BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sihirli değnek

Sihirli değnek

Hani ligin sonuna doğru yukarıda en üstte kalmaya çalışan ya da en aşağıdan kurtulmaya gayret edenin bir kuralı vardır derler ya; “Kazan da nasıl kazanırsan kazan!” İşte bu sezon iki defa yukarıya oİşte bu sezon iki defa yukarıya ortak olup sonra aşağıya inen Beşiktaş, şimdilerde tarihi rakiplerinin kayıpları üzerine bu halk kanununa sanki sıkı sıkıya sarılıp şimdi oynuyor.



Hani ligin sonuna doğru yukarıda en üstte kalmaya çalışan ya da en aşağıdan kurtulmaya gayret edenin bir kuralı vardır derler ya; “Kazan da nasıl kazanırsan kazan!” İşte bu sezon iki defa yukarıya oİşte bu sezon iki defa yukarıya ortak olup sonra aşağıya inen Beşiktaş, şimdilerde tarihi rakiplerinin kayıpları üzerine bu halk kanununa sanki sıkı sıkıya sarılıp şimdi oynuyor. Şöyle Beşiktaş’ın ilk on birine baktığımızda kaleci Rüştü ve geri dörtlüden sonrası genelde düz oyunculardan kurulu, sadece koşu yapabilecek, pası da ancak yanına ayağının içiyle uzatabileceklerden kurulu olduğunu görürüz. O zaman organize atak, rakipten adam eksilterek boş saha oluşturabilmek sadece Tello ile Bobo’nun diyaloğuna kalıyordu. Eh, Tello da neredeyse Toraman ve Fink’le kol kola oynayıp uzun menzilli düşününce, Beşiktaş maçta, bir Denizli falsosundan kaynaklanan Holosko pozisyonundan başkasını yaşayamadı. Denizlispor, hem Youla’yı hem Angelov’u hem de Roberts’i ilk on bire koymakla kalmamış, orta saha bozucusu ve top taşıyıcısı Braga’yı da bu üçlünün yanına sıkıştırmıştı. Hal böyle olunca, Denizlispor’un umudu da arkadan şişirilen toplara ya da kırk yılda bir Youla’nın kontrolüne girebilenlere kalmıştı. Tabii, genç hoca Hakan kardeşime bir soru sormadan edemeyeceğim; Acaba bu Roberts’te ne buluyor? Hani, iki defa İbrahim Kaş’ı kovaladı da o yüzden mi forma buluyor? Denizli Hocanın ülke teknik direktör bütün zamanlarında en şanslı hoca olduğunu ilk yazan, söyleyenim. Ne mutlu ki, hiç yanılmadan neredeyse 23 sene geçti. Dün akşamki kurgu ve pozisyon üretemeyeceği neredeyse maç öncesi belli kadro, golü de nasıl bulduğunu, kalıbımı basarım ki anlayamamıştır. Sonra, Fink’in Ernst’le değişimi Üzülmez’in Okan’ın rüzgarından olumsuz etkilenerek yerini Necip’e bırakışı, dolayısıyla Ekrem’in sol arkaya geçişi, sadece ikinci yarılarda fizik düşüş göstermeye mahkum olmuş Beşiktaş’ın az da olsa soluklanışı idi. Beşiktaş’ta kaleci Rüştü’ye bir cümle de olsa bir ayrı bölüm ayırmayı görev bildim. Kaleci olarak dünyaya gelmiş bu kalecimiz, dün akşam da Beşiktaş’ın en güvenilir, en sağlam, en iyisiydi. Büyük takımların kötü oynadıklarında ayakta kalışlarının hatta maç kazanışlarının arkasındaki önemli sırların başında büyük kalecilerinin olması yatar. Tıpkı dün akşamki Rüştü örneği gibi. Özetle Beşiktaş; oyun tezgahlamaya uygun olmayan ama yardımlaşması ve hiç olmazsa bir 60 dakikalık topluca fizik gösterisiyle beleş golle de olsa maçı kapıverdi. İşte bu özelliği yüzünden liderden 11 puan geride kaldığı günlerde bile şampiyonluk adaylarının arasına koymaktan hiç kaçınmadığım bu Beşiktaş’tır.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT