BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gerçek Aziz Yıldırım

Gerçek Aziz Yıldırım

F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın medya ile yıldızı pek barışmaz... Çünkü, her daim, fotoğrafının çekilmesinden rahatsız olur... Bazen soyunma odasına girer, atar fırçasını... Bazen, futbolcusunu tek tek kendi odasına çağırır, beyin jimnastiği yapar!



F.Bahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın medya ile yıldızı pek barışmaz... Çünkü, her daim, fotoğrafının çekilmesinden rahatsız olur... Bazen soyunma odasına girer, atar fırçasını... Bazen, futbolcusunu tek tek kendi odasına çağırır, beyin jimnastiği yapar! Bazen, istifa eder, ısrarlar karşısında kararını gözden geçirir... Bazen, büyük lâf eder, sonra da o lâfı kendisine ettirenlere fırtına gibi eser... Ama Aziz Yıldırım bu değildir aslında... Yıldırım’ın sabahın köründe, güvercinlerine takla attırmasını kimse bilemez... Yardım elini kimse sıkamaz... Sıkıntıda olana, bir “Hızır” gibi yetişmesini, kimse izleyemez... Ve amansız bir hastalıkla boğuşan “meslektaşımızı” taa Amerika’ya defalarca gönderip, tedavi masraflarını üstlenmesini, Türkiye’de Acıbadem Hastanelerini ve doktorlarını seferber etmesini kimsecikler duyamaz... Onu, yarım bardak su dolu kabın, sadece boş tarafı gibi görenlerin, bir de dolu tarafı gibi görmeleri çok da zor olmasa gerek... Amma... Hep böyle görmek istediğimiz F.Bahçe Başkanı, daha birkaç gün önce yine kendini tutamayıp, G.Antep karşılaşmasının devre arasında yaptı yapacağını... Hakemlere azar, bir güzel (!) fırça... Oysa, hakemleri etkilemek, azarlamak, korkutmakla oluşacak mutluluklar, zihinlerde fazla uzun ömürlü olmaz... Güvercinlerin hatırına; herkese yaptığı iyiliklerin sevabına, gelin kimlik değiştirmeyin Sayın Yıldırım... Size bir nüfus kağıdı yeter... Boru alırken dikkat! Reklamlardan söz açtık ya... Bir tarafta, Metin Oktay’ın rekorunu “Marşal yardımı” ile kıran, Avrupa gol kralı unvanını alan, yaşantısı ve işleri ile futbolun güzelliklerini birleştiremeyen Tanju Çolak... Diğer yanda, bir büyük maç için “F.Bahçe şöyle, şöyle oynarsa kazanır... G.Saray, şansı yaver giderse mutlaka maçı alır ama bu maçın normal sonucu beraberlik” diyerek, karşılaşmanın sonucunu yüzde yüz tutturan, F.Bahçe’deki teknik direktörlük serüveni, müthiş bilgisine (!) rağmen, sadece 5 maç süren Rıdvan Dilmen... Yıllar sonra bir boru reklamında karşı karşıya, el tokuşturuyor... Para kazanmanın sınırı yok ki... Bu ikiliyi yan yana getirenler büyük iş yapmış doğrusu... Boru değil bu? Federasyon çifte standartlı Hukuk ve adalet herkese eşit mesafede durmalıdır... Ama her konuda olduğu gibi, spor sahalarında yaşanan olaylarda da maalesef çifte standart var... F.Bahçe’nin bu konudaki isyanına hak vermemek elde değil...G.Saray tribünlerinde linç edilmek istenen bir taraftar, her ne kadar dilini tutamasa da, asla tribünden kendisini atacak kadar korkutulmamalıydı... Fotoğraflar, görüntüler bu tablonun cezasının mutlaka saha kapatmak anlamını, açık açık izah ediyordu... Ama F.Bahçe maçı öncesi, Ali Sami Yen Stadı’nı kapatmayı göze alamadılar... Artık federasyonun ve Ceza Kurulu’nun inandırıcılığı kalmamıştır... Hani, yalancının gerçekten yanan evi için yaptığı çığlığa nasıl kimse inanmamışsa, federasyona da “ölüyorum” dese, kimse inanmayacaktır artık... İnsan seçmenin ustalığı Şahsen, sütunlarımızda bu kişiye yer açmak aslında gereksiz... Ama bardağı bir defa değil, onlarca defa taşıran birisi için, söylemek istediklerimiz, sütunlara değil, sayfalara sığmaz... Bir hava tutturmuş gidiyoruz... Aman bu çocuğu koruma altına alalım... Çocuk dediğimiz de, 30 yaşında hani... Futbol oynarken kendini kaybediyormuş... Ona yapılan fauller insafsızcaymış... Yıldızmış, klasmış, bir eşi daha yokmuş... Daha neler neler... Ekran başında onu seyredenlerin sinirleri bozulurken, kimsenin umurunda değil... Formasının yakasını, kollarını makasla doğramış bir “hip-hop” şarkıcısı görünüşünün defoluğu, rahatsız etmiyor bazılarını... Gözlerini yuvalarından çıkartırcasına bakışı, saçlarının kirpi isyanı, görüntü bozukluğu ortaya koyan manzarası bir kenara; bu çocuğa neredeyse ülke olarak her maçta “vah vah vah” diyerek, kollama güdüsünün içinde bulacağız kendimizi... Bu çocuk, futbolunun güzelliklerinin üzerine, saydığımız defoları ile katran sürmektedir... Bu çocuk, dua etsin ki, Türkiye’de futbol oynuyor... Basireti bağlanmış, Türk hakemlerinin yönettiği maçlarda forma giyiyor... Bu çocuk, Aziz Yıldırım gibi bir başkanın, milyon euroları, bahşiş gibi dağıttığı, özel korumaya aldığı F.Bahçe’nin yıldızı... Her maçta kırmızı karta davetiye çıkaran Avrupa görmüş o futbolcu, uslanmamak için öyle bir mücadele veriyor ki, onun sevimsiz ve agresif hali, taraflı tarafsız herkesi isyan ettiriyor... Bu çocuk, Emre Belözoğlu’nun tanıtımına tıpa tıp uyan çocuk işte... Allah vergisi kabiliyetini, başkalarına öcü gibi tanıtan Emre için “Özel koruma toleransı” tanıyan herkes ona “ara gazı” vererek, F.Bahçe’yi de toslatmaya çalışanlardır... Ey müsamaha dolu hakemler, ey Başkan Yıldırım, ey tribündeki taraftar... Eski G.Saraylı bir futbolcunun, ne dolduruşuna gelin, ne Emre’nin dolmuşuna binin... Dikkat Erman çıkabilir! Lig TV’den ayrıldıktan sonra, bilhassa fanatik taraftarları, ateşli, racon kesen konuşmaları ile “öksüz bırakan” Erman Toroğlu, şu günlerde bizi yine, yüzünden eksik bırakmıyor... Hangi kanalda reklama geçilse, 1920 yıllarında, Amerika’yı peşine takan, kumarhane ve kirli işlerin “yaralı yüz” lâkaplı mafya babası Alphonso Gabriel, yani Al Capone geliyor aklımıza... “Haah” diyoruz “Harika bir macera filmi başlıyor” merakıyla koltuğumuza yaslanıyoruz... Aaa, bir de ne görelim... Karanlık ve esrarengiz görüntüsüyle karşımızda Erman Toroğlu... O, ekran karşısındakileri, azarlar gibi bakışlarıyla, çocuklarımızı, annelerinin kucağına kaçıran bir ürperti içinde, reklam yıldızlığı yapıyor... Ama hakkını yemeyelim Erman’ın... Müthiş oynuyor... 1920’lerde Al Capone, kumar oynatıp haraç alırdı... Şimdi Erman, daha kibar bir dille “Oynamazsanız kazanamazsınız” diyerek azarlıyor hepimizi...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT