BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Cemaatleri inceleyen Hollandalı

Cemaatleri inceleyen Hollandalı

Muhtemelen 1985 senesiydi. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Dış İlişkiler Müdürlüğü ihdas edilmişti. Bir kasa bir masa şirketler misali bir müdürü bir memuru vardı. Tayin edilen müdür arkadaşımdı.



Muhtemelen 1985 senesiydi. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde Dış İlişkiler Müdürlüğü ihdas edilmişti. Bir kasa bir masa şirketler misali bir müdürü bir memuru vardı. Tayin edilen müdür arkadaşımdı. Ziyaretine gittiğim günlerden birinde ziyaretine gelen bir yabancı ile tanıştırdı beni. Türkçe’si anlaşılabilecek seviyedeydi. Aklımda Hollandalı olduğu kalmış..Küçük bir ihtimal Danimarkalı da olabilir. Tanışma faslından sonra bu yabancı dedi ki; Ülkemizdeki Türklerin entegrasyonu için çalışıyorum. Çeşit çeşit gruplar var. İslami cemaatler var. Grupların çoğuna televizyon kanalıyla (yayın yoluyla) erişebiliyoruz. Fakat bir grup var ki evlerine televizyon sokmuyor. Bu cemaati yerinde incelemeye, bu insanları anlamaya, onlara nasıl erişeceğimizin yolunu öğrenmeye geldim. Çoğu Türk gibi bu sözleri duyunca “vay be” dedim. Çünkü bizim yaşadığımız ülkede anlamak, araştırmak, erişmenin bir yolunu bulmak yoktu. Düz dur, dik dur, asarız, keseriz vardı. Aşağılamak vardı. Hor görmek vardı. Oysa bu adam işini iyi yapmak için önce Türkçe öğrenmiş, sonra ülkesinde bütün cemaatleri, grupları incelemiş.. Onlarla temas kurmuş, eksik kalan kısmını tamamlamak için ülkelerine (ülkemize) gelmiş. Aradan yıllar geçti, bir şey daha fark ettim. Kendini vazifeli sayan bazı kurumların hazırladıkları raporlar servis edilirdi medyaya. Tehlike denilince akla gelen başlıklar hep aynıydı. İrticai ve bölücü faaliyetler. İrticai faaliyet başlığı altında cemaatler anlatılırdı. O kadar salak ifadeler olurdu ki, hazırlayanların o işlerden hiç anlamadığını bugün fark ediyorum. Bir Hollandalı kadar bilmiyorlardı. O insanları anlamak gibi bir dertleri de yoktu. Yaptıkları en büyük operasyon güya tehlikeyi küçültmek için ikiye üçe bölmek, provoke etmek, fitne fesat çıkarmak, kırk yılın başında bir lazım olursa gaza getirip kullanmaktı. Anlamak, sisteme entegre etmek, dış bağlantıları yoksa saygı duymak gibi dertleri hiç olmadı. İyi ki olmadı. Bazen çok bilgiç tiplerle karşılaşırız. Çok çeşitli konuları o kadar ballandırarak anlatırlar ki, adamı ağzı açık dinlersiniz..Ta ki iyi bildiğiniz bir konuda ahkam kesinceye kadar. Sonra mukayese yaparsınız: Yahu bu adam benim biraz bildiğim bir konuda işi yuvarladığına göre diğer konularda da yuvarlamış olamaz mı? İşin bir de bu tarafı var. Uzman zannettiklerimiz bildiğimiz konuları böyle yuvarladıklarına göre bizim bilmediğimiz, onları uzmanı zannettiğimiz konuları da yuvarlamış olma ihtimalleri yüksek. Uzmanlık alanlarını test etme imkânımız yok..Aslında yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları bir işleri var ama söylemeye çekiniyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT