BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Peygamberler-sahabeler şehri Diyarbakır

Peygamberler-sahabeler şehri Diyarbakır

Kur’an-ı Kerim’de 25 peygamberin ismi geçiyor. Bunlardan bazıları (Hz. Zülkifl, Hz. Elyesa, Hz. Harun-ı Âsafî, Hz. Şit...) Diyarbakır toprağında medfundurlar...



Kur’an-ı Kerim’de 25 peygamberin ismi geçiyor. Bunlardan bazıları (Hz. Zülkifl, Hz. Elyesa, Hz. Harun-ı Âsafî, Hz. Şit...) Diyarbakır toprağında medfundurlar... Diyarbakır toprağında, ayrıca, 550 civarında sahabe de yatıyor. Sevgili peygamberimizi görenlerden, onun tebliğ ettiği İslâm’a sahip çıkanlardan 550 kişinin Diyarbakır toprağında yattığını acaba Türkiye’de ve İslâm âleminde kaç kişi biliyor? Diyarbakır, manevî dünyamız açısından anlatılmaz zenginliklere sahip mübarek bir belde. İnanıyorum ki bu müthiş zenginliklerin farkında olmayanlar arasında, bizzat Diyarbakır’ı sevk ve idare eden kimseler de var. Bir zamanlar, Diyarbakır’dan “Doğu’nun Paris’i“ diye bahsediliyordu. “Doğu’nun Paris’i“ denilince aklımıza düzgün, geniş yollarıyla, büyük meydanlarıyla, bilmem kaç katlı apartmanlarıyla uzayan bir şehir geliyordu. Diyarbakır’ın inanç dünyamızda parıltılı bir yüzük taşı gibi durduğu, dolayısıyla İslâm’ın en önemli şehirlerinden biri olduğu anlatılmıyordu. Diyarbakırlılar da, çok zengin bir hazine üstünde oturdukları halde, bunun kıymetini bilmiyorlardı. Bu bilgisizlik veya üzerimize musallat olan bir büyük cehalet, zamanla Diyarbakır’ı Türkiye’nin en sancılı şehirlerinden biri haline getirdi. Diyarbakır’da dinlediklerim, gafletimizin, cehaletimizin hatta ihanetimizin çirkin yüzünü bana bir kere daha gösterdi. Diyarbakır’da dediler ki: “Kıbrıs çıkarması başladığı zaman askerlik şubesinin önünde toplanan gençler, orta yaşlılar, yaşlılar... Kıbrıs birliklerinde bulunmak için çırpınıp durdular. Gönüllü olarak askere gitmek istediler...” Ahmet Kabaklı ağabeyimden dinlemiştim. Büyük bir zevkle anlatmıştı: “Diyarbakır Lisesinde bir süre edebiyat öğretmeni olarak çalıştım” demişti. “Çocuklar tamamıyla millî bir şuurla yetişiyorlardı. Lisede, milletimizin bütün millî kahramanları için anma günleri düzenliyorduk. Diyarbakır Lisesinden ayrıldığım zaman, aşağı-yukarı bütün lise öğrencileri tren istasyonundaydı. Çocukların getirdikleri pasta kutularını kompartımana koyduğumda, âdeta oturacak yer kalmadı!..” Ah ne kadar yazık: Bugünkü Diyarbakır liseleri ve gençliği başka bir çizgi üzerinde. Bazı cahil ve gafil öğretmenlerin telkinleri yüzünden lise öğrencileri diyorlarmış ki: “Yüksek tahsilimizi Batıda yapmayacağız. Çünkü Batı Anadolu’da Diyarbakırlı kardeşlerimizi üniversitelere almıyorlarmış. Girenleri de dövüyor, sövüyor, öldürüyorlarmış!” Bu dehşetli, bu kuyruklu-kulaklı yalanın, Diyarbakır’a kıl kadar faydası olur mu dersiniz?..
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT