BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Küçük kardeş Mehmet Öcalan konuştu: ÖCALANSIZ DA OLUR

Küçük kardeş Mehmet Öcalan konuştu: ÖCALANSIZ DA OLUR

Açılım konusunda sürekli Abdullah Öcalan’ın adının gündeme getirilmesini eleştiren kardeş Öcalan: “Apo olmazsa açılım olmaz diye bir şart yoktur, önemli olan Kürtlerin istekleridir” dedi.



Küçük kardeş Mehmet Öcalan konuştu Açılım konusunda sürekli Abdullah Öcalan’ın adının gündeme getirilmesini eleştiren kardeş Öcalan: “Apo olmazsa açılım olmaz diye bir şart yoktur, önemli olan Kürtlerin istekleridir” dedi. Türkiye’nin son 35 yılına damgasını vuran Öcalan kardeşler, Halfeti’nin Ömerli köyündeki bu evde dünyaya geldi. Açılım sürecinde özgürlüğü ve İmralı’daki mahkumiyet şartları pazarlık konusu edilen PKK lideri Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan ile Şanlıurfa Halfeti’deki Ömerli köyünde konuştuk. Öcalan kardeşlerin doğduğu evde sorularımızı cevaplandıran Mehmet Öcalan, İmralı ziyaretleri, Kandil’in tavrı ve demokratik açılımla ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. MÖ: Sizi buraya derin devlet gönderdi bunu biliyorum. Siz tek taraflı devlet yanlısı ve ideolojik bir yayın yapıyorsunuz. Bu yayınlar Türkiye genelini esas almalı. OS: Yanlışınız var, bu konuda ön yargılı davranıyorsunuz. MÖ: Bence senin de katkın olmalı. Çünkü haberi gönderiyorsun ama gazetedeki yöneticiler bunu istedikleri gibi yayınlayabiliyor. OS: Bu biraz Nasreddin Hoca’nın testi hikayesine benziyor. Ön yargılı olursak sonuç alamayız. MÖ: Bak söylediklerim gerçek, bu önyargı değil. OS: O zaman niye buradayız? MÖ: Biliyorum ki bu söyleşiyi malzeme olarak kullanacaksınız. Gönül isterdi ki sizin de katkınız olsun. OS: Katkımız sonra anlaşılır şimdi siz katkıda bulunun. Kaç yıldır buradasınız? MÖ: 1950 doğumluyum. Kendimi bildim bileli bu köydeyim. 1986’da zorla Adana’ya göç ettirdiler. 2002’de köyüme geri geldim. Bir ara tekrar Adana’ya gittim, 2004 yılında döndüm. OS: Rahat mısınız? MÖ: 2001’den sonra ne zaman beni alacaklar diye bekliyorum. Ama 2005’den beri derin devlet dahil kimse rahatsız etmiyor. Bir Kürt olarak hâlâ kendimi ifade edemiyorum. Bölgede rahatım, batıda tedbirli dolaşmak zorundayım. OS: Tedbirli dolaşmak derken, tehdit mi var? MÖ: Doğrudur, batıda Abdullah Öcalan’ın kardeşi olduğumu bilseler asla rahat bırakmazlar. Geçenlerde Bakırköy’de iki Batmanlı’yı Kürt diye bir kahvenin önünde linç etmeye çalışmışlar. Bu Türkiye için gerçekten büyük bir ayıptır. OS: Katılıyorum, ama PKK’nın yaptığı ilk eylemde, Eruh’ta bir insan Türk olduğu için öldürüldü. Buna ne diyeceksiniz? MÖ: Bak sadece Türk olduğu için öldürülüyorsa kınıyorum. OS: İtiraflarda ortaya çıktı. MÖ: Mahkeme kayıtları öyle diyebilir (Sinirleniyor, sesini yükseltiyor) OS: Lütfen sakin olalım, mahkeme kayıtlarında bununla ilgili sanıklardan birinin itirafları var. Adam Sinop’tan geliyor Eruh’a yerleşiyor, Kürt hanımla evleniyor. Sonra bu adamı MİT ajanı suçlamasıyla öldürüyorlar. Bakırköy’deki olayla Eruh’u mukayese ettiğinizde ne düşünüyorsunuz? MÖ: Faili kimse, sebebi neyse bilemiyorum. Fakat Türk olduğu için öldürülmüşse kınıyorum. İster Türk, ister Kürt, ister Laz olsun, insanların etnik kimliği yüzünden öldürülmesi yanlış. Eruh’taki o olayı kınıyorum. PKK TERÖR ÖRGÜTÜDÜR OS: PKK’nın yaptıklarını tasvip ediyor musunuz? MÖ: Yapı ve sistem olarak PKK terör örgütü. Ancak, gördünüz Mahmur Kampı’ndan, Kandil’den gelenler PKK’lıydı. On binlerce insan bunları karşılıyorsa, bunlara ve PKK’ya terörist diyemiyorum. Yani teröristin bir anlamı vardır. OS: Peki, PKK’yı karıştırmayalım. Teröristin tanımı nedir? MÖ: Ortada bir şey yokken amaçsızca katliam yapanlar teröristtir. OS: Abdullah Öcalan’ın kardeşi olduğunuz için hiç üzüldüğünüz oldu mu? MÖ: Öcalan’ın kardeşi oluğum için neden üzüleyim ki? OS: Ama Osman Öcalan ‘üzülüyorum’ demişti. MÖ: Osman’ın dediğine asla katılmam. Çünkü Abdullah Öcalan bir toplumun bir halkın, lideridir. Bunu kabul etmeyebilirsiniz belki. Bugün Türkiye’de yaşayan 10-15 milyonluk Kürt halkının lideridir. Ama Abdullah Öcalan’ın şiddeti araç olarak kullanmasına karşıyım. Şiddet olaylarına karşıyım. Abdullah Öcalan’ın yaptığı bence ideolojik bir mücadeledir. Eline bugüne kadar silah dahi almamıştır. OS: Osman Öcalan da ‘ben elime silah almadım’ diyor, peki bu silahı kim kullanıyor? MÖ: Bak diyelim bu Ömerli köyü 20 haneli. Köyün içine gelsem, bu insanları zorla silahlandırabilir miyim? Silahlandıramazsınız, kimsenin eline zorla silah veremezsiniz. OS: Eğer bir örgüte mensupsanız elinize silah alabilirsiniz öyle değil mi? MÖ: Ömerli küçük bir köy. Yetişkin 200-300 kişi var. Bu insanların eline zorla silah veremezsiniz. Ama istiyorsanız silahlanabilirsiniz. OS: Peki içerideki bir insan örgütü nasıl yönlendiriyor? MÖ: Öcalan da açılım istiyor, bir yol haritası var onun da. Bak Türkler bir milletvekilini dinlemiyorlar, ama Kürtler Abdullah Öcalan’ı dinliyorlar. OS: Açılımın olmamasının sebebi Abdullah Öcalan mı? MÖ: Yok değil. Bu zaten açılım değil. ‘Kürtleri nasıl bitireyim’ diye bir amacı var. OS: Hangi olaydan dolayı bu kanaate vardınız? MÖ: Türkiye’de yasal olarak, demokratik bir mücadele veren, 2 binden fazla insanı tutuklayarak hapse attılar. Ben de BDP’liydim. SİZ DEVLETE Mİ ÇALIŞIYORSUNUZ? OS: Ama şimdi rahatça burada duruyorsunuz. MÖ: Şu anda rahatım ama bu röportajdan sonra ne olacağı belli değil. Gece yastığa kafamı koyduğumda derin devlet, ne zaman beni alacak diye düşünüyorum. Hem sizin devlete çalışmadığınızı nereden bileyim? OS: Bu takıntı oldu sizde. Ben gazetecilik yapıyorum? Ama sizin durumunuz karışık. Başka bir yerde olsa böyle bir örgütün sorumlusunun kardeşi sizin gibi rahatça dolaşabilir miydi? Yaşayabilir miydi? MÖ: Bilemem belki de beni halkıma karşı kullanmak propaganda yapmak için yaşatıyorlar. Devlet, “Mehmet Öcalan yaşıyor. Bu halk için yaşıyor” diye propaganda yapıyor. Birkaç defa ölümden kurtuldum. Derin devlet, beni uluslar arası alanda kullandırmak için, yaşamama izin veriyor. Bugün hâlâ hayattaysam nedeni odur. OS: Ağabeyiniz de hâlâ sağ o da yaşıyor. MÖ: Buna yaşamak denirse tabii. OS: Yol haritası çizebilecek kadar yaşıyor. Uluslar arası güçlerle ağabeyinizin bağlantısı var mıydı? MÖ: Bağlantısı yoktur. Bağlantısı Türkiye ile vardı. Çünkü bir şeyler yapmak için vardı. OS: Siz niye PKK’ya katılmadınız? MÖ: Katılmayı hiç düşünmedim. OS: Davaya inanmadınız mı? MÖ: Böyle yaşamayı tercih ettim. İlla örgüte katılmam mı gerekiyor? OS: İnsanlar inandıklarıyla birlikte olurlar. Demek ki siz bu mücadeleye inanmadınız. MÖ: İnanıyorum ama farklı şekilde katkı sunmaya çalışıyorum. OS: Ağabeyiniz yanlış yaptı yani? MÖ: Yaptığı hakkında kararı kendisi verir, ben veremem. OS: Değerlendirme hakkına sahip değil misiniz? MÖ: Apo hakkında değerlendirme yapmaya yetkim yok. OS: Devlet üzerinde değerlendirme yapabiliyorsunuz ama? MÖ: Değerlendirme yapmak zorundayım. Bakın şu evi görüyor musunuz? Orası 44 metrekaredir, hâlâ kaçak muamelesi görüyor(izinsiz yaptığı evi gösteriyor). Benimle uğraşıyorlar. KONUŞTUM ORTALIK KARIŞTI O.S: İmralı’ya ziyaretleriniz oluyor. Bir ziyaret sonrasında konuştunuz ortalık karıştı. Üstelik sözleriniz yalanlandı. Mahcup oldunuz mu? M.Ö: Ağabeyim kaldığı odanın küçüldüğünü söyledi. Ben de çıkıp konuştum. Ortalık gerildi. Ben 6.5 metrekare demiştim. Onlar 13 cm küçük dediler. Ne olduğunu bilmiyorum Apo öyle söyledi. OS: İmralı’da ne konuşuyorsunuz? M.Ö: Bu süreci kan akıtmadan nasıl sonlandırabileceğimizi konuşuyoruz. Apo görüşlerini bizimle paylaşıyor. Bu süreçte eksiklik olduğunu söylüyor. Eğer bunlar tamamlanmazsa, emekler boşa gidecek. Başbakanın yaptığı doğrudur katılıyorum ama yöntem yanlış. Başbakanın attığı adım şimdiye kadar görülmemiş bir iyi niyettir. OS: Öcalan ne yapılmasını istiyor? MÖ: Süreçte muhatabın doğru seçilmesi gerektiğini söylüyor. Eğer bu coğrafyada şimdiye kadar, 40 bin’den fazla insan ölmüşse, kendiliğinden olmamıştır. OS: Ama en azından insanlara silah bırakmalarını söyleyebilir. MÖ: Biz demiyoruz ki insanlara dağa gitsinler. Sen zorla insanları dağa çıkaramazsın. Bu insanlar onun bunun sözüyle dağa çıkmazlar. OS: Öcalan’a bu kadar bağlı olanların bir sözüyle silah bırakması mümkün değil mi? MÖ: Bu mümkün değil. OS: Öcalan ‘silah bırakın’ dediği için Örgüt 13 Nisan 2009’dan itibaren silah bırakmış durumda. Çelişkiye düştünüz. MÖ: Evet ateşkes yapıldı, demokratik sürecin sağlıklı yürümesi için. Ama yine bize karşı saldırı oldu. OS: Şimdi bu köyü herhangi birileri bassa ve 33 kişiyi katletseler, sizin o kişilere bakışınız nasıl olur? MÖ: Geçmişteki katliamları kim yapmışsa doğru değil. İnsanları boş yere katletmek, çare ve çözüm değil. Bu kim tarafından yapılmış olursa olsun yanlıştır. OS: Açılımın önündeki en büyük engelin Öcalan’ın mahkumiyeti olduğu söyleniyor. ‘Öcalan’a özgürlük’ deniyor. MÖ: Doğru değil. Bu açıklamayı yapanlar, tıkıyor açılımın önünü. Açılım diyorlar sonra 2 bin insanı hapse tıkıyorlar. Bu açılımın samimi olmadığını gösteriyor. 12 Eylül’de Türk solu ve MHP’den tut, aşırı sağa kadar hepsini alıyorlardı. Ancak artık tek Kürtler, DTP ve BDP hedeftir. Peki niçin? OS: 12 Eylül’den bu yana silahlı mücadele veren tek PKK olduğu için. MÖ: Bu doğru değil. PKK silah bıraktı. Türbeye çevirdiler! PKK’nın kuruluşunun kararlaştırıldığı 27 Kasım 1978’deki toplantıya ev sahipliği yapan Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis Ovası’ndaki Ziyaret Köyü’ndeki ev ziyaretçilerle dolup taşıyormuş. O günleri bire bir yaşayan 80 yaşındaki Saime Aydır, “Akın akın insanlar geliyor evi ziyaret ediyor. Giderken de evden toprak ve çamur alıyor” dedi. KANDİL’İN DAVRANIŞLARI YANLIŞ OS: Kandil’in bu süreçteki açıklamalarını nasıl buluyorsunuz? ‘DTP, bizi temsil edebilir’ demişti. MÖ: Kandil yanlış yapıyor. Kandil’in savunuculuğunu yapacak değilim. Bu köyde yaşıyorum, kendi doğrularıma göre karar veririm. Benim mücadeleme Kandil karar veremez. OS: Kandil niye boşaltılmıyor sizce? MÖ: Kandil’den Mahmur’a oradan da Türkiye’ye gelenler oldu. Ben katılmadım o karşılamaya. Keşke katılsaydım. Burada, demokratik mücadele vermek için silah bırakıp geldiler. Ama sonrası, biliyorsunuz Türkiye hazır değilmiş. OS: Bugüne kadar hangi grup girdi de Türkiye kabul etmedi? MÖ: Doğrudur kabul etti. Ama bir de 30 sene boyunca 30-40 bin insan öldü. Bunun sebebi nedir sence? OS: Kandil açılım süreci için tehdit midir? M.Ö: Kandil bizim dediğimizle hareket edecek değil. PKK, Kürt sorununun demokratik yoldan çözümünü yanlış bir yöntem olarak gördüğü için Kandil’i boşaltmıyor. Ama ben açılımı iyi bir gelişme olarak görüyor ve destekliyorum. OS: Kandil’in silah bırakmayı bir pazarlık haline getirdiği doğru mudur? Türkiye halkı bunu hazmedebilir mi? MÖ: Hazmedemez, kandilin yaklaşımı yanlıştır. Açılım isim olarak çok güzel. Ama içinde bir şey yoksa, insanlar buna inanmıyorsa başarı şansı olmaz. OS: Öcalan ajan mıydı? devlet tarafından kullanıldı mı? MÖ: Bakın Apo eski Sovyet ajanı değildir. Bu kelimeyi bana söyletmeye çalışıyorsunuz. Beni kullanmaya çalışıyorsunuz. OS: Rus ajanı cümlesi nereden çıktı? Şu ana kadar hiç kullanmadım. MÖ: Bu doğru değildir asla. Apo Kürt milliyetçisi de değildir. OS: Kürt müdür? MÖ: Kürt’tür, kardeşimdir. Biz ailece Kürt’üz. OS: Anne tarafınız? MÖ: Anne tarafı da Kürt’tür baba tarafı da. Annemin nenesi bak şu köylüdür. Araklıdır, Türk’tür. OS: Ama Osman Öcalan ‘Anne annemin köyünde problem var’ dedi. MÖ: Bakın siz gazetecisiniz. Milliyetleri birbirinden ayırt etmeye ne kadar meraklısınız? (çok sinirleniyor) OS: Milliyet birbirinden ayrılmayacaksa o zaman PKK’nın mücadelesi nedir? MÖ: Kürt halkı milliyetinden dolayı ezilmektedir. Benim için Kürt olmuş Türk olmuş o kadar önemli değil. OSMAN ÖCALAN’A ACIYORUM Osman Öcalan’a örgüt iki kere idam kararı verdi biliyor musunuz? Bilmiyorum. Siz de hiçbir şeyi bilmiyorsunuz? Osman, çok kolay kullanılabilecek şahsiyetsiz bir adam. Ona acıyorum. Silahlı mücadeleyi seçti yanlış yaptı. Kişiliksiz, menfaatleri için ailesini, Kürt halkını kullanan bir insan. Babam olsa kabullenemem. Ama Apo öyle değil. Örgütün uzun yıllardan beri başıdır. Ne söylese Kürt milleti onun sözünü dinler. Sözü geçerlidir. Örgütün silah bırakmasını Öcalan da istemiyor, doğru mu? 1972’de Genelkurmay’da askerdim. Memduh Tağmac’ı, Faruk Gürler’i gördüm. Nasıl yaşadıklarını biliyorum. Demirel’in yeğenini, Türkeşlerin mal varlığını, Ecevit’in varlıksız olduğunu da. Öcalan’ın eline ise hesabını bilemeyeceği kadar para geçti. Ama bir kuruşuna dokunmadı. Genelkurmay’daki askerliğiniz sizi bağlar. Bu paralar nereden geldi? Apo hangi bankayı soydu? Kürtler çalışmışlar, örgüte yardım etmişler, paralar buradan gelmiştir. Benim ellerimi görüyorsun ben de hâlâ tarlada çalışıyorum. >> YARIN: Biraz açılalım beyler!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT