BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ermeni iddialarında İngiltere’nin rolü

Ermeni iddialarında İngiltere’nin rolü

Bugün Türkiye’nin başını ağrıtan Ermeni iddiaları konusunda İngiltere’nin 1916-1921 yılları arasında üstlendiği Osmanlı düşmanlığı çabaları inkâr edilemez bir gerçek.



Bugün Türkiye’nin başını ağrıtan Ermeni iddiaları konusunda İngiltere’nin 1916-1921 yılları arasında üstlendiği Osmanlı düşmanlığı çabaları inkâr edilemez bir gerçek. Bunlardan birincisi Ermenilerin âdeta kutsallaştırdıkları “Mavi Kitap”tır. Kitap, İngiltere’nin ABD’yi 1. Dünya Savaşı’na çekmek için, “Osmanlı’nın katlettiği zavallı Hristiyan Ermenilere yardım edelim” mantığı ile kaleme alınmıştır. Yazarlarından biri daha sonra pişman olduğu söylenen Arnold Toynbee’dir. İngilizler ikinci kötülüğü, Sadrazam Tevfik Paşa’nın Şubat 1919’daki “Ermenilere yönelik katliam iddialarının araştırılması” girişimini engelleyerek yaptı. Tevfik Paşa hükümeti iddiaların araştırılması için Osmanlı ile savaşmamış 5 ülkeden 2’şer yargıç istedi. Bunlar “İsveç, İsviçre, İspanya, Danimarka ve Hollanda” idi. Bu ülkelere, “Yargıçlarınız araştırsınlar. Varsa suçlular cezalandırılsın” deniliyor. Ancak İngilizler, bu ülkelerdeki Osmanlı elçiliklerine gönderilen telgrafları tespit edip, ülkelere “Sakın karışmayın” diyor. Engellemeseler Ermeni iddiaları daha o zaman çürütülecekti. İngilizlerin beklemedikleri şekilde sonuçlanan üçüncü girişimleri ise, 144 Türk’ü Malta’ya sürmeleri oldu. Ama bu insanlar hakkında Osmanlı, Amerikan ve Mavi Kitap dahil kendi arşivlerinde iddia ve uydurma hikâyelerin ötesinde tek bir belge bile bulamadılar. Bu yüzden de dava bile açamadan, 1921 yılında hepsini serbest bırakmak zorunda kaldılar. İstemeseler de Türk milletini o zaman aklamış oldular! Şimdi söyleyin Sayın İngiltere Adalet Bakanı Jack Straw! Ermeni iddiaları konusundaki rolünüz belgelerle sabitken, “Ermeni tasarısı bizden geçmez” açıklamanıza, Türk milleti sevinsin mi? Çanakkale ruhu ayakta Çanakkale, Türk yurdunun Ege ve Marmara’ya açılan, İstanbul Boğazına uzanan kapısıdır. Bunların yanı sıra 18 Mart 1915’teki zaferle tescillenmiş beş anlamı daha var Çanakkale’nin: 1- Düşman kuvvetlerince geçilemez! 2- Askerî tarihin en başarılı deniz ve kara savunması. 3- Dillere destan Türk kahramanlığının yaşanmış örneği. 4- Milli birlik ve kardeşliğin şehit kanlarıyla pekiştiği vatan toprağı. 5- Türk milletine umut verip Kurtuluş Savaşını müjdeledi. Çanakkale şehitleri ülkemizi bölmek isteyenlere bugün de geçit vermiyor. O yüzden de demokratik açılım projesinde dikkatler Çanakkale ruhuna çekiliyor. Kutlu zaferin 95. yıl dönümünde kahramanlarımızın ruhları şâd olsun! Sempozyumun kapanış konuşmasını Orgeneral Aslan Güner yapmıştı. “Türkiye Modeli” neden anlatılmadı? Terörle mücadelenin nabzı, 15-16 Martta Ankara’da attı. 3. Küresel Terörizm ve Uluslararası İşbirliği Sempozyumu’na 80 ülkeden 461 konuk katıldı. Toplantıda terörü yenmek için “İstihbarat İşbirliği”nin önemi vurgulandı. Ancak, “ne BM ne de NATO üyeleri arasında, terör, terörist ve terörizmin tanımı konusunda hâlâ uzlaşma yokken, uluslararası istihbarat iş birliği mümkün mü?” sorusu üzerinde durulmaması dikkat çekti. Bir başka eksiklik ise, İngilizce, Fransızca, Rusça ve Arapça’ya anında çeviri yapılan toplantıda, terörü bitirmek üzere başlatılan demokratik açılım süreci ile ilgili sunum yapılmaması oldu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT