı bir maskaranın el birliği ederek İngiliz hariciyesinde hazırladıkları, hilafeti yok etme planı elime geçti... Bütün devletlerin gözü Osmanlı topraklarındaydı. Bunlarla, tek başına yaşayacak ve direnecek gücümüz yoktu. Bizi parçalamakta birleşmiş düşmanlarımız kendi aralarında parçalanırlarsa ve biz de bu parçalardan birinin vazgeçemeyeceği kuvvet olabilirsek, yeniden dünya için söz sahibi olabiliriz... Büyük devletler arasındaki rekabetin eninde sonunda onları çatışmaya götüreceği gözler önündeydi. Öyleyse Osmanlı Devleti de böyle bir çatışmaya kadar parçalanma tehlikesinden uzak yaşamalı ve çatışma günü ağırlığını ortaya koymalıydı. Göreceksiniz! İttihatçılar, bu devleti bir takım feci maceralara sürükleyecekler, belki de Turancılık gayretiyle veya İslamcılık siyasetiyle korkarım ki, hem Çarlık Rusya, hem de Büyük Britanya İmparatorluğu ile aynı zamanda harbe gireceklerdir. Allah göstermesin, böyle bir hal vukuunda Osmanlı İmparatorluğunun parçalandığına şahit olacağız. Zira, İngiltere’nin dahil olduğu bir harbin kaybedileceğini hiç ihtimal vermiyorum. Rusya ise, içten ne kadar köhne olursa olsun, mevcudiyetini muhafaza edebilecektir. Hiç olmazsa millet olarak ayakta kalacaktır. İnşaallah, İttihatçılar böyle bir tercübeye girişmek hevesinde bulunmazlar, zira bu bizim memleket için hakiki bir felaket olacaktır!” Korktukları başına geldi. Ve koskoca imparatorluk, maceraperest kimselerin basiretsizliği sebebi ile paramparça olarak yok oldu. İşte, ileri görüşlülük budur... (Bu kıymetli kitap şu adresten temin edilebilir: İstanbul Dağıtım Tel: 0212 511 25 04)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT