BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Moğolistan üzerinde büyük oyun!

Moğolistan üzerinde büyük oyun!

Mesafe olarak uzak ama manen bize yakın olan Moğolistan, kardeş bir ülkedir. Rusya ve Çin’in baskısından kurtulmak isteyen Moğolların aradığı “üçüncü komşu”nun Türkiye olması için aşılması gereken çok engel var.



Mesafe olarak uzak ama manen bize yakın olan Moğolistan, kardeş bir ülkedir. Rusya ve Çin’in baskısından kurtulmak isteyen Moğolların aradığı “üçüncü komşu”nun Türkiye olması için aşılması gereken çok engel var. Türk adının ilk kez geçtiği yazılı metinler olan Orhun Abideleri Moğolistan sınırları içinde bulunuyor. Karakurum yakınlarındaki Bilge Kaan ve başkent Ulan Bator yakınlarındaki Tonyukuk kitabeleri ilk dönem Türk tarihinin anlaşılması bakımından eşsiz birer kaynak oluşturuyorlar. 1300 yıllık bu abidelerin varlığı bile tek başına Türkiye’nin Moğolistan’a ilgi duymasını gerektiren önemli bir unsurken, Türkiye ve Moğolistan arasındaki ilişkilerin dostane olmasını sağlayan başka faktörler de var. Türkçe ve Moğolca aynı dil ailesine mensup olduklarından ikisinin de cümle yapısı aynıdır. Bazı kaynaklara göre, Türkçe ve Moğolca 4000 ortak kelime barındırmaktadır. Türk ve Moğol tarihlerinin yaklaşık 800 yıllık bölümü iki milletin ya birbirleriyle mücadele ettikleri ya da etkileşim içinde oldukları çok önemli zaman dilimleri ihtiva etmektedir. Türk ve Moğol halklarının halen sürdürmekte olduğu pek çok ortak gelenek ve adet yüzyıllarca süren bu temasın bugüne yansıması olarak yorumlanabilir. Uzun yıllar Sovyet etkisi altında komünist parti tarafından idare edilen Moğolistan’ın 1990’da demokrasiye geçmesiyle Türkiye’nin Ulan Bator Büyükelçiliği’nin 1996’da açılmasını müteakip, siyasi, ekonomik, ticari ve güvenlik alanındaki temaslar hız kazanmıştır. İki ülke arasındaki mesafenin uzak oluşu, ulaşım imkânlarının yetersizliği, Moğolistan ekonomisinin zayıflığı ve hepsinden önemlisi Rusya Federasyonu ve Çin’in, bu ülkenin üçüncü bir ülkeyle yoğun ilişkiler içine girmesine sıcak bakmamaları sebebiyle, Türkiye-Moğolistan ilişkileri sınırlı bir çerçeveye hapsolmuştur. HAVA YOLU BAĞLANTISI ŞART Türkiye’nin Moğolistan’a ihracatı geçen yıl için 14 milyon ABD doları seviyesindedir. Türkiye’nin Moğolistan’dan ithalatının tutarı ise 1 milyon dolar civarındadır. Tüm Orta Asya cumhuriyetlerine doğrudan uçuş başlatan ilk şirket olan Türk Hava Yolları’nın Ulan Bator’a seferinin olmaması, ticari ilişkilerin arzu edilen seviyeye çıkmasını geciktirmektedir. Bugün Moğolistan’ın dünyayla bağlantısı, Pekin, Moskova, Tokyo, Seul ve Berlin üzerinden sağlanmaktadır. THY’nin Ulan Bator’a sefer koyması halinde, Berlin’in önemini kaybedeceği ve Moğolistan’ın tüm Avrupa-Afrika-Amerika bağlantılarının Türkiye üzerinden yapılacağı aşikârdır. Türkiye-Moğolistan ilişkilerinin önemli bir alanı da Türkiye’nin Moğolistan’a yaptığı yardımlardır. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA) üzerinden Moğolistan’a iletilen yardımların toplam tutarı 21 milyon doların üzerindedir. Orhun Kitabelerinin bulunduğu bölgeye daha kolay ulaşılabilmesini temin etmek maksadıyla ihtiyaç duyulan 46 kilometrelik Bilge Kaan Karayolu tamamen TİKA tarafından inşa edilerek 2008’de hizmete açılmıştır. Benzer bir kara yolunun Ulan Bator yakınlarındaki Tonyukuk kitabeleri için de açılması, bilhassa bölgeyi ana kara yoluna bağlayan 11 kilometrelik iptidai yolun yapılması Türk tarihi için eşsiz değeri bulunan bu bölgeye ulaşımı kolaylaştıracaktır. EĞİTİMDE İŞ BİRLİĞİ Birçoğu Türkiye’nin verdiği burslarla üniversitelerimizde okuyan Moğol öğrencilerin sayısı 2009 itibariyle 1000 kadardır. Moğolistan Milli Üniversitesi’nde 2005’te faaliyete geçen Türkoloji bölümü her yıl 50 kadar mezun vermektedir. Bu bölümün ihtiyaçları Türkiye tarafından karşılanmaktadır. Moğolistan’da ayrıca altı Türk Okulu bulunmakta, bu okullara kayıtlı 1100 öğrenci ülkede sunulan en kaliteli eğitimi almaktadır. Moğolistan’da varlıklı ailelerin ve üst düzey devlet görevlilerinin çocuklarını Türk okullarına göndermek için neredeyse yarışmaları verilen eğitimin kalitesinin göstergesidir. İkili anlaşmalar çerçevesinde Moğolistan’dan gönderilen askerî öğrencilerin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı okullarda eğitim almaları mümkün olmaktadır. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı’nın 2000 yılında Moğolistan Savunma Üniversitesi’nde açtığı dil laboratuvarında Türkçe öğretilmektedir. Yeterli öğretmen bulunmayışı gerekçesiyle söz konusu laboratuvarın yılda sadece bir sömestir Türkçe eğitimi için kullanılması, geriye kalan zamanlarda ise İngilizce öğretilmesine tahsis edilmesi dikkat çekicidir. Tamamen Türkiye’nin imkânlarıyla donatılmış, Türk bayrağı, Atatürk fotoğrafı, Türkiye haritası ve Türkiye manzaralarıyla süslü bu sınıfın, asli fonksiyonuna kavuşturulması için gereken adımların süratle atılmasında fayda vardır. 20 yıla yakın süredir imzalanan çok sayıda anlaşmayla hukuki altyapısı büyük ölçüde tamamlanan Türkiye ile Moğolistan arasındaki ilişkilerin dar bir çerçevenin dışına çıkamamasının en önemli sebebi Rusya ve Çin’in Moğolistan üzerindeki baskısıdır. MADEN ZENGİNİ Denize çıkışı olmayan Moğolistan’ın tüm dış bağlantıları, iki komşusu Rusya ve Çin tarafından kontrol edilmektedir. Küçük nüfusuna rağmen 1.5 milyon kilometrekarelik toprağa ve çok zengin bakır, demir cevheri, uranyum ve kömür yataklarına sahip olan Moğolistan ekonomisi ve siyaseti bu iki devletin doğrudan etkisi altındadır. 1.4 milyon tonluk uranyum rezervini ele geçirmek isteyen Rusya, bu madenle ilgilenen ABD, Japonya, Fransa ve Hindistan şirketlerinin Moğolistan pazarına girmesine sıcak bakmamaktadır. Bu kadar zengin uranyum rezervine sahip Moğolistan’da nükleer santral bulunmamakta; yapılması da planlanmamaktadır. Ülkenin tüm elektrik ihtiyacı petrolle çalışan santrallerden elde edilmekte, ihtiyaç duyulan petrolün %90’ı da Rusya’nın Rosneft şirketinden satın alınmaktadır. Rusya, Moğolistan’daki 70 yıllık komünist dönemde kurduğu denetim mekanizmalarının mirasını da kullanarak bu ülkeyi kendi “arka bahçesi” olarak görmekte ve “bahçe”ye yabancıların girmesine izin vermemektedir. Moğolistan’ı tarihî açıdan ülkesinin bir parçası olarak gören Çin ise hem ülkedeki zengin maden potansiyeliyle ilgilenmekte, hem de nüfus fazlasını, temkinli ama gayet sistematik adımlarla, bu ülkeye sevk etmeye çalışmaktadır. Çin de, Rusya gibi, Moğolistan’ın üçüncü bir ülkeyle yakın ilişki içinde bulunmasına engeller çıkarmaktadır. MİSYONERLER İŞBAŞINDA Çin ve Rusya’nın bu tutumlarından Türkiye de etkilenmektedir. Mesela, Türkiye’nin teklifiyle, 2008’de Moğolistan’da yapılması planlanan Türk-Moğol özel kuvvetler tatbikatı, Rusya’nın hava sahasının, Türk askerî personelini taşıyan uçakların geçişine kapatması dolayısıyla icra edilememiştir. Keza, Türkiye’nin, Moğolistan silahlı kuvvetleri bünyesindeki Barışı Koruma Taburu’nun teçhizi için hibe ettiği yaklaşık 1 milyon dolar değerindeki askerî malzeme de, Rusya ve Çin’in engellemeleri sebebiyle karadan veya havadan gönderilememiştir. Böyle bir teknik engelleme söz konusuyken, ister istemez, Türkiye-Moğolistan askerî-güvenlik ilişkileri gelişememektedir. Moğolistan üzerindeki büyük oyuna dâhil olanlardan biri de Hristiyan misyonerlerdir. Başta Mormonlar, Yehova Şahitleri ve Evanjelistler olmak üzere çok sayıda Protestan kilisesine mensup misyoner 1991’den beri ülkede faaliyet göstermektedir. 19 yıl içinde ülkedeki Protestan kilisesi sayısı 250’nin üzerine çıkmış, Protestanlığa geçenlerin sayısı ise 40 bini bulmuştur. ABD ve Avrupa ülkeleri Hristiyanlığı seçen Moğollar üzerinden ülkedeki etkinliklerini artırma çabasındadırlar. Moğolistan mesafe olarak uzak ama manen bize yakın, kardeş bir ülkedir. Rusya ve Çin’in baskısından kurtulmak isteyen Moğolların aradığı “üçüncü komşu”nun Türkiye olması için aşılması gereken çok engel var.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT