BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Maratonun son virajına hazırlıklı girin!

Maratonun son virajına hazırlıklı girin!

Üniversiteye giriş aşamasının ilk basamağı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na (YGS) sayılı günler kaldı. Psikolojik olarak hazır olan öğrenciler büyük avantaj sağlıyor



YGS’YE BİR HAFTA KALDI Üniversiteye giriş aşamasının ilk basamağı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı’na (YGS) sayılı günler kaldı. Psikolojik olarak hazır olan öğrenciler büyük avantaj sağlıyor > A. Faruk Levent Psikolojik Danışman Kaygı, bireyin günlük hayatında herhangi bir durum karşısında yaşadığı doğal bir duygudur aslında. Gençlerin, yarınlarını direkt olarak etkileyecek bir sınav öncesinde, kaygılanmaları ve stres içinde olmaları kadar doğal bir şey yoktur herhâlde. Her öğrenci, sınav kaygısının etkilerini değişik şekillerde yaşar. Aslında bir miktar kaygı yaşamanın, başarıyı artırma anlamında olumlu etkileri vardır. Yaşanılan kaygı sırasında salgılanan adrenalin miktarının, dikkati sınava yoğunlaştırmada önemli rolü olduğu bir gerçektir. Ancak aşırı kaygı durumunda salgılanan yoğun adrenalin, bilgi transferini engelleyerek bazı olumsuz belirtilerin ortaya çıkmasına, bireyin paniklemesine ve başarısızlığına sebep olmaktadır. SINAV KAYGISININ SEBEPLERİ >> Zamanı iyi kullanamama. >> Verimsiz ders çalışma. >> Üst düzeyde başarıya şartlanma. >> Mükemmeliyetçi bir yaklaşım. >> Öğrencinin sorumluluklarını ertelemesi. >> Başarısız olma ve başkaları tarafından değerlendirilme korkusu. >> Öğrencinin, kendini sınava hazır hissetmemesi. KAYGININ OLUMSUZ ETKİLERİ >> Bilgi birikimi, sınav kitapçığına transfer edilemez. >> Okuduğunu anlamada, düşünceleri organize etmede zorluklar yaşanır. >> Dikkatte bir daralma ve azalma olur. >> Zihinsel beceriler zayıflar, hatırlama engellenir. >> Enerji tükenir ve boşa kullanılmış olur. >> Fiziksel rahatsızlıklar ortaya çıkar. KAYGIYI AZALTMAK İÇİN... >> Yapmam gereken tek şey birikimlerimi kâğıda yansıtmak. Yapabildiğimin en iyisini yapmak. >> Yeterli zamanımın olmadığı doğru, ancak olan zamanımı en verimli şekilde kullanabilmeliyim. >> Tüm konulara çalışacak vaktim olmasa da önemli bölümlere öncelik vermek kaydıyla imtihana hazırlanabilir ve iyi bir puan alabilirim. >> Diğer öğrenciler de gergin ve telaşlı; fakat onlar kendilerini kontrol edebiliyor. Ben de kendimi kontrol edebilir ve başarılı olabilirim. >> Duygu ve davranışlarım kontrolüm altında, bu işi başarabilirim. YGS’ye girecek tüm öğrencilere ve ailelerine kolaylıklar diliyoruz. DİKKAT! Yüksek endişe duyan öğrencilere sınavla ilgili soruların sorulması korkuyu çoğaltır. Bu sebeple anne-babaların, imtihan hakkında konuşmamaları ve çocuklarına manevi olarak destek olmaları daha faydalı olacaktır. Çocukla tartışmak güven zedeliyor O HALDE BOZUK PLAK GİBİ OLUN > Emre Aykın PDR Uzmanı Çocuklarının yanlış bir davranışını gören anne-babaların onlarla münakaşaya girmesi sakıncalı ve yanlış bir yöntemdir. Çünkü çocukla yapılan her tartışma, daha sonra ona verilecek nasihatlerin öneminin azalmasına sebep olabilir. Çocuğunuzun sizi tartışma ortamı içine çekmesine izin vermemek için “bozuk plak“ tekniğini kullanabilirsiniz. Bu yöntemin ilk şartı sinirlerinize hâkim olmayı başarabilmektir. Çocuğunuz, kabul ettirmek istediğiniz durumla ilgili nasıl bir şikâyette bulunursa bulunsun, onu önemsemiyormuşçasına, geri saran bir kaset gibi beklentilerinizi tekrar edin. Örneğin, uyumamakta ısrar eden çocuğa: “Oynamak istemeni anlıyorum, ancak şimdi yatman gerekiyor“ diyerek beklentinizi ona söyleyin. Çocuk sizinle tartışsa da, size şikâyetlerde bulunsa da sakin bir şekilde ona cevap vererek beklentinizi tekrarlamaya devam edin. Bozuk plak tekrarlarını en fazla üç kere kullanın; ama çocuğunuz istediğinizi hâlâ yapmamışsa sözlerinizi davranışlarınızla desteklemeye hazır olun. “Oyun bitti, artık yatma zamanı” deyip fiziksel bir yardımla çocuğunuzun yapmasını istediğiniz şeyi yapmasını sağlayın. Böylece, defalarca aynı şeyi tekrarlayan ve sözü dinlenilmeyen anne-baba konumuna düşmemiş olursunuz. KAFAN BASMIYOR MU SENİN? Bu yöntemde diğer önemli kural, ifadelerinizin çocuğunuzun kişiliği ile ilgili değil; ortadan kaldırmak istediğiniz olayla ilgili olmasıdır. “kafan basmıyor mu senin, senden adam olmaz!” ve benzeri özgüveni zedeleyici sözler, çocuğunuzun size karşı gelme ihtimalini artıracak ve çocuğun benliğinde sayılamayacak kadar yara açacaktır. Aynı zamanda, olayla ilgili bir ifade kullanmak, çocuğa kendi davranışının sorumluluğunu almasına imkân tanır. Ayrıca durumu anlayıp konu üzerinde düşünme ve ona göre davranma şansı verir. Böylece kontrolü elinizde tutmuş ve tartışmaları engellemiş olursunuz. Çocuğunuz, sizin kararlılığınızı sürdürüp sürdürmediğinizi deneyecektir. Bunun için her defasında söylediğiniz sözün arkasında olup takibi bırakmamanız gerekebilir. Kararlılığınızı sürdürüp sizin geri adım atmayacağınızı kabullendiği zaman, çocuğunuzun istediğinizi yapma ihtimali yükselecektir. TARLAYA KAHVE EKERKEN EVDEKİ BUĞDAYDAN OLMAK! >> Geçen hafta İngiltere’de ilkokullarda okutulan ve “iş hayatı”nı anlatan kitaptan bir alıntı yapmıştık. Kırmızı ibikli tavuk arkadaşlarının tavsiyesine uyarak buğday yerine kahve ekmeye karar vermişti. Kaldığımız yerden devam ediyoruz: ...Ve sonunda hasat zamanı gelmiş ve gerçekten de tavuk, çok miktarda ürün elde etmiş, kendine yol gösteren arkadaşlarına seslenmiş: - Kahveleri satmama kim yardım edecek? Ördek: “Ben yardım edemem, ancak kahveleri işlemek ve paketlemek için benim fabrikama getirebilirsin” At: “Ben de yardım edemem, zaten her önüne gelen kahve ektiği için kahve fiyatları çok düştü. Senin kahven beş para etmez.” Fare: “Ben bu işlerden anlamam, ayrıca artık verdiğim borçları ödemen lazım!” Sonunda kırmızı ibikli küçük tavuk gerçeğin farkına varmış ve buğday yerine kahve ekmenin büyük bir hata olduğunu anlamış, çünkü borç içindeymiş ve yiyecek tek bir lokması yokmuş. Açlıktan ölmemek için yine yardım istemiş: -Yiyecek birkaç lokma bulmama kim yardım edecek? Ördek: “Ben yardım edemem, senin hiç paran yok!” At: “Ben de yardım edemem, zaten herkes kahve ektiği için buğday eken de kalmadı, yiyecek yok.” Fare: “Ben yiyecek bulamam. Ancak bana borçlarını ödemediğin için bunun yerine senin tarlanı almak zorundayım, iyi bir tavuk olursan, belki senin o tarlada boğaz tokluğuna çalışıp benim için buğday yetiştirmene izin verebilirim”, demiş. Şimdilerde bizim kırmızı ibikli tavuğumuz, artık fareye ait olan eski tarlasında buğday yetiştiriyor ve karnını doyurmaya çalışıyor. ÖĞRENMENİN MALİYETİ >> Önceden öğrenenler, indirimli fiyattan öğrenirler. >> Otoriteden öğrenenler, özgürlük bedeliyle öğrenirler. >> Deneyerek öğrenenler, etiket fiyatına öğrenirler. >> Hayattan öğrenenler, gecikme zammıyla öğrenirler. >> Hayattan da öğrenemeyenler, boşa gitmiş hayatlarıyla öğrenirler. Sınav >> Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Sınavın yapılacağı günün sabahı sınıfa giren öğrenciler bir bakmışlar, sıraların üzerinde öğrenci sayısınca mikroskop var. ‘Hoş geldiniz çocuklar’ demiş öğretmen, ‘Bugünkü sınavın tek bir sorusu var: Her mikroskop lamında bir böceğin bacağı yer alıyor, siz bacağından hangi böceğe ait olduğunu bileceksiniz.’ Hemen itirazlar filan, ama fayda etmemiş, Öğretmenin dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş, fakat hiçbirinde tık yok. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş: “Kim bu kapıyı çarparak izinsiz sınıftan çıkan?” Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış: "Hadi siz tanısanıza kim olduğumu Hocam!..." HATIRINIZ OLSUN Paylaşmak istediklerinizi bize yazın. ‘Hatırlı Tahta’da hatırınız olsun. kursunkalem@tg.com.tr SALİH UYAN Etkiliyorum Penguenler ve çocuklar Anaerkil aile yapısı, ataerkil aile yapısı ve herkesin eşit haklara sahip olduğu modern aile yapısından sonra, “reis” seçiminde oylarını çocuklarına veren bazı anne-babalar, literatüre “çocukerkil aile” kavramını hediye ettiler. Bazı ailelerde kumanda babanın elinden çocuğa geçti. Anneler artık menüyü çocuklarına danışmadan mutfağa girmiyor. Çocuk oyun salonu olmayan restoranlar neredeyse sinek avlarken çocuk havuzu bulunmayan otellerde kepçeler birkaç yıldır büyük bir hızla çalışıyor. Evlenme yaşı ilerledikçe ve ekonomik düzey arttıkça çocuk sayısı düştü; çocuk sayısı düştükçe de ailelerin beklentileri fazlalaştı. “Ya hanım, bizim 9 numaranın ismi neydi?” diye soran baba profilinden, çocuğunun proje ödevi için sabahlara kadar elişi kartonuna boncuk dizen baba profiline geçiş biraz sancılı oluyor haliyle. “Çocuk merkezli aile” yapısının yaygınlaşması, çocuklarını okula “eğitim almak” için değil, “rekabet etmek” için gönderen aileler tarafından da tetikleniyor uzmanlara göre. “Her şey çocuklarımızın daha iyi yetişmesi için” sloganıyla üstü örtülmeye çalışılan egoizm, uzun vadede, eğitim sistemine büyük zarar veriyor. Geçmişlerinde yaşadıkları olumsuzluklar nedeniyle çocuklarına hedef olarak ‘mükemmel’i gösteren aileler, farkında olmadan mutsuz çocuklar kulübüne yeni üyeler kazandırıyor. “Biz çok sıkıntı çektik, bari onlar çekmesin” zihniyetiyle; sanal ortamlarda yetiştirilen çocuklar, sosyal ortamlara attıkları ilk adımda tökezleyip düşüyor ve biz de çocukları kucakladığımız gibi doğru psikologlara koşuyoruz. Çocukların özgürlük sınırları genişledikçe, sosyal hayatlarındaki hareket alanları daralıyor, bir süre sonra da “ruhsal obezitenin” pençesine düşüyor. Çocuklar, kuralların olmadığı yerde kendilerini güvende hissedemezler. Ailede baskın bir karakter olması çocuğun sağlıklı gelişebilmesi için şarttır. Çocuklarıyla arkadaş olmayı tercih eden anne babalar, boşalan ebeveyn koltuğuna istenmeyen kişilerin yerleşmesine davetiye çıkarıyorlar bir anlamda. Bir pengueni üşümesin diye eve alıp sobanın önüne oturtmak ne kadar iyilikse, çocuklar mutlu olsun diye her şeyi önlerine sermek de o kadar iyilik.. Hiçbirimiz, öğretmen tarafından sınıfta hafifçe azarlandığı için bunalıma giren çocuklarımız olsun istemeyiz, değil mi? Hayırlı evlat yetiştirmenin yolu, gerektiğinde “hayır”lı cümleleri yerinde ve dozunda olmak üzere biraz daha fazla kullanmaktan geçiyor galiba...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT