BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu ne başıbozukluk! Pes vallahi!

Bu ne başıbozukluk! Pes vallahi!

PKK, kendi başına buyruk dünya medyasına, Türkiye’ye giriyor, Türkiye’den taşınıp İran’da mevzileniyor. “Silâhları bırakalım...” yok, “bırakır görünelim de, yarının ne göstereceği belli olmaz” gibi lâflar yayılıyor.



PKK, kendi başına buyruk dünya medyasına, Türkiye’ye giriyor, Türkiye’den taşınıp İran’da mevzileniyor. “Silâhları bırakalım...” yok, “bırakır görünelim de, yarının ne göstereceği belli olmaz” gibi lâflar yayılıyor. Daha korkuncu, ha bugün, ha yarın idam haberi, dillerde dolaşan Öcalan, PKK çetelerine, yeniden lider, seçiliyor. Bunlar duyulmakla kalmıyor önce basından, sonra bazı devlet katlarından PKK, alâkalı muhataplar buluyor. İmralı’daki villâ hayatı ve seçme aşçılı yemekleri ile renkli basının cav-cav sayfalarına Öcalan magazin sermayesi oluyor. O haydut başı ki, dağ başlarında yapacağını yaptı. Şimdi de İmralı ve Marmara’nın dokunulmaz kıralı kesildi. Bu cür’etle tabiî başbakan kıratında makamlarla paldır küldür lâf alışverişi dahi yapabiliyor. Neylersin! Yurda yaptığı hizmetlerin hakkıdır bu. Baksanıza, cumhurbaşkanı danışmanı, devlet adamı, parti lideri, demokrasi öncüsü Hasan Celâl Güzel Marmara’da bir adaya değil kodeste bir odaya bile lâyık görülmüyor. Dünyaları kararan şehit hanım ve çocuklarının, şehit ana babalarının inadına, kaygısız inançsız basının rezillikleri, Öcalan’ı, Holivut sinemalarının sevimli haydudu cazibesine çıkardı. Öcalan’ın emir ve direktifi ile bir alay Öcalan biraderler, bizim sorumsuz medya başta olmak üzre İngiliz, Amerikan, İtalyan TV’leri bayram şenliği yapıyorlar. 30 bin kişinin katili olan bu şebekenin, sömürgeciler için önemini düşünsenize... Onlar, PKK haydutlarının yurdumuzu bölmek isteyenler, onların gözbebeğidir. Ayrıca, rahat vicdanla Hizbullah sıfatı takınan “Hizbulvahşet” canavarlarının ettiklerine bakın: Hücre evleri, şehirlerimizin toprak altını kaplayan mazlum cesetleri, hattâ üst bürokrasi koltuklarına kadar tırmanan iğrenç akıl hocaları ile her gün asabımızı bozuyorlar. Gençlerimiz ve çocuklarımızda sinir, ruh, akıl sağlığı bırakmadılar. Kaleşnikoflar, el bombaları ve adı duyulmadık silahlar malzemelerle dünyayı yıldıracak cephanelikler kurmuşlar. Bu faili meçhul ölüm taşıyıcıların, yurda ne zaman hangi izinlerle, hangi vurguncu imzalarla ve hangi araçlarla taşındığı bilinmiyor. Bizim hiçbir makam ve teşkilata yakıştıramadığımız bu canavarlık, eski yeni valileri liderleri ve bilmediğimiz daha kimleri içine alıyor. Bir uzmanın verdiği bilgiç habere göre: Bu silâhlara ve sırtlanlara yakışmaz. Fiillerine bakarsak bu din ve devlet hayinlerinin sayısı en az yirmi beş bindir. Bugüne kadar ele geçenlerin hepsi ise sadece 500... Demek ki bu ölü leşi yeyicilerin 20 bin tanesi hâlâ aramızda, iş ortağımız, kapı komşumuz alıcı veya satıcımız vs. olarak yaşıyor. Fakat bu lâçkalıkla, 2000 yılının en iğrenç en vahşi huzursuzluk kaynağı olarak, sadece iki vahşet kumkumasının rezaletleri... Bu lâubalilik bu her şeyi şaka, eğlence sanan beyanatlar ve medyamız bakışımız daha bizi nerelere kadar götürecek? Korku filmlerine taş çıkartan bu çiğ facialardan ne zaman nasıl kurtulacağız da işlerimizin başına döneceğiz? Kıbrıs davamızda, çok değerli yazıları, kitapları ile tanıdığımız ve sayın Denktaş’ın fikir danışmanı Derviş Manizade Hoca uykusuz yatağından, telaşla beni arayarak bu dertlerini anlattı ve: -Lütfen yazsanız, ne iyi olur! Bütün “moralimizi” mahveden bu rezillikleri ancak sımsıkı bir SIKIYÖNETİM temizler deyişime ne buyurulur? dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT