BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ÇALIŞAN DÜNYASI

ÇALIŞAN DÜNYASI

Son günlerde basın yayın organlarında sigorta prim affı çıkacağı yönünde haberler yapıldı. Bu haberlere dayanarak okuyucularımızdan yoğun bir şekilde prim affı konusunda sorular alıyoruz. Ne zaman çıkacak, nasıl çıkacak, ben de faydalanabiliyor muyum, af çıkıncaya kadar ödemesek ne kadar indirim alırız? vs. Hatta af çıktığı ama sizin haberiniz yok diyenler bile oluyor.



KANUN, MEVZUAT ve YÖNETMELİKLER ŞERİF AKÇAN Prim affı mı geliyor? Son günlerde basın yayın organlarında sigorta prim affı çıkacağı yönünde haberler yapıldı. Bu haberlere dayanarak okuyucularımızdan yoğun bir şekilde prim affı konusunda sorular alıyoruz. Ne zaman çıkacak, nasıl çıkacak, ben de faydalanabiliyor muyum, af çıkıncaya kadar ödemesek ne kadar indirim alırız? vs. Hatta af çıktığı ama sizin haberiniz yok diyenler bile oluyor. Bu haberlerin kaynağına baktığımızda birincisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, İstanbul Sanayi Odasında yaklaşık 20 gün önce yaptığı açıklamaya dayanıyor. Aslında sayın Dinçer’in açıklaması prim affını işaret etmiyor. Bakan; “2006 ve 2008 prim yapılandırmasından faydalanıp ekonomik kriz nedeniyle taksitlerini ödeyemeyenlere yeni bir kolaylık için çalışma yapıldığını” belirtiyor. NİYET Mİ OKUYORLAR? Bu açıklamaya dayanarak prim affı çıkarılacağı sonucuna varamayız. Hatta sayın Bakan, kendisinin prensip olarak kesinlikle prim yapılandırmasına karşı olduğunu net bir şekilde ifade etti. İkincisi ise; hafta içi Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) yapılan resmî açıklamaya göre, Bağ-Kur prim borcu olanlar için öngörülen 36 aylık ödeme kolaylığı getirilecek. Ne tür bir ödeme kolaylığı getirileceği henüz kararlaştırılmamış. Bu açıklama da bize prim affını işaret etmiyor. Prim affına yönelik bir diğer haber kaynağı, 6183 sayılı amme alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 48’inci maddesine göre yapılan taksitlendirme konusudur. Geçtiğimiz günlerde söz konusu kanunda bazı değişiklikler oldu. Ayrıca “Sigorta Primlerinin Hakedişlerden Mahsup Edilmesine İlişkin Yönetmelik” de de bir kısım değişiklikler yapıldı. TAKSİTLENDİRME VAR İşte kanunda ve belirtilen yönetmelikte yapılan düzenlemeler basın tarafında kamuoyuna “prim affı” gibi yansıtıldı. Halbuki 6183 sayılı Kanuna göre işverenlerin; belirli şartlar altında her zaman vergi ve prim borçlarını taksitlendirerek ödeme hakkı vardı. Bu hak halen devam ediyor. Taksitlendirme işlemlerinde kurumlara göre farklılık olmakla birlikte belirli bir oranda borca karşılık teminat istenir. Örneğin; sosyal güvenlik kurumu 50 bin TL’ye kadar olan borçlarda teminat istemiyor. 50 bin ve üzerine çıkan borçlarda ise borcun yüzde 50’sini karşılayacak kadar gayrimenkul, menkul, teminat mektubu vs. teminat almaktadır. Söz konusu taksitlendirme işleminde ileriye dönük tecil faizi uygulandığı gibi taksit tarihine kadar birikmiş prim aslı ile gecikme cezası veya gecikme zammında herhangi bir terkin (indirim) yapılmamaktadır. Ne işe yarayacak derseniz; taksitlendirme yapan işverenlerin vergi ve sigorta prim borçları nedeniyle haciz işlemleri yapılmamakta örneğin; banka hesapları bloke edilmemektedir. Bu işlemlerden kurtulan işverenlerin hem cari dönem vergi ve sigorta primlerini düzenli ödemleri, hem de taksitlendirilen borçlarını aksatmadan ödemeleri gerekmektedir. HERKES ‘AF’ BEKLİYOR “Prim affı çıkıyor” diye yapılan haberlerin kaynaklarını ve ne anlam ifade ettiklerini yukarıda açıkladık. Bu açıklamalar ile kamuoyunda oluşan algı veya beklentiler çok ama çok farklı duruyor. Bu farklılığın sebebi sadece basın ve yayın organlarında yapılan haberlerin halka sunumundaki şekli değil. Evet, benim okuduğum ve izlediğim haberler ile resmî açıklamalar arasında uçurum var. Bunu kabul ediyorum. Algı farklılığının temelinde yatan asıl etken ise; kamuoyunun kendiliğinden böyle bir beklenti içine girmiş olmasıdır. Özellikle 2008 son çeyreğinde başlayıp 2009 yılı sonlarına kadar etkisini gösteren ekonomik durgunluk beraberinde af umudu da getirdi. Krizden sonra af çıkar diyenlerin sayısı hiç de azımsanacak kadar değil. Hatta çoğunluktadır. Peki toplum neden böyle bir beklenti içine girdi veya giriyor? Bunun için vergi ve prim affı tarihimize bakmak yeterlidir. Çok uzağa gitmeyelim. Sadece sigorta prim affı son 10 yıl içinde kaç kez yapıldı bir bakalım. 2001-2002-2003-2006 ve 2008 prim affı veya yapılandırması yapılan yıllar. Buna bir de 2004 yılında belediye borçlarının yapılandırılmasını ekleyin. Daha fazla yoruma gerek yok sanırım. BAKANLAR ‘NET’ OLMALI Yorum yapılacak son bir şey var. Kamuoyunda oluşan bu beklentilerin açıklığa kavuşturulması için en yetkili bir ağzın kesin ve net bir dille af olup olmayacağını açıklamamsı gerekiyor. 2005 yılında Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı ile Çalışma Bakanı “yapılandırma yapılacak” dediler ve tam bir yıl sonra 2006 yılının Nisan ayında kanun çıktı. Bir yıllık süre içinde insanlar nasılsa af çıkacak diye prim borçlarını ödemediler. Sosyal Güvenlik Kurumumun bütçe açığı her yıl artıyor. Genel bütçenin en önemli kalemlerinden birisi SGK’ya yapılan transferlerden oluşuyor. Bu kadar sıklıkla af çıkan bir ülkenin sosyal güvenlik sisteminin açık vermemesi olağanüstü bir durum olurdu. 2010 yılının prim gelirleri yönünden kayıp yıl olmaması için af konusunun netlik kazanması gerekiyor. Hem de çok ivedi olarak. Hepinize iyi bir hafta dilerim. www.calisandunyasi.com e-mail: calisandunyasi@tg.com.tr Adres: 29 Ekim Cad. No:23 Yenibosna-İST.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT