BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Anadolu’nun TASARIM kültürü Amazon.com’da

Anadolu’nun TASARIM kültürü Amazon.com’da

Zengin tarihî ve kültürel mirasımızı, çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturan Hiref, dünyanın en prestijli e-ticaret portalında yerini alan ilk Türk firması oldu. Ebru Çerezci, “Artık bizi temsil eden, çağdaş tasarımlara sahip, uluslararası düzeyde bizi ifade edecek bir hediyelik eşya markamız var” diyor...



HEDİYELİK EŞYA FİRMASI HİREF’İN KURUCU ORTAKLARINDAN EBRU ÇEREZCİ, EL SANATLARIMIZI ‘TÜRK MARKASI’YLA DÜNYANIN DÖRT BİR YANINA YAYMANIN GURURUNU ANLATTI... Zengin tarihî ve kültürel mirasımızı, çağdaş tasarım anlayışıyla buluşturan Hiref, dünyanın en prestijli e-ticaret portalında yerini alan ilk Türk firması oldu. Ebru Çerezci, “Artık bizi temsil eden, çağdaş tasarımlara sahip, uluslararası düzeyde bizi ifade edecek bir hediyelik eşya markamız var” diyor... Bu hafta ‘Pazar Kahvesi’ne konuk olan Ebru Çerezci, başarılı ve ödüllü bir kadın girişimci... Kendisiyle sohbet ederken; geçmişin izlerini taşıyan, hepsi birbirinden güzel ve farklı el sanatlarını yakından gördük, hayranlığımızı gizleyemedik... (Foto: Kurtbay Önür) SUNUŞ Bir dünya markası olma yolunda gümbür gümbür ilerliyor Hiref. Çok kısa zamanda büyük işler başarmış iki kardeşin ülkemize ve kültürümüze sağladığı bu değer, ismini, “sanatların ehli” anlamına gelen ‘Ehli Hiref’ten alıyor. Hani “ismiyle müsemma” deriz ya, böylesine ince bir deyiş, tam da böyle bir örnekte yerini buluyor. Çünkü nerede sanatının ehli bir usta varsa, Hiref’in ince tasarımları bu ustanın marifetli ellerinde, geçmişin büyüsünü de üstünde taşıyarak günümüzde kabul görüyor, dünya çapında takdir ediliyor. Dünya liderlerinin ofislerinde, dünya zincirlerinin lobilerinde, iş adamlarının ziyaretlerinde ve sıcacık evlerimizin en özel köşelerinde Hiref imzası gün geçtikçe artıyor. Ürdün Kralı Abdullah 15 Mayıstaki Dünya Ekonomik Forumu’nda devlet başkanlarına; Hiref’in, Beykoz cam ustalığının en zarif örneklerinden birisi olan cam güvercinlerden hediye etti. Hiref’in ağabey-kardeş iki ortağı var, Ebru Çerezci ve Güvenç Kılıç... Bu haftaki konuğum; kısa zamanda güzel bir başarı öyküsü yakalamış, bu zarif markanın tasarımlarını yürüten Ebru Çerezci... - Önce sizi tanıyarak sohbetimize başlasak... - İzmir doğumluyum. Eğitim hayatımın ciddi bir kısmı Ankara’da geçti. ODTܒde endüstri ürünleri tasarımı okudum. İsteyerek, bilinçli bir seçimdi. İstanbul’da devam eden bir iş hayatım oldu. Uzun yıllar çeşitli şirketlerde tasarımcı olarak, yöneticilik de olmak üzere çeşitli pozisyonlarda çalıştım, daha sonra HİREF ortaya çıktı. - Hiref, ağabey-kardeş dayanışmasının güzel bir ürünü, fikir nasıl ortaya çıktı? - Evet, Hiref’i iki kardeş kurduk. Çalışırken hep düşündüğüm bir husus vardı; yurt dışından misafirlerimiz geldiğinde ya da biz yurt dışına çıktığımızda ne zaman bir hediye verme ihtiyacı belirse, bizi temsil eden, çağdaş tasarımlara sahip, hem ürün hem de ambalaj kalitesiyle, uluslararası düzeyde bizi ifade edecek bir şey aradığımızda, maalesef fazla bir seçeneğimiz olmuyordu ve bu konu beni çok fazla düşündürüyordu. Hiref’in diğer ortağı olan ağabeyim Güvenç, finans kökenlidir. Uzun yıllar Şişe Cam’da çalıştı. Daha sonra birçok kültürel projede görev aldı. Hediye konusunda aynı sıkıntıyı o da yaşıyordu. Bir gün kendi aramızda konuşurken “Biz bu konuda bir şeyler yapamaz mıyız” diye düşündük. Bu işin girişimcisi olabilirdik. İhtiyacı tespit etmiştik. Ben tasarımları oluşturabilir, o da işin finans ve satış ayağını organize edebilirdi. “Bu işin altından kalkabilir miyiz” diye kendi kendimize bir hayal kurduk ve hayalimizi hayata geçirmeye karar verdik. ANADOLU’YU GEZDİK - İşe nereden başladınız? - Önce kendi kültürümüzü araştırmak için bir yıl boyunca bütün Anadolu’yu karış karış gezdik. Bu arada çeşitli yazılı kaynaklardan da devamlı olarak Anadolu kültürü, Türk el sanatları, bölge el sanatları, onların kendi içinde geçirdiği aşamalar olmak üzere çok ciddi araştırmalar yaptık. “Kültürün tasarlanması” diye yola çıkmıştık ve bu, ancak onun hakkında çok şey bilmekle mümkündü. Aynı zamanda çağdaş tasarım anlayışıyla da bütünleşsin istiyorduk. Bu yüzden işini çok iyi bilen ustalara ulaşmak için ciddi gayret sarf ettik. Yüzyılların birikimi olan sanatları en ince ayrıntılarıyla araştırdık. En iyi usta, en iyi işçilik peşinde koştuk. - Adınıza gelelim, neden Hiref, marka ismini nereden alır? - Bu yola çıkarken, tarih dedik, kültür dedik. İsmimizin de bir anlamı, zenginliği olmalıydı. Sürekli araştırıyorduk ve tam da bu sırada, 15. yüzyıl sonlarında II. Beyazıt zamanında kurulmuş, Osmanlı İmparatorluğu’nun genç vizyonundan yola çıkarak sanatçılara öncülük yapan, Osmanlı sanat üsluplarının belirlenmesinde en etkili sivil toplum hareketi olan “Ehli Hiref” ile tanıştık. Kuruluşundan itibaren imparatorluğun bütün sanat akımlarını yönlendiren örgüt, zamanın en yetenekli ustalarını bünyesine kabul ediyor. Dönemin en iyi kâtipleri, kumaşçıları, çinicileri, cam ustaları, marangozları, nakkaşları, kuyumcuları, kakmacıları bu örgütün sanatçıları oluyor. Ehli Hiref bu yüzden bizi çok etkiledi. Hiref, Farsça bir kelime, “sanatlar” demek. Ehli Hiref de ‘sanatın ehilleri.’ İşte bizim yapmak istediğimiz de tam buydu, işinin en ehli sanatkârlarla bir araya gelerek kendi kültürümüzü koruyan eserler ortaya koymak... GÜCÜMÜZ SINIRLIYDI - İşe giriştiğinizde finansal gücünüz nasıldı? - Finansal gücümüz çok sınırlıydı. Ben ürünlerin tasarımlarını yapıyordum; ağabeyim de, nasıl satacağımızı planlıyordu. İlk koleksiyonumuzu 22 ürünle çıkarttık. Kütahya’nın en iyi çinicisini, Gaziantep’in en iyi bakırcısını, Beykoz’un en iyi camcısını aradık, bulduk. O yüzden de her üründen birer tane yaptırabildik. O dönem, neredeyse bütün sermayeyi fotoğraf çekimleri ve kataloğa yatırdık, sınırlı bütçemizden dolayı ancak bin adet bastırabildik. - Sanırım artık sıra tanıtıma gelmişti. - Evet. Kataloglarımızı tanıdık, tanımadık, sağdan soldan ulaşabildiğimiz çeşitli adreslere “umarız ellerine geçer” diyerek postaladık. Birçok adresten pozitif bir geri dönüş aldık. O zaman anladık ki doğru bir iş yapıyoruz ve belli ki birçok kişinin böyle bir arayışı varmış. Müşterimiz olsun olmasın, birçok kişiden tebrik aldık. Yavaş yavaş müşterilerimiz oluşmaya başladı. Önce kataloglarımızdan siparişle çalışmaya başladık. Bütün şirket iki kişiydik, stok tutacak gücümüz yoktu. 20 metrekare bile olmayan bir ofiste önce sipariş alıyor, dışarıda işi yaptırıyor, daha sonra müşteriye teslim ediyorduk. Haftada iki siparişe çok seviniyorduk. - Genellikle girişimcilerin hayatında bir dönüm noktası vardır, sizin de çıkışınızı kolaylaştıran bir olay, kişi var mı? - Bizim dönüm noktamız Cem Boyner’le oldu. Bir e-posta aldık. Kataloğumuz kendisine de ulaşmış. Mesajında, “Ürünlerinizi inceledim; yurt dışına hediye olarak da götürdüm. Aldığım tepkilerden gurur duydum. Bir seyahate gidiyorum, dönüşümde sizi ofisimde ağırlamak istiyorum” diyordu. Çok mutlu olduk. Yüz yüze görüşmemizde, “Beymen Home’larda ürünlerinizi satabiliriz” dedi. Beymen mağazaları bizim hedef kitlemizin en doğru adresiydi. BEYMEN’İN ETKİSİ - Kendi markanızla mı satışa çıktı ürünler? İsminizi koruyabildiniz sanırım Beymen içinde. - Evet, kendi markamızla çıktık. Ve Beymen’le markalaştık. Burası aslında çok önemli. Cem Bey’in çok önemli bir liderliği oldu burada. Biz başka firmalardan da çeşitli teklifler aldık. “Siz tasarımını, üretimini sağlayın, biz markamızı vererek ürünlerin satışı yapalım” dediler. İstediğimiz bu değildi ki! “İzin verin, Hiref markalaşsın” dedik, “Hayır” dediler. Çok büyük maddi sıkıntılarımız olmasına rağmen direndik. Çünkü yola çıkış amacımız, Hiref’in kendi kültürünü temsil eden uluslararası bir marka olmasıydı. Cem Boyner, markalaşmamıza gönülden öncülük etti. “Biz Hiref olarak satacağız, değil mi?” dediğimizde, “Elbette, bir marka oluşturuyorsunuz” diyerek, hiç tereddüt etmeden bize destek verdi. TEKLİF YAĞIYOR - Mağazalaşmanızda Beymen kültürü almanın faydalarını gördünüz mü? - Elbette. Malum Beymen mağazalarında birçok dünya markası var ve biz bu markalarla aslanlar gibi yarışarak, yüksek satış rakamlarına ulaştık. Kendi mağazalarımızı oluşturabileceğimize olan güvenimiz arttı. İstinye Park, çok iyi bir projeydi ve orada ağırlıklı dünya markaları vardı. Onların arasında yer aldık, ardından da Kanyon mağazası açıldı. Şimdiler de Anadolu yakası, Ankara Mağazaları gündemde. - Yurt dışında mağazalarınız var mı? - Cidde’de çok güzel bir mağazamız açıldı. Katar mayısta açılıyor, ardından Abudabi mağazamız açılacak. Mağazalarımızı gezen yabancı yatırımcılardan, New York, Kuveyt, Katar, Dubai, Londra’dan “franchising” vermemiz için teklifler aldık. - Bildiğim kadarıyla girişimcilik dalında da ödülleriniz var. - Evet, Garanti Bankası ve Kagider’ in düzenlediği yılın girişimcisi ödülünü aldık. Uluslararası grup Endeavor Girişimcilik Grubu tarafından Türkiye girişimcisi seçildik. AB DIŞINDAN İLK ÜYE! - “Endeavor” nasıl çalışır? - Endeavor, gelişmekte olan ülkelerde, etkin girişimcileri destekleyerek, ekonomik gelişime katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş uluslararası bir sivil toplum kuruluşudur. Endeavor, etkin girişimcileri tespit edip destekleyerek, gelişmekte olan ekonomilere önemli katkıda bulunur. Desteklenen girişimciler, başarı öyküleriyle etkin girişimcilik kültürünün yerleşmesine hizmet ederler. Dünyanın sayılı iş adamları üyesidir. Türkiye Endeavor’da da, Türkiye’nin en başarılı iş adamları yer almaktadır. - Sanırım şu sıralar büyük bir mutluluk yaşıyorsunuz. - Evet, buradan herkesle paylaşmak isterim. Çok yeni bir haber. Endeavor’un açtığı yol sayesinde Hiref, ilk Türk firması olarak Amazon.com’a girdi. Amazon’a girmek çok güçtür ve kendinizi; “ürünün kalitesi, sürekliliği, gücü ile ispat etmiş olmanız” gerekir. Ürünlerimiz Amazon’da satışa sunulan ilk Türk ürünü. Dahası Avrupa Birliği dışındaki ilk ülkeyiz. 6 yıllık bir firmayız ama “Hiref tarzı” diye bir anlayış oluştu. Artık taklitlerimiz var. Hukuk bölümümüz bu duruma sinirleniyor, ama ben, “beğeniliyoruz ki taklit ediliyoruz” diye düşünüyorum. ‘Atıl durumdaki birçok atölyeyi canlandırdık’ “Ambalajı, tasarımı, kalitesi, kültürü ile bize ait bir dünya markası olsun istiyoruz” diyen Ebru Çerezci anlatıyor: “Gerek kültürümüzün gelecek nesillere taşınmasında, gerekse ülkemizdeki iş gücünün artırılmasında fayda üretelim istiyoruz. Bugün artık çalıştığımız atölye sayısı 350’yi geçti. Binin üzerinde ustayla çalışır hale geldik. Anadolu’da atıl haldeki birçok atölyeyi, ustayı yeniden harekete geçirdik. Oğullarını yanlarına alarak sanatlarını aktarmaları için iş fırsatları oluşturduk...” Hilalin sırrı! Ebru Çerezci, bütün tasarımlarda yer alan ve aynı zamanda şirketin de logosu olan hilalin hikâyesini şöyle anlatıyor: “Aslında tamamen bilinçsizce bir yönelmeydi başlangıçta. Güzel sanatlardan gelmiyorum, ciddi bir sanat tarihi geçmişim de yok. Fakat İstanbul’da yaşamanın tuhaf bir büyüsü var. Etrafımızdaki camilerde, Osmanlı mimarisinin, sanatının birçok unsurunda hilal var. Koleksiyonlarımızda sanırım bu çağrışımla hilali çok kullandık ve böyle olunca da logomuz gibi algılanmaya başladı. Hilalin olmadığı ürünlerde, müşterinin ‘bunun hilali nerede?’ gibi geri bildirimleriyle karşılaşınca da, Hiref’in hilal ile algılandığını fark ettik ve bütün objelerimizde küçük de olsa bir hilal kullanmaya başladık...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT