BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Ona iyi bak bacım!”

“Ona iyi bak bacım!”

Genç kadın suçluluk duygusuyla gülümsedi tedirgin bir şekilde. Kezban elini uzattı ona. Yıpranmış, şiş bakımsız elleri Perihan hanımın ince, zarif bakımlı ellerini kavradı. Yalvaran bakışlar dolaştı yüzünde genç kadının:



Genç kadın suçluluk duygusuyla gülümsedi tedirgin bir şekilde. Kezban elini uzattı ona. Yıpranmış, şiş bakımsız elleri Perihan hanımın ince, zarif bakımlı ellerini kavradı. Yalvaran bakışlar dolaştı yüzünde genç kadının: - Bacım ona iyi bak! Mutlu et yavrumu, çaresizim bacım, götür buradan bebeğimi, kurtar bu zalimlerin elinden, götür de kurtar... Ağlamaklıydı doktorun karısı. Kekeledi kelimeleri hıçkırıklarına karışarak: - Merak etme kardeşim, ona gözümün bebeği gibi bakacağım. Gerçek bir ana olacağım... Gözlerini yumdu Kezban bu sözleri duyduktan sonra. Başını öte yana çevirdi, hafifçe araladı göz kapaklarını. Yanında mışıl mışıl uyuyan oğluna baktı içi titreyerek. Perihan hanım kocasına döndü: - Hemen mi götüreceğiz Doğan?.. Doktor karısına yaklaştı, kulağına fısıldadı: - Para istiyorlar. On milyon... Bu parayı bulmam lazım... genç kadın gözlerini açtı: - Takılarım, bileziklerim... Hepsini al Doğan... Hiçbirini bırakma, ver kurtaralım bu çocuğu. Bunlardan her şey beklenir... Başını salladı doktor. Ani bir kararla hemşireye döndü: - Hanımla burada kalın hemşire hanım. Ben şehre gidip geleceğim. Siz hem hastaya bakarsınız, hem de çocukla ilgilenirsiniz. Ben yarın öğlene dönerim... * * * O gece Perihan hanım hiç uyumadan Kezban’ın başında oturdu. Zaman zaman konuştular, zaman zaman sustular. Sabaha karşı Kezban biraz dalmıştı. Perihan hanım usulca çevirdi kafasını. Kadının yanı başında uyumakta olan bebeğe baktı. Çok da güzeldi. Kıpkırmızı yanakları dolgun, kara kaşları, kara saçlarıyla tonton bir bebekti. İçinde garip bir duygunun kıpırdandığını hissetti. Bir sevgi seli akıp gidiyordu kenarda duran kundağın içine. Yüzüne hisleri yansımıştı. Öylece bakıyordu bebeğe. Birden Kezban’ın sesiyle irkildi: - Gözüm arkada kalmayacak hanım... Telaşla döndü: - Neden? - Baksana, anası gibi bakarsın bebeğime. Gözlerinden belli ışıklar. Hiç olmazsa iyi bir yerde diyeceğim hasretimi yüreğime gömüp. Kaderim bu benim, değiştiremem... Uzanıp onun terli başını okşadı Perihan. Gözlerini kapadı: - Merak etme sakın. Hiç gözün arkanda kalmasın... - Sakın deme ona bir anası olduğunu. Seni ana bilsin. Sonra kızar bana “neden bıraktın diye”... Söyleme hanım. “Olur” anlamında eğdi başını doktorun hanımı. Öğlene kadar öylece oturdular. Kezban yataktan hiç çıkmadı. Recep iki kere girdi içeriye. Perihan hanımla hemşireden çekindiği için olacak bir tek kelime konuşmadan çıktı gitti geldiği gibi. Doğan bey dediği saatte gelmişti. Yorgunluğu yüzünden belliydi. Telaşla girdi içeri: - Tamam Perihan toparladım. Komutandan, kaymakamdan borç aldım. Hemen ödeyeceğiz. Banka müdürü kredi açacak. Ama birkaç gün sürermiş işlemler. O çıkınca borçları vereceğim. Beklemek istemedim. Bakışlarını Kezban’a döndürdü: - Bize kızmıyorsun değil mi bacım? Genç kadın başını iki yana salladı: - Kızmıyorum doktor bey. Alın götürün, kurtarın buradan. Yalnız bana söz ver doktor, o da doktor olsun senin gibi... Doğan bey gözlerini kapadı gülümseyerek. - Merak etme, söz veriyorum. Karısına döndü, Perihan hanım çocuğu kucaklamıştı. Sanki suçluymuş gibi yavaş hareket ediyordu. Yavaşça kapıya yöneldi... DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT