BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu dünyada yalnız değiliz

Bu dünyada yalnız değiliz

Ormanlar, sevimli hayvanlar, çetin dağlar, göz alabildiğine ovalar, içinde yaşadığımız küçücük evimiz; kısacası canlı-cansız bütün varlıkların paylaştığı EKOSİSTEM’i korumak zorundayız



Sevgili okurlar, çağımızda insanoğlu günübirlik yaşantının esiri olmuş durumda. Sanki hepimiz programlanmış birer makine gibi; yarını düşünmeden ve dünü hatırlamadan yaşayıp gidiyoruz. Şöyle bir etrafımıza bakıp, “şu doğada neler oluyor, bizden başkaları nasıl yaşıyor” diye düşünecek mecalimiz kalmamış, âdeta ruhumuz buz kesilmiş! Değerli doğa dostları, zaman zaman gündemden fırsat buldukça bilimsel konularla karşınızda olmaya çalışıyorum. Bu haftadan başlayarak 2 bölüm halinde sizlerle EKOLOJİ sohbeti yapacağız. “Ekoloji” bir anlamda insanlığın varoluşu kadar eski, bir anlamda da en yeni bilim dallarından biridir. Çağdaş Ekoloji, canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalı olarak tanımlanır. Temelde biyolojinin bir alt dalıdır. Aynı zamanda, “İnsanın Yaşam Ekolojisi” ya da”Çevre Bilimleri” denilen, insan-doğa ilişkilerini inceleyen uygulamalı ve disiplinlerarası yeni bir bilimsel öğretinin temelini oluşturur. Çevre bilimleri, ekolojiden başka sistembilim, fizik, kimya, tıp, mühendislik, ekonomi gibi çeşitli temel bilim ve sosyal bilim dallarını da bünyesinde toplar. ALİMLER BOŞA KAFA YORMAMIŞ 19. Yüzyılın ikinci yarısı, ekolojinin tarihçesinde çok önemlidir. “Ekoloji” sözcüğünü Alman bilim adamı “Haeckel”, 1889 yılında eski Yunanca “OİKOS” (Evcik) ve “LOGOS” (Bilim) sözcüklerinden türetti. EKOSİSTEM kavramı ise 1935’lerde İngiliz Biyolog Tansley tarafından ortaya atıldı. Günümüzde Ekosistemi, “Belli bir alanda yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde olan canlılar ile, bunların fiziki çevrelerinin oluşturduğu bütün” olarak tanımlıyoruz. Amerikalı Biyolog Forbes, “Mikrokozm” adını verdiği izole bir ortam oluşturan Göl ve Issız Ada ekosistemlerinin kendilerine has bir biyolojik ortam oluşturduklarını araştırmalarıyla ortaya çıkardı. Bir göl veya bir ada Kapalı Ekosistemlere örnek verilebilir. Açık Ekosistemler ise daha büyük alanları kapsar, örneğin; Akdeniz, Karadeniz veya havzası ile Fırat nehri gibi... Evet kıymetli okuyucular, bugün size gezegenimizdeki yaşamın işleyişinden örnekler vermeye çalıştım. Gelecek hafta ise, “Ekolojinin Kuralları”ndan söz edeceğim. Haftaya buluşmak üzere hepinize sağlıklı ve mutlu günler diliyorum. Sizin eviniz hangi ekosistemde? Kısaca “canlılar ile yaşadığı yer arasındaki ilişki” olarak tanımlanan Ekosistemler, yapılarına göre ikiye ayrılır: > Güneş enerjisine bağlı Doğal Ekosistemler * Göl ve Akarsular * Marine (Deniz, okyanus ve mercan adaları) * Sulak alanlar (Sultansazlığı, Kızılırmak Deltası gibi) * Ormanlar, Maki Toplulukları, Savan ve Stepler * Çöller (Sahara kum, Atacama ve Gobi taş çölleri) * Tundralar (Soğuk iklim bölgeleri) > Endüstriyel ve Kentsel HAYAT Ekosistemleri * İnsan yerleşim yerleri ve konutlar olarak sıralanır. Çevremizdeki Ekolojik Faktörler de ikiye ayrılır > Canlı ÖGeler * Bitkiler (besin ve oksijen üreticileri) * Hayvan toplulukları (Tüketiciler) * İnsan (Tüketiciler) * Ayrıştırıcılar (Bütün mikroorganizmalar) > Cansız ÖGeler * İklim (Sıcaklık, yağış, ışık ve rüzgâr) * Fiziksel yeryüzü şekilleri (Dağ, yayla ve ova gibi) * Toprak * Su (Tatlı ve tuzlu) * Hava Bu manzaralar ciğerimizi yakıyor * Her sene yaz ve bahar aylarında çıkan yangınlar, yüreğimizi burkuyor. İşte bunlardan biri; İstanbul Burgazada’da Ekim 2003’te çıkan yangın 2. günde söndürülebilmişti. 40 hektarın kül olduğu yangında, bir faytoncu da kalp krizinden ölmüştü... Bu arada, Koç Bilgi Grubu’nun sosyal sorumluluk platformu Yeşil Bilgi Platformu’nun açıkladığı verilere göre, Türkiye’de son 10 yılda çıkan orman yangınlarının yüzde 94’ü insan kaynaklıymış. Lütfen biraz dikkat! Su ve ormanımız çok kıymetini bilmiyoruz! * Değerli tabiat âşıkları, Türkiye öyle güzel bir ülke ki inanın dünyanın neresine giderseniz gidin, bu kadar coğrafi çeşitliliği bir arada bulamazsınız. Peki bunun kıymetini layıkıyla biliyor muyuz?.. Son iki günde “Dünya Orman” ve “Dünya Su” günleri münasebetiyle çeşitli etkinlikler ve bilinçlendirme çalışmaları yapıldı. Biz de diyoruz ki gelin her günümüz bu duyarlılıkta olsun. Sokakta ağaca dolanmış bir poşet görünce içimizi “cız” etmeli, piknik yaparken mangalın külünü “iki defa” söndürelim, musluğumuzdan ‘tık tık” eden damlayı es geçmeyelim. Yoksa boşuna övünüp dururuz. BU YIL SUSUZ KALMAYACAĞIZ Küresel ısınma sebebiyle dünyada su kaynakları azaladursun, bu yıl bol yağış alan Türkiye’de susuzluk problemi beklenmiyor. (AA) 18 AYLIK TORUNUYLA FİDAN DİKTİ Karaman’da halka 2 bin adet ücretsiz fidan dağıtılırken, 65 yaşındaki Muharrem Bozkur, 18 aylık torunu Rüveyda Sena ile birlikte fidan dikti. (İHA) YEŞİL PLATFORM Reklamımızı yapın! Ediz Bey, Almus ilçemiz doğa ve çevre güzelliğiyle müthiş bir yer. Ancak biz güzellikleri bir türlü dışa açamıyoruz, tanıtamıyoruz. Anlayacağınız reklamımızı iyi bir şekilde yapamıyoruz. Bu konuda sizden yardım istiyoruz. Herkesi tabiat harikası ilçemize bekliyoruz. > Ömer Aşkın / TOKAT HİDROELEKTRİK SANTRALLERİ ÖZGÜRCE TARTIŞILIYOR... Desteklemiyorum Sevgili Ediz Hun, her şeyin ölçüsünün para olduğu gönümüzde doğa adına harcadığınız çabalarınız bizi yüreklendiriyor. Örneğin Doğu Karadeniz Bölgemiz HES (Hidroelektrik santrali) projelerinin pençesinde kıvranıyor. Akarsularımız, su canlıları ve su kaynaklarımızın çoraklaştırılması söz konusu... Neler yapabiliriz? > İhsan Akova / TRABZON Destekliyorum... Sayın Ediz Hun, Artvin’de, doğa cennetinde ikamet eden birisi olarak derelere ve nehirlere kurulacak olan HES’lerin etkileri ile ilgili görüşlerinize ihtiyacımız var. Çevreci örgütlerin aşırı muhalefeti ile karşı karşıyayız: “Derelerimiz satılıyor, çevre elden gidiyor, köyler göç ediyor, barajlar olmasın, maden çıkmasın..’’ gibi argümanlarla insanların kafasını karıştırıyorlar. > Yüksel Kantar / ARTVİN CEVAP: Sayın Akova ve Kantar, HES’lerle ilgili bazı yayınlarımız oldu. İleride bu konuyu enine boyuna okuyucularımıza duyurmayı düşünüyoruz. Kısaca bir cümle ile tekrar ifade edebilirim: HES’lerin yapımı esnasında doğa büyük zararlara uğruyor. Bunun telafisi ise imkansız. Ayrıca elde edilecek elektrik enerjisi de çok cüzi miktarlarda kalıyor. Ortamdaki çevre tahribatı üretimden elde edilecek kazançtan çok daha fazla olacak. Ülkemizin elektrik enerjisi ihtiyacı için, doğayı tahrip etmeyen farklı bir yöntemi ilgililere duyurmak isterim: Karadeniz gibi rüzgârlı engin denizlere birçok ülke “Offshore Rüzgâr Türbinleri” kuruyor. Türkiye de doğayı tahrip etmeyen bu yaklaşıma artık öncelik tanımalı ve karar vermekte gecikmemelidir. Sizlere saygılarımı sunuyorum... ÇEMİŞGEZEK’i göreniniz var mı? * Şirin ilçemiz yeşil ile evlidir. Mıryani’de 20 geyik var. Bahçeler ve tarlalar yaz gelince düğün alanı gibi olurlar. Uzun Hasan Türbesi, Tekya Aile Çay Bahçesi vardır. İteli Gölü, Küçük Kumluk var ki burası mükemmel bir plajdır. Sizleri 13. Dut ve Peynir Festivali’ne bekliyoruz... > Mehmet Coşgun / TUNCELİ
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT