BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Takıntılıları takma kafana Hocam!..

Takıntılıları takma kafana Hocam!..

Guus Hiddink geldi, hoş geldi!.. Hollandalı Hoca’nın basın toplantısını “TV başında” başından sona kadar izledim; yaşına, tecrübesine, kariyerine, karizmasına uygun bir tavır içindeydi, sorulara bir “futbol bilgesi” olgunluğu içinde cevap verdi, “tuzaklara düşmedi”; alkışladım!..



Guus Hiddink geldi, hoş geldi!.. Hollandalı Hoca’nın basın toplantısını “TV başında” başından sona kadar izledim; yaşına, tecrübesine, kariyerine, karizmasına uygun bir tavır içindeydi, sorulara bir “futbol bilgesi” olgunluğu içinde cevap verdi, “tuzaklara düşmedi”; alkışladım!.. “Futbol Federasyonu Türk Teknik adamların önünü açmalıydı” hayalciliğine, az dozca “ırkçılık da eklenerek” yapılan eleştirilere, bu eleştiriler içinde “inandığım, güvendiğim ve yorumlarını da, yazılarını da dikkatle ve keyifle okuduğum” bazı meslektaşlarımınkiler olmasa, gülüp geçerdim; ama “onların”, hele hele bazılarının “ağır olan” eleştirileri, gülmek bir yana, beni çok düşündürdü!.. Yazılarından ve yorumlarından anlaşılıyordu ki, “Futbol Federasyonu onların istekleri doğrultusunda bir tercih yapmayınca”, Türk Milli Takımı’nın başına gelen kişinin “kim olduğuna bile bakmadan”, önümüzdeki aylarda başına “çok şey getireceklerdi!..” “Vay sen misin getiren” diye Mahmut Özgener Başkan’a ve “Vay sen misin gelen” diye de Guus Hiddink’e “daha Türkiye’ye ayak basmadan” başlattıkları “haksız kampanyanın zararını Milli Takım görecekmiş”; kimin umurunda?.. Liglerin hemen bitmesinden sonra başlayacak olan “Dünya Kupası’na, Hiddink’in Fildişi Sahili’nin başında gitmesinin”, Türk Milli Takımı’na ne zararı olabilir?.. Futbolcuların “dinlenme zamanında”, Milli Takım çalışması yapılmayacağına göre, Hiddink’in, Rusya’da, Güney Afrika’da ya da Hollanda’da veya Türkiye’de olması ne fark eder?.. Tutturdular; “Nasıl gider?..” Size ne kardeşim; adamın “Rusya Federasyonu ile sözleşmesi 31 Temmuz’da biteceğine ve 1 Ağustos’ta serbest kalacağına göre”, Güney Afrika’ya gidip gitmemesinin tasası bize mi kalmış; Rusya Federasyonu düşünsün onu!.. Ama “ille de muhalefet edilecek ve kafa karıştırılacak ya”; her gün yazar çizer, söyler, sorarsın; “Vay efendim, nasıl geçer Fildişi’nin başına ve nasıl gider Dünya Kupası Finalleri’ne?..” İşte “Fildişi’nin başında gitmiyor”; ama “bir futbol adamı olarak” Dünya Kupası Finalleri’ne gidebilir ve elbette izleyebilir; kim karışır ve kime ne; üstelik “o finallerde varsa, ki var; Türk Milli Takımı’nın rakiplerini de izler ve görür”; daha ne olsun?.. Şimdi diyecekler ki; “Sen Hiddink’in avukatı mısın?..” Yooo, ama ben “Türk Milli Takımı’nın başına geçebilecek” üç Türk teknik adamın, Mustafa Denizli’nin, Fatih Terim’in ve Şenol Güneş’in “başına neler getirdiğimizi “görerek, konuşarak, yazarak, yorumlayarak yaşadığım için, dahası, Türk Milli Takımı’nın başına, “Üç Büyük Takımımızda bile hocalık yapıp, başarı kazanmamış” teknik adamlarımıza, “Milli Takımı emanet etmenin” neler getireceği de, “Ersun Yanal örneği” ile ortada durduğundan, Federasyon’un “Hiddink ve benzeri bir teknik adam” kararını “mantıklı ve haklı bulmuş”, alkışlamıştım; hâlâ da o noktadayım; mesele bu kadar basit!.. Hiddink, “kulüpçülüğün kol gezdiği”, daha kötüsü, “kulüp aidiyetçiliğinin manevi bütün değerleri lekelediği ve tahrip ettiği” bir dönemde, Türk Futbolu ve Türk Futbol Milli Takımı için bir şanstır!.. “Çok şanssız olmazsa”, atılacak çelmelere aldırmaz ve kendini de, takımını da korursa, dahası, her insan, her hoca gibi yapabileceği hata ve yanlışların eleştirilmesinin ötesinde, “kasıtlı” ve “kirli” eleştirilerle ilgili polemiklere girmezse, Hiddinkli Türk Milli Takımı yüzümüzü güldürecektir!.. “Ülkesi dışında, üstelik milli takımlar bazında başarılı olabilen” az sayıdaki teknik adam içinde “en saygın yerlerden birini alma başarısını göstermiş olan” yeni hocamız için, peşin peşin “iyi niyet beslemediklerini” gösterenlerin mahcup olmaları, elbette en halisane düşüncemiz ve dileğimizdir!.. Hiç olmazsa, bir meslektaşına “yabancı olduğu için” gönül rahatlığı ile “Yalaka” diyebilen, “Ben hakeme değil rakip futbolcuya küfrettim” açıklaması yapabilen bir hoca olarak işe başlamayacaktır!.. “İsviçre maçı için Fatih Terim’i yerden yere vuran” bazılarının, nedense Yılmaz Vural ile Abdullah Avcı’nın “böylesine çirkin iki tablonun kahramanı olmaları” karşısındaki suskunlukları enteresandır!.. “Hiddink’in yerine lâyık gördükleri” bu iki hocamızı “bugünlerde eleştirmek”, herhalde “fair play nutuklarına ve yazılarına ihanet etmek pahasına da olsa”, işlerine gelmedi; dikkat çekici ve garip bir tablo!..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT