BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ebû Abdurrahmân es-Sülemî

Ebû Abdurrahmân es-Sülemî

Buyurdu ki: “Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen talebeye şu iki şey lâzımdır: Her hâlinde doğruluk ve bütün işlerinde edeb üzere bulunmak...”



Ebû Abdurrahmân es-Sülemî, Horasan’ın büyük velîlerindendir. Şâfiî mezhebi fıkıh, tefsîr, hadîs, lügat, târih âlimiydi. 942 (H.330) senesinde doğdu. 1021 (H.412) senesinde vefât etti. ZAMANININ BİR TANESİ İDİ... Ebû Abdurrahmân es-Sülemî, zamânında bulunan evliyânın imâmı idi. Bütün ilimlerde âlim, hadîs ilminde hâfız olup, tasavvufun inceliklerine hakkıyla vâkıftı. Bu yolun büyüklerinin hâllerini, yollarını, târihlerini anlatan çok kıymetli eserler tasnif etti. İlim öğrenmek için çok sıkıntılara katlandı. Ebû Abdurrahmân es-Sülemî’nin bildirdiğine göre, Ebû Ali Şebevî, Resûlullahı rüyâsında görüp; “Yâ Resûlallah! (Benim saçlarımı Hûd sûresi ağarttı) sözünün sizden rivâyet edildiği doğru mudur? Bu doğru ise, buna sebeb olan, bu sûrenin hangi kısmıdır? Peygamberlerin kıssaları mı? Yoksa geçmiş milletlerin mahvolmaları mı?” diye sordu. Resûlullah efendimiz cevâbında; “Bunların hiç biri değil. Sâdece, Allahü teâlânın (Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!) emri beni ihtiyarlattı, saçlarımı ağarttı” buyurdu. Ebû Abdurrahmân es-Sülemî buyurdu ki: “Biz öyle büyük zâtlara yetiştik ki, onlar Kur’ân-ı kerîmde bulunan âyet-i kerîmeleri onar onar öğrenirlerdi. Öğrendikleri on âyetteki hükümleri, kendi yaşayışlarında tatbik etmedikçe, diğer on âyete geçmezlerdi.” “Hakîkî bir Müslüman, kötü arkadaşlardan sakınır. Âlimlerin sohbetlerini kaçırmaz. Kendisinden daha fakir olanlarla oturup kalkar ve bunu kendisi için bir aşağılık olarak düşünmez. Allahü teâlâdan korkar, ümîdini kesmez ve kadere rızâ gösterir. Verdiği sözü yerine getirir. Yaptığı iyiliği başa kakmaz. Fitne çıkarmaktan şiddetle kaçar. Kulağını kötü söz işitmekten, dilini de kötü söz söylemekten korur. Yâni bunlara riâyet edilmeyen yerlerde bulunmaz. Malı ve mevkii ile Müslümanlara elinden gelen her iyiliği yapar. Peygamber efendimiz; (Birbirinize selâm veriniz! Birbirinize yiyecek ikrâm ediniz! Akrabânızın haklarını gözetiniz! Gece, herkes uyurken namaz kılınız! Bunları yaparak, selâmetle Cennet’e giriniz!) buyurdular.” DOĞRULUK VE EDEB Bu mübarek zat vefat ederken buyurdu ki: “Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen bir talebeye şu iki şey mutlaka lâzımdır: Her hâlinde doğruluk ve bütün işlerinde edeb üzere bulunmak...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT