BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kayıp sandığın peşinde...

Kayıp sandığın peşinde...

Yazar Meva Ayşe Önyurt, “Piri Reis’in İzinde: Batık” ismini verdiği romanında Tâbut-ı Sekîne’nin peşinde geçen bulmacalar ve kovalamacaları işliyor



> Cüneyt Bitikçioğlu İSTANBUL Piri Reis’in 1513 yılında yapıp 1517’de Yavuz Sultan Selim’e sunduğu dünya haritasında Amerika’nın doğu kıyıları görülüyor. Hepimiz Piri Reis ve şu ünlü haritasını duymuşuzdur. Hani Amerika daha yeni keşfedilmişken, kıtanın haritasını hem de son buzul çağından önceki haliyle çizmiş Muhiddin Piri’yi. Yazar Meva Ayşe Önyurt, “Piri Reis’in İzinde: Batık” ismini verdiği romanında okurlarını, Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi ve haritalarının gizemli dünyasına yolculuğa çıkardı. Meva Ayşe Önyurt bir gün amaçsızca New York’da bir üniversite kütüphanesinde Osmanlı’yla ilgili kitapları karıştırırken, ünlü Osmanlı denizcisi Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesi ile Tabut-ı Sekine (Ahit Sandığı) hakkında yazılmış eserlerle karşılaşır. Özellikle Tabut-ı Sekine’nin gizemi kendisini çok etkiler. Küçük bir hikaye yazmaya karar verir. Ancak koskoca bir roman çıkar ortaya. Kapı Yayınlarının neşrettiği “Piri Reis’in İzinde: Batık”, Hint Okyanusuna sefere çıkan Piri Reis’in donanmasına erkek kılığında katılan Afife’nin maceraları üzerinden o dönemi ele alıyor. ASIRLARDIR ARANIYOR Tâbut-ı Sekîne’nin asırlardan beri nerede olduğu bilinmiyor. Bulma arayışları hep sürmüş mü? Sandığı kimler aramış? Tabut-u sekine, Babil Kralı Nebukadnezarın milattan önce 4. yüzyılda Kudüs’ü yağmalatmasından sonra ortadan kaybolur. O tarihten sonra özellikle Yahudiler, daha sonraları da Hristiyanlar kutsal sandığı değişik sebeplerden dolayı aramayı sürdürmüş. Sandık, bu kavimler arasında bir güç simgesi olarak kabul edilir. Sonuçta Hazreti Süleyman’a verilen krallığın büyüklüğü ve onun hayvanlar ve cinler üzerindeki gücü, her üç kutsal kitapta da geçmektedir. Bu kutsal sandığın içinde Hazreti Musa’ya indirilen “On Emir” levhalarının olduğu rivayetlerden biri. Tahrif edilmiş olmasına rağmen Tevrat’ta da sandığın değişik bir güce sahip olduğundan bahsedilir. Sandık, Süleyman Tapınağına yerleştirilene kadar iki melek tarafından korunur. Yahudiler bu sandığı kaybettikten sonra bir türlü bulamamış ve Hristiyanlıkta da devam eden kutsal sandığı arama girişimlerinde bulunmuşlardır. Kur’an-ı Kerim’de de bu sandukadan Yahudilere yollanan Talut’un hükümdarlığının bir nişanesi olarak Bakara Suresin’de geçmektedir. Hadis-i şeriflerde bu sandığı Hazreti Mehdi’nin ahir zamanda gizlendiği yerden çıkarıp bulacağı zikredilmektedir. Tâbut-ı Sekîne yanlış ellerden korundu -Piri Reis ve haritasıyla Ahit Sandığı arasında nasıl bir bağ var. Padişahlar sandığın peşine düşmüş mü? Açıkçası bu gizemli sandığı Müslümanlar aramaz. Çünkü onlar vakti geldiğinde Hazreti Mehdi’nin bulucağını bilirler. İslam Halifesi Sultan Süleyman’ın sandığı aramak için Piri Reis’i görevlendirmesi aslında sandığı bulmaktan ziyade gerçekten böye bir şey varsa onu yanlış ellerden saklamak ve korumak için olduğunu vurguluyor romanda. Haritanın zamanının ötesinde detaylar barındırdığı biliniyor. Piri Reis’in Kitab-ı Bahriyesinde Süleyman Peygamber zamanından kalma bir haritadan yararlandığından da bahsediyor. -Yüzyıllardır süregelen bir kovalamacadan bahsediyorsunuz... -Tabii ki burada bahsettiğim kovalamaca gerçeğe dayanan delilleri olmakla birlikte bir hayal ürünü. Mesela Tapınakçıların 1300’lü senelerde Kudüs’te Süleyman Mabedinin kalıntıları altında açtıkları tünellerde bu sandığı aradıkları ispatlanmış. Tapınakçıların, papalık tarafından yasaklanıp, büyük üstadlarının canlı canlı yakılmasından sonra bu kutsal görevi masonlara bıraktıkları biliniyor. Lakin bu gizli cemiyetlerin gerçekten böyle bir arayış içinde olup olmadığını söylemek zor.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT