BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tabii güzelliklerin zirve noktası Bolu

Tabii güzelliklerin zirve noktası Bolu

Yedigöller, Gölcük, Sünnet Gölü ve Abant gibi 14 göl, irili ufaklı 48 gölet, 320 yayla, 1 milli park, 1 tabiat parkı gibi zenginliklerin bulunduğu Bolu, tabiat turizmi için cazibe merkezi...



Memleketten HABER VAR -140- Behçet FAKİHOĞLU behcet.fakihoglu@tg.com.tr Yedigöller, Gölcük, Sünnet Gölü ve Abant gibi 14 göl, irili ufaklı 48 gölet, 320 yayla, 1 milli park, 1 tabiat parkı gibi zenginliklerin bulunduğu Bolu, tabiat turizmi için cazibe merkezi... ABANT, YILDA 300 BİN KİŞİYİ AĞIRLIYOR Abant, Bolu’nun 34 kilometre güneybatısında, Abant dağları üzerinde yer alan tektonik oluşumlu bir göl. Yeraltı suları ile beslenen gölün çevresindeki floranın zenginliği sebebiyle burası tabiat parkı ilan edilmiş. Gölde bulunan Abant alabalığı, buraya mahsus bir tür. Yöre ormanları geyikler için uygun bir yaşama ortamı. Göl çevresinde 600 yataklı 2 beş yıldızlı otel ve dağ evleri bulunmakta. Yılda 300 bin kişinin ziyaret ettiği Abant’ta yürüyüş alanları mevcutken, burada piknik, kamp imkânı bulunmakta; tekne, fayton ve atla gezinti yapılabilmekte. Ankara-İstanbul Karayolunun üzerinde bulunan Bolu’dan, Türkiye’deki hemen herkes en az bir sefer geçmiştir. Zaten okul kitaplarında bulunan Köroğlu şiirlerini, Bolu Dağı’nı, Bolu Beyi’ni bilmiyenimiz yok. Mengen aşçılarının, Abant’ın, Kartalkaya’nın şöhreti ise ülke sınırlarını aşmış... Çoğumuzun kıyısından geçtiği bu güzel şehrimizi biraz yakından tanıyınca, içinde ne hazinelerin gizli olduğunu hayretle öğreniyorsunuz. Şehre adım atar atmaz, “İzzet Baysal” gerçeği ile yüzleşiyorsunuz. Üniversitesinde, hastanesinde, okulunda; kısaca her tuğlasında bu hayırseverin izi görülüyor; Bolu’nun hamisi, babası... Girişte muhteşem Vilayet Binası görülüyor, göz kamaştırıcı, son dönem Osmanlı Mimarisi’nin çok özel bir örneği, adeta bir biblo... ÇEKİCİ TARİHÎ ESERLER Bolu’nun tek büyük caddesinde (Bolulular, Mecburiyet Caddesi diyor) yürümeye devam ediyoruz. Caddenin sonunda muhteşem bir cami, caddenin kenarında da Köroğlu Anıtı. “Benden selam olsun Bolu Beyine”, “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” sözleri yazılmış. Önünde de güzel bir fıskiye... Cami, 1382’de Yıldırım Bayezit Han tarafından yaptırılmış, ismi de “Yıldırım Bayezit”; ecdadın çok güzel bir tapu senedi. Caminin hemen karşısında da tarihî Taşhan, restore edilmiş, sahaflar tarafından kullanılmakta... Bolu’da bulunan Kadı, İmaret, Saraçhane, Ilıca ve Karaköy camileri ile diğer tarihî eserler de bu şehrimizin güzelliğine güzellik katmakta. YAYLALAR YAZI BEKLİYOR Karacasu beldesinden geçerek, şehir merkezine 13 kilometre mesafede bulunan Gölcük mesire yerine gidiyoruz. Gölcük, 45 bin metrekare alana sahip suni bir göl. Etrafı çam ve köknar ağaçları ile kaplı. Göl kenarında da Çevre ve Orman Bakanlığı’na ait şirin bir yapı ve kır gazinosu. Her mevsim çok kişinin ziyaret ettiği Gölcük bir tabiat harikası... Yoğun ormanlık alandan geçiyor, Aladağ Kızık Yaylası’na çıkıyoruz. Yayla evlerinde kimseler görülmüyor, yazın cıvıl cıvıl olurmuş. Aynı yolda Seben Göleti’ne gidiyoruz. Tamamlandığında Abant’ın 6-7 kat büyüklüğünde, aynı güzellikte bir turizm alanı olacağı söyleniyor. Dağdan inişe geçiyor, elması, domatesi ile meşhur, küçük, şirin Seben ilçesine gidiyoruz. Topraklar verimli, ağaçlar çiçek açmış, baharın bütün güzellikleri görülüyor. Tarihî İpekyolu güzergahıymış burası. ECDAD YADİGÂRI Devamında, karşınıza bir başka hazine çıkıyor, Ak Şemseddin Hazretleri’nin memleketi, Göynük... Burası da az bozulmuş, korunmuş bir Osmanlı kasabası, sokaklar, tarihî köşkler, Arnavut kaldırımları, burada da ecdad kokar. Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin Hazretleri’nin türbesi, buraya şeref katmış. Gazi Süleymanpaşa Camii, hamamı, Zafer Kulesi ve diğer tarihî köşkleri, eserleri ile tam bir ecdad yadigârı. Mudurnu ile Göynük’ün de Safranbolu ve Beypazarı gibi olacağı söyleniyor; neden omasın... Dörtdivan, Gerede, Kıbrısçık, Mengen ve Yeniçağa ilçeleri de kendilerine has güzellikler ve zenginlikler barındırmakta. CAZİBE MERKEZLERİ Bolu’da; Abant, Yedigöller, Gölcük, Sünnet Gölü gibi 14 göl, irili ufaklı 48 gölet, 320 yayla, 1 milli park (Yedigöller), 1 tabiat parkı (Abant), 4 tabiatı koruma alanı (Mudurnu Sülüklü Göl, Çaydurt Rüzgarlar-Akdoğan Mevkii, Kökez Atmaca Mevkii, Kale Tekneci Mevkii), 7 orman içi dinlenme alanı (Çakmaklar Çamlığı, Göynük Sünnet Gölü, Kıbrısçık Karagöl, Aladağ Başpınarlar ve Göksu, Gölcük, Mengen, Şirinyazı) bulunmakta. Bolu bunlara ilaveten; geyik, karaca ve diğer yabani hayvanların korunarak çoğaltılması amacıyla kurulan 3 yaban hayatı geliştirme sahasına (Abant, Yedigöller, Göynük Kapıdağı), 1 örnek av sahasına sahip... Bu özellikleriyle tabiat turizmi için cazibe merkezi... KIŞ TURİZMİ DE VAR Bolu’ya 38 kilometre mesafede bulunan Kartalkaya Kayak Merkezi, ülkemizin en önemli kayak merkezlerinden biri. Aralık-Nisan ayları arasnda kış sporları yapılan bölge, kayak sporu için çok çekici. 1227 yataklı 4 oteli bulunan Kartalkaya Kayak Tesisleri, kış boyunca kayak ve snowboard tutkunlarının akınına uğruyor. Saklı kalmış bir hazine Mudurnu Mudurnu; tarihî dokusu bozulmamış, konakları ve çarşıları korunmuş güzel ilçe. Bir vadide, içinden şirin bir dere akar, Osmanlı kokulu, saklı kalmış nadide bir emanet. Karşımıza, 1374 yılında yaptırılmış Yıldırım Bayezit Han Camii ve hamamı çıkıyor. Hemen batıda da Sultan Süleyman Camii... Saat Kulesi, tarihî ahşap köşkleri ve diğer eserleri ile bir ülkeye yetecek kadar tarihî miras... Ahi Baba, payesini Başbakan’dan almış Mudurnu’nun, tarihî dokusu korunmuş Demirciler Çarşısına gidiyor, “Ahi Baba” payesini almış Mehmet Şenkaya’yı dükkanında, tezgâhının başında buluyoruz. Mehmet Usta 1927 doğumlu, 1939’da babasının sanatı olan demirciliğe başlamış. O zamanlar nal ve mıh işi revaçta imiş, motorlu araçlarla birlikte bunlar azalmış, bugün tükenmiş. Mehmet Usta da nacak, kazma gibi şeylere dönmüş. Şimdi nafakasını kazanmak, tezgahını açık tutmak için çeşitli malzemeler yapıyor. 60’lı yıllara kadar bu çarşılar dolu, hareketli ve cıvıl cıvıl imiş. 30-40 ayakkabı imalatçısı, 10-15 demirci, 6-7 bakırcı, başka meslekler ve hepsinin çırakları varmış. O zamanlar Esnaf Kâhyası varmış, gelen malların, taleplerin adaletli dağılımını, düzeni sağlarmış, tekelciliğe, haksız rekabete izin vermezmiş. O zamandan beri devam eden güzel bir adet, kırık gönüllere az da olsa su serpiyor. Her Cuma bütün esnaf toplanıp dua ediyor... Mehmet Usta’ya 2009’da Ahi Baba payesi verilmiş, Kırşehir’e gitmiş, Başbakan’dan plaket almış. Tezgâhını açık tutmak için çeşitli malzemeler yapan Ahi Baba sıkıntılı, “Bu sanatları devam ettiren yok, ne olacak bu işin sonu” diye soruyor, üzülüyor... Başkan Celal Beydilli Sağlık turizminin merkezi Karacasu Merkeze bağlı Karacasu Beldesi, termal kaynaklarca zengin. Sağlık turizmi için gözler buraya çevrilmiş. Yanıbaşındaki ormanlık doku ve 5 kilometre mesafesinde bulunan tabiat harikası Gölcük, buranın cazibesini daha da artırmış... Karacasu Beldesi Belediye Başkanı Celal Beydilli, burada muhtar olarak da çalışmış, beldeyi ve problemlerini iyi biliyor. Başkan Beydilli, beldeyi bu yeni rolüne hazırlamak, gereken dönüşümleri yapmak için çok çalıştığını belirtiyor. Bütün Batı Karadeniz’e hitap edecek Bölge Rehabilitasyon Merkezi burada yapılacak. Turizm Bölgesi olarak ilan edilmiş bu belde için çok büyük yatırım talepleri olduğu söyleniyor. Burada yapılmış 5 yıldızlı bir otel Kasım ayında açılacak. 5 yıldızlı iki otelin yapımına yakında başlanacağı söyleniyor. Hedef, sağlık turizminin merkezi olmak, yurtiçi ve yurtdışından turist çekmek. Başkan Beydilli, 5-10 sene sonra bu beldede çok şeylerin değişeceğini söylüyor. Arkadaki yeşil örtüsüyle Aladağlar, Gölcük, Kızık Yaylası ve Seben Göleti ile bir bütünlük oluşturan bu bölgenin, turizmimiz için gelecekte en cazip yerlerden biri olacağı söyleniyor. Hüseyin Usta, 1988’de çırak olarak başlamış, mutfağın her kademesinde çalışmış, aşçılıkla ilgili bütün belgeleri almış; şimdi Filiz Makarna’nın aşçıbaşılığını yapıyor. Aşçılığın başkenti Mengen Mengen denince aşçılık, aşçılık denince Mengen akla gelir. Osmanlı Sarayı’nda da Mengenli Aşçıların çalıştığı söylenir... Mengenli Aşçı Hüseyin Özcan’la tarihî Kubbe Altı mekanında buluşuyor, Mengen’i ve aşçılığı soruyorum. Hüseyin Usta, Osmanlı Sarayı’nda olduğu gibi, günümüzde de bütün önemli yerlerde Mengenli aşçıların çalıştığını söylüyor, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın aşçılarının da Mengenli olduğunu anlatıyor. Mengen’de bu alanda meslek lisesi, meslek yüksek okulu açıldığını ifade eden Hüseyin Usta; bilginin, kendini yenilemenin bu meslek için taşıdığı öneme değiniyor. Hüseyin Usta, bizim için özel bir yemeğin, ‘Kedi Batmaz’ın tarifini veriyor: Mısır unu ile normal un karıştırılır, sıcak suda kulak memesi yumuşaklığında pişirilir, köfte haline getirilir. Rendelenmiş yöresel keş (yoğurttan yapılmış tuzlu peynir) ve çektirilmiş ceviziçi, tereyağında kızartılarak, hazırlanmış köftelerin üzerine dökülür, servise sunulur.
Kapat
KAPAT