BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yüz binlerin canı KULE'ye emanet

Yüz binlerin canı KULE'ye emanet

Uçuş Kontrol Kulesi görevlileri, her gün 900 uçağın iniş kalkışını sağlıyor



HAVA TRAFİĞİNE NEŞTER Hazırlayan: Cemil YILDIZ KULEDE YOĞUN STRES Ömürlerini 45 metrelik kulede geçiren Uçuş Kontrol Kulesi çalışanları, yoğun stres altında görev yapıyor. İsimsiz kahramanlar gün içinde 900 uçağın iniş kalkışını sağlıyor. GÜVENLİĞİ SAĞLIYORLAR Yılda 30 milyon yolcunun can güvenliğinden sorumlu olan hava trafik kontrolörleri havaalanı müsait olmadığı zaman pilotlara tur attırarak zaman kazanmaya çalışıyor Türkiye’de 1960’lı yıllarda Kastamonu Karşılaması olarak bildiğimiz meşhur ‘Manda yuva yapmış söğüt dalına’ türküsünün Atatürk Havalimanı’na uyarlanmış versiyonu tarzında bir olay yaşanıyor. Bakın zamanın hava trafik kontrolörü “Kont Kami” lakaplı Kami Kayagündüz bu olayı anlatıyor: “Pan American Havayolları jumbo uçakla yeni seferlerine başlamıştı. Londra’dan aldığı 425 yolcuyla uçak İstanbul’a inmeye hazırlanıyordu. Öğle saatlerinde uçağı radardan takibe alarak inişine izin verdim. Kulenin en üst kısmındaki trafik kontrol merkezindeyim. Bir taraftan da uçağın iniş yönünden pist başını takip ediyorum. Aman Allah’ım! Bir de ne göreyim pistte bir manda delirmiş şekilde koşuyor. Tabii acilen araç gönderdik ama hayvanı bir türlü pistten çıkaramadık. Bunun üzerine askerden yardım istedik. Bu sırada uçağa da pas geçmesini söyledik. Pilot ‘Neden?’ diye sorunca, ‘Manda on the active runway’ dedik. Aklımıza mandanın İngilizce ismi gelmedi o anda. Uçak havada 15 dakika döndü durdu. Askerler mandayı vurunca hayvan iyice çıldırdı. Mandayı alandan çıkaramayınca uçağı Ankara’ya göndermek zorunda kaldık. Sonraları İngiliz uçağına söylediğimiz ifade bir deyim olarak kaldı aramızda: Manda on the active runway”. İNİŞ İÇİN YENİ TAKTİKLER Kami Kayagündüz’ün anılarının üzerinden 40 yıl geçti ve hava trafiği içinden çıkılmaz derecede yoğunlaştı. Üstelik Kami Kayagündüz’ün meslek hayatı boyunca hiç kapanmayan Florya-Ataköy istikametindeki 06-24 pisti uzatma ve bakım çalışmaları yüzünden devreden çıkarıldı. Bu yüzden iniş sırası bekleyen uçaklar havada 40-45 tehlike turu atıyor. Yakıtı tükenen uçaklar, son çare olarak kuleye emergency (tehlike durumu) deklare ederek, havalimanına mecburi iniş yapmak zorunda kalıyor. Uzun süre havada kalarak iniş stresi yaşayan yolcular, uçuş ekibiyle kavga ediyor, üzücü olaylar yaşanıyor. Artık ne el telsizleri ne de eski teknoloji ürünü yeşil ekranlı radarlar yoğun hava trafiğini yönlendirmede yeterli olmuyor. HAVADA TEHLİKE TURLARI Deneyimli hava trafik kontrolörü Nevzat Dinçer Ayyıldız, sıkıntılı bir mesai yaşadıklarını belirterek, “Öyle zaman oluyor ki 2 saat içinde 70 uçakla aynı anda konuşuyorsunuz. Hepsini bir anda veya peş peşe indirme şansınız yok. Biz de bekleyen uçakları Yalova’ya yönlendirerek havada 40-45 dakika tur attırıyoruz. Pilotların hepsi İngilizce konuşuyor, her birine sırayla cevap vermek zorundayız. Bu büyük zihinsel yorgunluk veriyor. Zorunlu inişler, havada tehlike durumları, bizi en çok yıpratan olaylar. Hava trafiği çok yoğun olduğu için “air miss” denen uçakların yakın geçişlerini son günlerde sıkça yaşıyoruz. Ama bu tür tehlikeleri yoğun dikkatimiz ve tecrübemizle önlüyoruz. Pistten çıkma olayları da genellikle meteorolojik şartların değişmesinden veya pilotaj hatasından kaynaklanıyor” diye konuşuyor. HER ŞEY GÜVENLİ BİR UÇUŞ İÇİN Kulede, 24 saat boyunca 100 hava trafik kontrolörü çalışıyor. Önceleri mesai süresince ikişer saat dinlenen kontrolörler, yoğunluğu iki katına çıkan hava trafiği yüzünden ekran başından ayrılamıyor. Apron D-100 karayolu gibi Atatürk Havalimanı apronundaki araç trafiği D-100 Karayolu’nu aratmıyor. Yılda 290 bin uçağa kargo, catering, güvenlik, bakım ve temizlik hizmeti verilen havalimanında yer trafiği arı kovanını andırıyor. Kulenin en üst kısmında hava ve apron trafiğini görerek yönlendiren meydan kontrol ünitesi bulunuyor. Burada uçakların inişinden park alanına yanaşmalarına kadar bütün aşamalar görevlilerin anlık ve titiz yönlendirmeleri ile gerçekleşiyor. Apronda ve pistlerde yaşanması muhtemel tehlikelere karşı gereken uyarılar buradan yapılıyor. Örneğin pistte yürüyen bir insan görüldüğünde, meydan kontrol yerdeki ekipleri harekete geçiriyor, başıboş gezen insan bir araçla güvenli şekilde pistten alınarak tehlike bertaraf ediliyor. TEKNOLOJİ NEREDEN NEREYE GELDİ... Kule ile ilk iletişim kömürlü telsizle... Büyük Türk Alimi Hezarfen Ahmet Çelebi ile başlayan uçma tutkusu, günümüzde baş döndürücü bir sektöre dönüştü. İnsanoğlu artık uzaya asansörle çıkmanın hesabını yapıyor. Havacılığın gelişim süreci içerisinde, tıpkı karada olduğu gibi gökyüzünde de yollar, koridorlar ve FIR hatları oluştu. Bu trafiği yönetmek için dünyanın ilk hava trafik kontrol merkezi 1935’de New Jersey’de kuruldu. Pilot ve kule ilk muhabereyi kömürlü aküyle çalışan telsizle gerçekleştirdi. Ülkemizde ise ilk hava trafik kontrol sistemleri 80’li yılların sonunda devreye girdi. YARIN: DİKKAT ÇARPIŞIYORSUNUZ!
Kapat
KAPAT