BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Rüya âleminde yaşıyordu...

Rüya âleminde yaşıyordu...

Az kalsın elindeki bardağı kızının kafasına fırlatıverecekti kendisini tutmasaydı. Öfkeyle bağırmıştı: - Ne diyorsun sen kız? Ben ta Afyon’lardan buraya oğlumu bulmaya geldim, tabii ki arayacağım onu, bulacağım da.



Az kalsın elindeki bardağı kızının kafasına fırlatıverecekti kendisini tutmasaydı. Öfkeyle bağırmıştı: - Ne diyorsun sen kız? Ben ta Afyon’lardan buraya oğlumu bulmaya geldim, tabii ki arayacağım onu, bulacağım da. Hele bir ayaklarımızın üstünde durabilelim. Aç açık olsak ne iş yapar, nasıl buluruz aslanımı? O gün yatana kadar tek kelime etmemişti kızıyla. Gücenmişti. Kızgındı. Kaşları çatılı, öylece oturmuştu kapının önünde. İçinden bir ses ise kızının haklı olduğunu söylüyordu. Öyle ya, bu koca şehirde oğlunu aramaya nereden başlayacak, nasıl yapacaktı?.. Korkuyordu, ümitsizdi ama bir şeyler için çabalıyor, kendini Cengiz’e tekrar kavuşacağına inandırıyordu. Oysa bunun zorluğunu o da biliyor, bu çelişki içinde gerçeklerle karşılaşınca öfkeleniveriyor, hemen savunmaya geçiyordu. İlkay hanım cüzdanından çıkarttığı parayı uzattı: - Al bakalım Seher hanım, eline sağlık. O dediğim arkadaş seyahatten bu hafta sonu dönüyor, sen bana Cumartesi günü bir telefon ediver, ben sana bilgi vereyim. - Allah razı olsun hanımefendi. Ararım... Bir başka ev içindi bütün bu konuşmalar. İlkay hanımın bir arkadaşına da temizlik için gidecekti. O zaman iki ev ederdi haftada, bu da on milyon para demekti. Ayda kırk ederdi. Hiç olmazsa biraz feraha çıkar, bir kenara da iki üç kuruş atardı. Cengiz’i bulduğu zaman ona hazır parayla yapabileceği bir iş ayarlamak lazımdı. Başının örtüsünü bağlayıp eski, altları bir kağıt gibi incelmiş ayakkabılarını giyip yola koyuldu. Alışmıştı İstanbul’un kalabalığına artık. Eskisi gibi ürkmüyordu. Minibüs yoluna çıkıp durakta beklemeye başladı. Çok geçmeden geldi araba. Şehnaz’a sürpriz olacaktı. * * * Şehnaz artık her akşam buluşuyordu Şahin’le. Ayakları yerden kesilmiş gibiydi. Bir rüya aleminde yaşıyor, bu adamı çok seviyor, gözü ondan başka kimseyi görmüyordu adeta. Atölyede arkadaşları kendisine “çılgın aşık” diyorlardı. İyice açılmıştı artık. Şuh kahkahalar atıyor, hiçbir çekingenlik yaşamıyor, hatta arkadaşlarına birçok konuda önderlik ediyordu. Abartılı tavırlar oluşmuştu benliğinde. Eskiden beri imrendiği artistler gibi hareket ediyor, her mimiğinde bir ünlünün tarzı görünüyordu. Sabahları da bazen durağa geliyordu Şahin. Kimseye aldırdığı yoktu Şehnaz’ın. Onun beyaz arabasını gördüğü zaman kendisini kaybediyor, dünyayı bile umursamıyordu. Paydos zili çaldığı zaman heyecanla koştu soyunma odasına. Üzerinde önlüğü yırtarcasına çıkartıp fırlattı. - Kızlar, şu önlüğümü kaldırıverin, benim vaktim yok, Şahin bekliyor... Yıldırım hızıyla attı kendini dışarıya. Oradaydı beyaz araba. Gelmiş, her zamanki yerinde park etmiş bekliyordu. Mutluluktan etrafına tebessümler saçarak yaklaştı. Şahin hemen indi arabadan. Kahkahalar atarak bindi Şehnaz ön tarafa. Arabanın motoru homurdanarak çalıştı. Çok geçmeden park ettiği yerden ayrılarak Kadıköy’ün kalabalık trafiğinin içine karışarak uzaklaştı. Mesai saati bitmiş, işyerleri dağılmaya başlamıştı. Kalabalık gittikçe artıyordu. Seher tam kızının çalıştığı atölyeye yaklaştığı sırada onun kapıdan çıktığını görmüştü. Elini kaldırıp seslenmek üzereyken olduğu yerde kalakaldı. Şehnaz koşarak az ilerisinde duran beyaz arabaya doğru gitmişti. Şaşkınlık içinde neler olup bittiğini anlamaya çalışarak bakıyordu Seher. Arabadan inen otuz yaşlarındaki orta boylu, esmer adamı görünce gözlerini kıstı. Bu insanın kim olduğunu çıkarmaya çalışıyor, ortak bir tanıdık olup olmadığını anlamak için gayret sarf ediyordu. Hayret, şaşkınlık, öfke bir arada sanki taşlaştırmıştı Seher’i. Olduğu yerde ne bir adım ileri atabiliyor, ne de bir adım geri gidebiliyordu. Yanından geçen insanlar, kaldırım ortasında bir kazık gibi çakılıp kalmış olan bu kadına ters ters bakıyorlar, öfkeyle söylenerek yürüyüp geçiyorlardı. Şehnaz samimi bir tavırla arabaya binmiş, gözden uzaklaşıp gitmişlerdi. Sanki kaynar suların altında kalmış gibi yandığını hissetti kadın. Başı dönüyor, kulakları uğulduyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışıyor, ama aklına hiçbir şey gelmiyordu. Beyni bütün fonksiyonlarını yitirmiş gibiydi. Sanki yakalayacakmış gibi ani bir kararla arabanın gittiği istikamete doğru koşmaya başladı. Görünürde hiçbir şey yoktu... DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 99504
    % -0.33
  • 5.6395
    % -1.83
  • 6.3845
    % -1.52
  • 7.474
    % -1.46
  • 239.536
    % -1.56
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT