BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Diyalog

Diyalog

Arada bir çelişki var gibi görünüyor. Kitap okumayı mesele edinmiş her hakikat sancısı çeken, kendi içinde ve dışındaki meçhullerin peşine düşmüş fikir kaşifleri için kitaplar birer kaçış yurdudur.



Tozlu bir yazı Arada bir çelişki var gibi görünüyor. Kitap okumayı mesele edinmiş her hakikat sancısı çeken, kendi içinde ve dışındaki meçhullerin peşine düşmüş fikir kaşifleri için kitaplar birer kaçış yurdudur. Oysa insan sosyal bir varlık... Kendisi kalarak değişmeyi toplumda tam anlamıyla gerçekleştiremeyen insan, eksiklerini daha geniş, zengin ufuklara aç dünyasını sakin, yeniliği dinleyen bir inziva aleminde tamamlamaya çalışıyor. Yalnız sürdüreceği bu macerası onun için çok caziptir. Ne var ki, bir müddet sonra bedbaht kaygı başlar... Anlaşılamamak, unutulmak, değersizlik psikolojisi. Artık yazmaya bir taraftan da kendi hudutlarını zorlamaya başlar. Yazı yazmak, okumak alâmeti olsa da toplumumuzdaki şekliyle, ortaya konan eserin eleştirisi yoksa körler ve sağırlar diyaloğundan öteye geçmez. Milli birlik bağları zayıfladıkça o denli okunmayan, eleştirilmeyen kitaplar yazılacaktır. İletişimsizlik, vefasızlık afeti, felaket tellallığına hiç de meraklı olmayan ben ve sizler için basit bir terane olmasa gerek. Okur-yazar sayısı, kalkınmışlıkla, medeniyetle doğrusal ilişkili bir istatistik değil. Ehemmiyetini kemmiyetinden almıyor bu sayı. Gerçek okuma kültür ve zevkine sahip kaç insanımız var bilmem ama büyük bir enerji kaybıyla kitap okuyanların ve hiç okumayanların mevcudu o kadar çok ki. Çünkü dünyadaki genel ekonomi anlayışına parelel, -tüketim, sömürge ve pazar alışkanlığı olan- Türk insanının ihtiyaçlar yelpazesinde kitap okumaya duyulan ihtiyaç, ta arka sıralara hatta unutulmaya terkedilmiş. “Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür” fakat “kalem unutmaz” diyeceksiniz... Ne yazık ki, onun da hatırlatacak kuvveti kalmamış. Memleketimizde çok az insan sevdiği, ilgi duyduğu alanda hayatını sürdürüyor. Böyle bir ortamda kitap okuma kültüründen elbette bahsedilemez. Hayatımızda kitaplar kendilerine ayrılmış ihtimal ve ilgi sahasını kaybetmiş bir durumda. Gençlere öncülük edecek bir yönetim ideali de yok. Üniversiteyi bitirip de hâlâ araştırmak, öğrenmek ve paylaşmak hazzını tatmamış birçok mezun var. Dolayısıyla üniversite öncesi eğitim sistemimizde de kronik sorunlar yaşanıyor. Kitap okumak demek bir çeşit otizm belirtisi olan kitap kurtlarına benzemek manasına gelmez. Sünger gibi kitapları öylesine okuyup emmek ve böbürlenen kurbağanın akıbetine uğramak pek hayırlı bir son değil. Her kitap hayatımızda yeni bir değer, yeni bir anlam, yeni bir kapıdır. Fakat bu “yeni”, hayat hakkını eskinin kümülatif bütünlüğünü bozmadan (yani mazinin mirasından geldiği halde eskimeyen) geçerek kazanacaktır. İnsanın insana uzak kalmasından evvel insanın kendine yabancılaşması gelir. Neden kendimizi terkettik? Tozlanan sadece raflar değil insan hayatına, insana duyulan sevgi, saygı ve ilgidir. Başucundaki güzelliklerden bîhaber... İnadına ve körükörüne yaşamak kime yakışır? Daha ötesini anlatmaya dilim varmıyor... Halis TAMKOÇ/ İZMİT Sen ve ben Sokaklarda bir başka sessizlik hakim bu gece... Geceler gözlerinin rengine büründüğünde, daha bir hüzünleşir bakışlarım... Sen... Yanına ne yazsam da duygularımı anlatsam bilmem? Ne söylesem adın yanına ki, seni tamamlasın? * * * Gidecek sahili olmayan bir sandal gibi sokaklardayım. Seni düşünüyorum... Ve bu gece... Evet, bu gece dostum, nedenler ardında bir cevap aramaktan vazgeçtim. Duygularımı nedenlerle sorgulamaktan... Sen özlediğim, bu duygunun adı yok ama senin adın “Hasret” kaldı dilimde... Sen... Yanına ne yazsam da duygularımı anlatsam bilmem? Ne söylesem adın yanına ki, seni tamamlasın? * * * Geceleri senin gözlerin kaplar evreni, gündüzleri ise benim.. Sen özlemektesin, ben beklemekte... Sana yazarken durduramıyorum sözcükleri, akıp gidiyor parmaklarımın ucundan... Yüreğim, her mısra arasında biraz daha eriyor. Sen... Yanına ne yazsam da duygularımı anlatsam bilmem? Ne söylesem adın yanına ki, seni tamamlasın? hhh Galiba yazılacak en uygun kelime bu... Dostum... Sen-ben... Gelincik/ İSTANBUL Sar anacığım Bu gece içimde derin sızı var Sokul kollarıma, sar anacığım Hasretim yüzüne, yüreğim yanar Buzlu duvarlara sor anacığım. Senden uzak kalmak, talihsiz karar Yokluğun içimde ummanlar kadar Az sonra yangınlar, ruhumu sarar Sahipsiz yaşamak, zor anacığım. Gönülden gönüle, duygular akar Sıcacık bakışın içimi yakar Sevgine muhtacım, bana kim bakar Gurbetlik adama kor anacığım. Kuytularda, gizli gizli ağlarım Hasretinle, yüreğimi dağlarım Umutları, çiğ ipliğe bağlarım Düşlerimi hayra yor anacığım. Fikret KUŞÇUOĞLU/ İSTANBUL Rabbim Sığınacak bir tek kapım, Ekmeğim, aşım, bardağım Sözüme ilham kaynağım Sensin Rabbim, inan bana. Belli değil solum, sağım Deli gönlüm darmadağın Her saniye son durağım Sensin Rabbim, inan bana. Her an, her zaman andığım Benim tek hayat kaynağım Gece gündüz dayanağım Sensin Rabbim, inan bana. Ela ODYAKMAZ/ İSTANBUL Beni Bin yıl geçse bile geçmez tek kervan Yunus kuyusuna atsalar beni Kapı hakkı diye verir bezirgan Sevda kervanına katsalar beni. Gerçek dosta paha biçmem, biçilmez Minnet vuslat olsa, içmem içilmez Namet köprüsünden geçmem, geçilmez Seller dalga dalga yutsalar beni. Bir meçhul menzilim varanım olmaz Düş olamam, olsam yâranım olmaz Alanım bir yana, soranım olmaz İnsan pazarına satsalar beni. Var’lar Vareden’in birer eseri Sevda mutlak kal-û belâdan beri Sevdadan yoksunu sokmam içeri Kâbe’ye kapıcı yapsalar beni. Sebep sen oldukça sevdam olmaz yem Sen varsın zerrede nereye baksam Sana varan yolda engel tanımam Gün yirmidört saat gütseler beni. Ümit BIYIKOĞLU/ SAMSUN Ah Çeçenistan Gecenin sessizliği ellerimize düşer Dava bir yaman türkü, tellerimize düşer Ta yürekten bir seda dillerimize düşer Zulmün alkışlandığı çağlardayız ey kardaş Biz şimdi bu saatte dağlardayız ey kardaş. Namluya sürdüğümüz her kurşunun adı var İçimde çocukların kor gibi feryadı var Bilir misin yiğidin tek, bir tek muradı var Her gönül anlayamaz bu ölümsüz gerçeği Şehit Peygamber dostu, şehit Cennet çiçeği. Dedem Şamil’in ruhu aramızda dolaşır Her dua bir nur olur, yaramızda dolaşır Yola çıkan elbette maksuduna ulaşır Bu milletin imanı her oyunu bozacak Tarihin görmediği ne destanlar yazacak. İnsan histen soyunmuş, duymaz, görmezmiş meğer Vahşet öyle herkese elem vermezmiş meğer Tarifsiz çirkinliğe akıl ermezmiş meğer Zalim hep aldanacak, hesaplar tutmayacak Dünya varsın unutsun Allah unutmayacak. Servet YÜKSEL/ ALMANYA
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT