BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Köpekbalığı ile dansa kalkmak...

Köpekbalığı ile dansa kalkmak...

İkinci meydan savaşı sonrasında en kolay çözüm, ortada ne kadar yanlış varsa hepsini hakeme yıkmak olarak iteleniyor önümüze. Uluslararası normları, bir FIFA hakeminin belki de UHLİENBERG aracılığıyla UEFA’nın önüne gelecek bir kararındaki sorumluluğu, UEFA’nın verdiği mentörü, dönüp devam etmesi halinde Hüseyin Göçek’in Avrupa’da alacağı maçları riske atacağı göz ardı ediliyor ve sayın Vali, bindiriyor hakeme...



İkinci meydan savaşı sonrasında en kolay çözüm, ortada ne kadar yanlış varsa hepsini hakeme yıkmak olarak iteleniyor önümüze. Uluslararası normları, bir FIFA hakeminin belki de UHLİENBERG aracılığıyla UEFA’nın önüne gelecek bir kararındaki sorumluluğu, UEFA’nın verdiği mentörü, dönüp devam etmesi halinde Hüseyin Göçek’in Avrupa’da alacağı maçları riske atacağı göz ardı ediliyor ve sayın Vali, bindiriyor hakeme... Şu dönemde kendisine bir Diyarbakırspor maçı verilen hakem hemen şöyle düşünmelidir: “Ben ne yaptım ki bu maça atandım. Hakemlerin başı beni yok etmek mi istiyor acaba?..” Dakika 88 oluyor. Bir faul var ve çalıyorsunuz. Çalmasanız sizin notunuz düşer. Sizi izleyen FIFA “gizli gözlemcileri” alacağınız UEFA liginin müstakbel maçları için “tavsiye notunu” düşürür. Faul atılır ve gol olur. Sonra da yüzden fazla gözü dönmüş insan sahaya dalar. Düşmanı denize döker gibi kovalar oyuncu ve hakemleri. Düşünün ki orada bir oyuncu veya bir hakem ayağı takıldığı için yere düştü ve arkadaki güruh yetişti. Linç başlar... Maçın oynanması için tüm “sağlıklı ve fiziki şartlar” kaybolmuştur artık. O da oynatmaz... Sayın Valimiz de “canım ne var bunda, dönüp birkaç dakikayı oynatsaydı...” diyerek hakemi atıverir arenada aslanların önüne. “Biz önlemi almıştık, seyirciye hakim olmuştuk...” gibilerden açıklama yapar. O zaman sorarım: “Madem seyircinin taşkınlığını kontrol edebiliyordunuz, bunu olaylar başlamadan önce yapamaz mıydınız?..” Hatta bir yerde şöyle bir şey de duydum: “Canım, sen de 87’de çalmayıver faulü...” Stadın dışında ve maça iki saat kala birilerine engel olup “senin gözünün üstünde kaşın var, senin yaşın tutmuyor” gibi gerekçelerle maça girmelerine izin vermeseydiniz “müstakbel provokatörlerin” o zaman... Orada burada biber gazı veya cop var ama burada “kararlılık” gösterisi yok. Ya da alt tarafı 2000 kişi... Dikseydiniz önlerine 100 tane aslan gibi çevik kuvveti ve yüzünü dönüp ters ters baksaydılar tribünün o tarafına, bir yerleri sıkıp bir kişi girer miydi sahaya?.. Şimdi Federasyon tedirgin, çünkü bir maç daha geldi masaya... Verilecek karar nereden bakarsanız bakın, uluslararası normlara uygun değil, tam tersine “Türk usulü” bir karar olacak. 20. madde delik deşik edilecek... Hemen karar vermezlerse bu hafta oynanması gereken Diyarbakırspor maçı ne olacak?.. 2 dakika için tekrar oynatılamaz ama 1-0 tescil edilip küme düşme verilmezse yeni bir delik daha açılacak yönetmeliklere. Diyarbakırsporlu olmadıkları bilinen, ama “Diyarbakırspor maçları huzur içinde oynanamaz çünkü bu yörede huzur olmayacak” demek isteyenlere engel olmanın yolu bir avuç “ekmek parası için direnen” insanın emeğine kan doğramaktan mı geçmelidir?.. O gün orada tek yanlışı olmayan tek insan vardı, o da Hüseyin Göçek idi. Onu bu kadar kolay “yememelisiniz” diyorum. Siz hakemi köpekbalığı ile dansa gönderdiniz ve yalnız bıraktınız. Önlem almadınız?.. Ama şimdi... Sistem ve Sayın Vali dansa kalktı köpekbalığı ile... POST İT: Benim Hiddink notum belli. Ben tavrımı daha proje aşamasında koydum. Bunu değiştirmeyeceğim. Birkaç maç kazanmak da beni pek ırgalamayacak. Yarınlarda birileri çıkıp eleştiriler yaptığı zaman ben yeniden yazmak yerine bir aydır değindiğim konuları ve bu bölümü tekrar yayınmamasını isteyeceğim “müdüriyetten...” Ben Hiddink’e inanmıyorum ve hazmedemiyorum bu yapılanmayı. Daha doğrusu kendimi bu yapılanmaya uygun bulamıyorum... S-ÖZ “Dilin attığı düğümü diş bile çözemez...” Kongre telaşı Yaklaşan Galatasaray kongresi içten içe alevleniyor ama yine de asırların derinliğinde gizlenen “kültür ve etik” değerler nedeniyle “kibarlıktan” ödün vermiyor. Eleştiri var ama kimse diğerini incitmiyor ki; bu önemlidir oy verecekler için. Ancak seçim kozu gibi gösterilen “teknik heyetin devamı” benim dinlediğim kadarı ile Adnan Öztürk’ün de kozu. Polat yönetiminin eleştirilmeyecek bir başarısı olarak addediyor Rijkaard ve ekibinin işin başında olmasını ve bunu sürdürmeye kararlı olduğunu açıkça söylüyor. Eleştirmediği tek konu bu... O nedenle bir daha düşünmek gerekiyor diyorum... Bursaspor dün lider oldu, birkaç gün sonra arayı açar ve kalan bir kritik virajına da “yenilse de bir şey değişmez” durumunda gelir. Helal olsun...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT