BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hepsi aykırı hepsi farklı!

Hepsi aykırı hepsi farklı!

Otizmli çocuklar denizler gibi... Kimi sessiz hep kendi hâlinde; kimi ise öyle hırçın ve yıkıcı ki... Onlar aykırı çocuklar. Ve sayıları hiç de azımsanacak gibi değil. Her 150 çocuktan biri onlardan...



ENGELSİZSAYFA Hazırlayan: Fatih Selek OTİZM SİZİN DE KAPINIZI ÇALABİLİR Otizmli çocuklar denizler gibi... Kimi sessiz hep kendi hâlinde; kimi ise öyle hırçın ve yıkıcı ki... Onlar aykırı çocuklar. Ve sayıları hiç de azımsanacak gibi değil. Her 150 çocuktan biri onlardan... Nisan ayı, dünya gelelinde, “Otizm Farkındalık Ayı” olarak kabul ediliyor. “2 Nisan Otizm Farkındalık Günü”nde başlayan ve bir ay boyunca devam eden etkinliklerle otizme dikkat çekiliyor. Peki nedir bu otizm? Otizm, günümüzde her 150 çocuktan birini etkileyen karmaşık bir nörolojik gelişim bozukluğu. Her coğrafyada, her kültürde, her insanda görülebiliyor. Ülkemizde de 100 binden fazla otizmli çocuk bulunduğu tahmin ediliyor. Ancak bunların sadece 2 bini özel eğitim alabiliyor. Biz de bu hafta sayfamızda milyonların mustarip olduğu bu rahatsızlığı masaya yatırdık; uzman görüşleri aldık, hastaları ve anne babaları dinledik... ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ Otizmin çoğunlukla çocukluğun ilk üç yılında fark edildiğini belirten Tohum Otizm Vakfı Eğitim Programları Direktörü Doç. Dr. Binyamin Birkan belirtileri şöyle açıklıyor: “Otizm, erkeklerde kızlara oranla daha yaygındır. Eğitimden önce, otizmli çocuklar farklı bir gelişim sergileyebilirler. Genelde konuşma yoktur ya da ciddi bir gecikme vardır. Çocuklar kendilerinden beklenildiği gibi çevrelerindeki kişiler, nesneler ve olaylarla ilgilenmezler. Ayrıca normal gelişim gösteren akranları gibi dokunma, tat alma, işitme ve görme duyularıyla beklenilen tepkiyi vermezler. Bir çoğu tekrarlayan davranış, öfke ve kendine zarar verme gibi toplumsal olmayan tepkiler sergiler. Otizmin sebepleri kesin olarak halen bilinmiyor.” DAVRANIŞ ANALİZİ ŞART Sebebi bilinmediği için tedbirin de alınamadığını anlatan Doç. Dr. Birkan, erken teşhisin ve kesintisiz ve yoğun olarak yapılan davranış analizinin gelişimde önemli olduğunu ifade ediyor: “Uygulamalı davranış analizi modeli ile 3 yaşından önce eğitim alan çocuklardan birçoğu şu anda özel eğitim almaya ihtiyaç duymuyor ve birçoğu da özel eğitim kurumu yerine normal okullara devam ediyor. ABD’de erken eğitim programına devam etmiş olan birçok çocuk şu anda üniversite mezunu. Bu öğrencilerin başarıları eğitim programlarında uygulamalı davranış analizi biliminin kullanılmasının bir sonucudur. Bu bilim dalı ülkemizde ilk defa 2006 yılında Tohum Otizm Vakfı Okulu’nda profesyonelce uygulanmaya başlanmıştır.” OTİZMİN BELİRTİLERİ > Göz teması kuramıyorsa, > Bir noktaya takılıp kalıyorsa, > Arkadaşlık edinemiyorsa, > Çevresindekilere kayıtsızsa > Dil ve konuşmada akranlarının gerisindeyse, > Bazı sözleri tekrar tekrar ve alakasız zamanlarda söylüyorsa, > Akranlarının oyunlarına ilgi göstermiyorsa, > Bazı konularda aşırı ilgiliyse, > Sıra dışı beden hareketleri yapıyorsa (sallanıyor, çırpınıyor, kendi etrafında dönüyorsa) çocuğunuz otizmli olabilir... ANNELER ANLATIYOR Remziye Keçe ve oğlu Recep Berke Durumunu kabul edip yaşamayı öğrendik! Ev hanımı Remziye Keçe, her anne gibi 7 yaşındaki oğlu Recep Berke’nin üzerine titriyor. Keçe, oğlunun farklı davranışlarını 1.5 yaşındayken fark etmiş. Ama çevresindeki insanların evham yaptığını söylemesinden etkilenerek tedavide biraz geç kalmış. 2 yaşında otizm teşhisi konulmuş. Hareketli ve korkusuz olan Berke’nin özel eğitimine başlanmış. Anne Keçe, “Haftanın 2 günü onu Tohum Otizm Vakfı’na götürüp getiriyorum. Hayatımızda sıkıntı ve zorluklar çektiğimiz, bazen çaresiz kaldığımız zamanlar oldu. Ama şu anda tüm bunlarla yaşamayı öğrendik ve en önemlisi bu durumu kabullenmiş durumdayız” diyor. 10 yaşındaki Ahmet Gözcü, 6 yıldır otizm tedavisi görüyor. Tedaviye başlayınca ‘anne’ dedi, dünyalar benim oldu! Otizmli Oğlu Ahmet için mücadele eden ev hanımı Yasemin Gözcü “Tamamen kendi dünyasında yaşayan bir çocuktu, çeşitli oyunlardan ve arkadaşlarından çok uzaklardaydı” diyerek başlıyor söze. Ve anlatmaya devam ediyor: “Oğlum 10 yaşında. İlk başlarda normal özel eğitim merkezlerine başladık. Bütün doktorlar çok şanslı olduğumu çok erken fark ettiğimi söylemişlerdi. Fakat sadece yaşla ilgili olmadığını alınan eğitimin de çok önemli olduğunu öğrendim. Maalesef eğitim niteliği açısından çok şanslı değildik, gittiğimiz merkezlerden 2.5 yıl hiçbir ilerleme kaydedemedik. Kelimeleri söyleyemiyordu. Tohum Otizm Vakfı’nda 6 yıldır tedavi görüyor. Bir hayli yol aldık. Oğlumun nasıl bir ses rengi vardır diye düşünürken ‘anne’ demeye başladı ve dünyalar benim oldu. Anlamlı cümleler kurup kendini ifade edebiliyor.” OTİZMLİLER ANLATIYOR Başar, otizm teşhisinden sonra Hollanda basınının ilgi odağı oldu. ‘21 yaşımdayken teşhis konuldu’ Yabancılara kültürel farklılıktan dolayı teşhis konulamıyor. Hollanda’da yaşayan Türk kızı Birse Başar bunlardan biri. Genç kız, 21 yaşında otizmli olduğunu öğrendi Kültür farklılığının hissettirdiği bölgelerde otizm teşhisi koymak çok zor. Çünkü doktorlar çocuktaki davranış bozukluklarını, alışamadığı kültüre ve dil problemine bağlıyor. Birsen Başar’ınki gibi... Başar’a otizm teşhisi tam 21 yıl sonra konulabildi. Türkçe öğretmeni bir baba ile ev hanımı bir annenin ilk çocukları olan Birsen Başar, 1986 yılında Hollada’da doğmuş. Çevresindeki herkes onu ‘aykırı’ bir çocuk olarak tanımış. Kimi doktorlar ondaki bu durumu kültürel çatışmaya, kimileri de ‘şımarıklığına’ bağlamış. Depresyon hapları kullanan genç kız, zaman zaman intihar etmeyi düşünmüş. Ta ki, teşhis konulana kadar. Gerisini kendisinden dinleyelim: “Normal okullara gittim ve eğitim dönemlerim çok zor geçti. Hiç arkadaşım olmadı. Annem ve babam davranışlarını bilerek yaptığımı sanıyorlardı ve kavga ediyorduk. HÂL ANLAMIYORLAR Amsterdam’daki bir üniversitede doktorlar yabancılara daha az otizm teşhisi konulduğunu belirledi. Bunun üzerine doktora gittik ve bende de “otizm” çıktı. 13 yaşımdan beri yardımcı arıyordum. Teşhisin ardından annem ve babam otizm kursuna gitti. Şimdi onlardan çok destek alıyorum. Diğer arkabalarım hâlâ anlamıyor. Eve iki haftada bir otizm uzmanı geliyor. Hastalığın belirlenmesinden sonra kendim gibi otizmli Türk insanlar aradım. Fakat bulamadım. Bunun üzerine yaşadıklarımı anlatmaya karar verdim ve bir kitap yazdım. Kitaba Avrupalılar sahip çıktı. Türkiye’de ise kimse yayınlamak istemedi. Ankara’daki İlgi Otizm Derneği, basmaya karar verdi. İsmi “Ben de Fark Edilmek İstiyorum” olacak.” Engelliye KPSS’siz öğretmenlik yolu Milli Eğitim Bakanlığı, milli sporcular gibi engelli öğretmen adaylarının atanmasında da memurluk sınavı şartını aramayacak. > Gökhan Kaya ANKARA Milli Eğitim Bakanlığı engellilere KPSS’siz öğretmenlik yolu açmaya hazırlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde değişikliğe gidiyor. Hazırlanan ve sendikalara gönderilen taslağa göre bugüne kadar okullarda öğretmen olarak atanamayan engelliler de öğretmen olabilecek. Yönetmeliğin 12’nci maddesinde atama çeşitlerine “Özürlülerin ataması” ibaresi eklendi. Böylece Milli sporcular gibi engellilere de belirlenecek oranlarda kontenjan ayrılacak. Ayrıca engellilerin atanmasında KPSS şartı da aranmayacak. İlgili branşlarda yükseköğretim alanlarından mezun olmanın yanı sıra, sağlık raporunda bazı şartlar aranacak. Bedensel engeli bulunanlardan kronik ve ilerleyici olan, doğrudan iklim şartlarından olumsuz etkilenen, kanser, verem, akıl hastalığı, ilerleyici nörolojik hastalıklar, organ nakli gibi uzun süreli tedaviyi gerektiren bir hastalığı bulunmama şartı aranacak. Görme engellilerde iki gözün toplam görme oranı en az 20’de 10 oranında olmak, renk algılama ve görme alanı bozukluğu olmamak şartı aranacak. Ortopedik engeli olan adaylar ise, beden eğitimi, atölye ve laboratuar öğretmenliği dışındaki branşlarda atanabilecek. Eğitim sendikalarından taslak düzenleme ile ilgili yazılı görüş isteyen Bakanlık, önümüzdeki hafta yapacağı toplantıda nihai kararı verecek ve yaz döneminde yapılacak atamalarda engellilerin ilk kez öğretmen atamalarına dahil edilmesi sağlanacak. SİZDEN GELENLER Hayat olduğu gibi kabul edilirse güzel Hayat denen uzun ve sonu başı nerede bilinmez yol, öyle zor ve bazen de geçit vermez ki. Başa dönüp yeniden geçtiğimiz yollara girip o yolları deneme imkanımız da yok. Hızla akıp giden bir otoban gibi daima önümüzde bir kaç yol seçeneği var ama öyle hızlı karar vermeli ve karar verdiğimiz yola girmeliyiz ki yoksa geçen geçmiş oluyor. Eğer size bir imkan verilse, hani game over olunca oyuna tekrar başlanıyor ya, işte onun gibi hayatınızın hangi kesiminden geri başlar ve yaptığınız hangi hataları yapmazdınız. Sanırım hemen herkesin kafasında az çok böyle bir başlangıç noktası/noktaları vardır. Haydi diyelim öyle bir şey oldu ve biz kafamızdaki o başlangıç noktasından başladık bu hayat denen oyuna. Peki ilerde bir yerlerde yine yanlış yapmayacak mıyız? Eminim yapacağız. Yine mi başa döneceğiz o zaman? Böyle iki ileri, bir geri hayat olur mu? Bence olmaz! Bence hayat yaptığın hataları da kabullenmektir. Bu yollarda güzel izler bırakmaya çalışmak geçmişin izlerini görüp ders alabilmek gerek. Yanlış yola girsek de bir sonraki kavşakta belki tekrar doğru yola döneriz. Hayat acısıyla tatlısıyla yanlışı, doğrusuyla olduğu gibi kabullenilirse kolaylaşır ve güzelleşir. Hepinize güzel hayatlar dilerim. > Denizli Barosu Avukatlarından Senanur Kenger Akan Okumak istiyorum lütfen yardım edin > Hüsna Öztürk, Siverek / Diyarbakır Size bu mektubu Diyarbakır’ın Çermik ilçesine bağlı Gürüz Köyü’nden yazıyorum. Küçük yaşta bir ayağımı kaybettim. Protez kullanıyorum ve her yıl değiştirmek zorundayım. Liseden mezun olalı iki yıl oldu, sınava katıldım, kazanamadım. Bizim maddi durumumuz iyi olmadığı için yeterli olarak çalışamıyorum. Bir mesleğimin olmasını istiyorum. Resme karşı özel bir yeteneğim var. Okumayı çok istiyorum. Benim tek derdim hiç kimseye muhtaç olmamak. Bunun için çalışmaya karar verdim fakat ayağım protezli olduğu için kimse iş vermek istemedi. Bilgisayarım yok. Bana yardımcı olabilir misiniz? Yürüyemiyorum % 25 rapor verdiler > Cemal Yücel Zeytinburnu İki sene önce silahla yaralandım. Kaval kemiğim dağıldı. Saçmalar hâlâ bacağımda duruyor. Haydarpaşa Numune Hastanesinde ameliyat oldum. Çift koltuk değneğiyle yürüyorum. Doktorlar ayağımın birine yüzde 20, diğerine yüzde 25 rapor verdi. 60 yaşındayım çalışamıyorum. Yeşil Kartımın da süresi bittiği için muayene olamıyorum. Yardıma muhtacım. İş göremediğim halde doktorlar kendileriyle tartıştığım için yüzde 25 rapor yazdı. Yüzde 40 olsa maaşa başvuracaktım. Ne yapacağımı şaşırdım. 0 531 712 63 69 SİZ DE YA­ZIN! Duygularınız, her tür­lü so­ru, istek ve görüşleriniz için e-ma­il ve mek­tup­la­rı­nı­zı bek­li­yo­ruz... Ya­zış­ma Ad­re­si: Türkiye Gazetesi Engelsiz Sayfa 29 Ekim Cad. No: 23 Ye­ni­bos­na / İstanbul Tel: 0 212 454 3175 Faks: 0 212 454 31 00 e-ma­il: engelsizsayfa@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT