BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kültürümüze ihanetler

Kültürümüze ihanetler

Geçen Çarşamba, Sultanahmet’teki TÜRK EDEBİYATI VAKFI’mız Prof. Dr. Birol Emil’in nefis sohbeti ile yeni sevgiler, yeni eleştiri ve sitemler yeni esef ve hayıflanmalar ufkuna açıldı.



Geçen Çarşamba, Sultanahmet’teki TÜRK EDEBİYATI VAKFI’mız Prof. Dr. Birol Emil’in nefis sohbeti ile yeni sevgiler, yeni eleştiri ve sitemler yeni esef ve hayıflanmalar ufkuna açıldı. Halen bir fakültemizde verdiği “Yeni Türk Edebiyatı”dersleri, zevkle izlenen sayın Emil’in açtığı sohbete, liselerimizin değerli edebiyat öğretmenleri okuyucu ve dinleyicilerimiz, bu konuya şikayetleri, yakınışları ile renkler kattılar. Birol beyin temel düşüncesi: Tümüyle büyük, eski edebiyatımız olmakla beraber, zirvedeki şiirimiz, divan’lardadır. Onu, gençlerimize hakkıyle tanıtıp zevkine varmalarını sağlamadıkça, Doğu ve Batı edebiyatlarının büyükleriyle kıyaslanmak iddiasında olamayız. Tabii, “Divan Şiiri’nin, emsali (Arab-Acem) şiirlerine denk üstünlüğünü söylerken, Halk Edebiyatımızı da ondan ayırmayı düşünmüyoruz. Divan ve Halk şiirleri, tamamiyle aynı gelenek, estetik ölçü, ifade ve mecazlara bağlı iki kardeştir. İkincinin farkı, daha çok halk kelimesiyle söylenmesidir. Bu arada dinleyicilerimiz, liselerdeki edebiyat derslerinin perişanlığından, zevksizliğinden vermesi gereken büyük kültürümüze ve dilimize aykırı gidişinden bazan öfkeli lisanla yakındılar. Edebiyat öğretmeni dostlar, aynı üzüntü ile, bizim şu sütunda sık sık dokunduğumuz, üniversiteye giriş sınavlarının kültüre kayıtsız tutumunu sebep gösterdiler. Çok zaman oluyor ki, bu sınavların yüzlerce sorusu arasından, Türkçe edebiyatla ilgili bir soru bile çıkmıyor. Öğretmen ve aydınlarımızın dertlerinden biri de, 15 asırlık ve milli kültrümüzün hepsi demek olan koskoca Yazılı Türk Edebiyatı’nın liste programlarında, haftada iki-dört saate sıkıştırılmış olması idi. Ta küçüklerden tutarak her yaşta öğrencilerimizin hayatlarını her saat kavgalarla dolduran üniversite sınavlarında edebiyat yok, orta lise ders programlarında da şiir ve nesir zevki hemen hemen yok. Divan Edebiyatı da büsbütün yok ise buna “normal” demek mümkün müdür? Bin yıllar içinde gelişen yüce kültürümüzün, dilini, şiiriyetini, sanatını, gazelini, mesnevisini, öğrenemeyen edebiyat derslerinde lezzet değil de sıkıntı ve hattâ afakan azabı duyan gençlerimize kızmakta haklı mıyız? Sevgili Birol Emil beyin, Türkçeyi ve Divan edebiyatını iyi bilen bir Fransız dostu, çok sevdiği bu şiirlerin, şu ilgisiz ve cahil ellere nasıl düşürüldüğünden üzülerek: “- Anlaşılmaz bir çağdaşlık kafasını, eski büyük kültürümüze de bulaştırmaktan ne buldunuz? Bununla yalnız Türk değil insanlık kültürünün önemli bir parçasını da mahvettiniz. Dilinizi son ölçüde zenginleştiren 1000-2000 kelimeyi öğrenmemek uğruna, büyük kültür ve zevkinizin hazinesini, paslı kilitlerle kapattınız” demiş. Aslında, dilimizde, edebiyatımızda görülen suikast, çok daha derinlerdedir. Bizi kültürsüz bırakıp, kültür sömürgecilerine köle etme ihanetinin zehir bulaşığıdır. Seçilmiş ve kayırılmış, kültür hazinelerimizin kilitçisi olarak, bizde hâlâ öyle rektörler bulunur ki onlar “Türkçe ile ilim ve edebiyat yapılmaz” hükmünü, yakında Türkçe ile yazmak ve konuşmak mümkün değildir cinnetine kadar dayatacaklardır. Sevgili milletim ah! Başında dolaştırılan bu çıfıt pazarlıklarına yiğitçe karşı çıktığını, bize ne zaman göstereceksin?
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT