BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Programa inanmak

Programa inanmak

Geçtiğimiz hafta 2000 yılının ilk enflasyon verisi hakkında tartışmalar yürüdü gitti. Bu arada samimiyetten uzak demeçler de verildi: ‘Hükümet, ocak ayı enflasyon rakamının yüksek çıkacağını zaten biliyordu’.



Geçtiğimiz hafta 2000 yılının ilk enflasyon verisi hakkında tartışmalar yürüdü gitti. Bu arada samimiyetten uzak demeçler de verildi: ‘Hükümet, ocak ayı enflasyon rakamının yüksek çıkacağını zaten biliyordu’. Ortada bir çelişki olduğu gerçek. Ocak ayı enflasyon oranı yüzde 5.8 değil de yüzde 2 çıksaydı, demeçler çok daha farklı olacaktı, ama hiç kimse, ‘Bu oran bizim için sürpriz oldu, biz daha yüksek bekliyorduk’ tarzında demeçler vermeyecekti. Bugüne kadar ısrarla üzerinde durulmasına rağmen, uygulanmakta olan enflasyonu düşürme ve ekonomik istikrar programının halen bir siyasi kimlik taşıyan sahibi yok. Ortada sahibi belli olmayan ama ülkenin düzlüğe çıkmasında bel bağlanılmış bir program var. Bazı gerçekleri anlamak için programın genel olarak bir analizini tekrar yapmakta fayda var. Bu program, döviz kurunu çıpa (çapa) olarak kullanan, para politikasını 1999’da yaşanan eksi reel büyüme nedeni ile fazla ön plana çıkarmayan, faizin ise piyasa şartları çerçevesinde serbest bırakıldığı bir programdır. Programın genel hatlarıyla 5 özelliği vardır: a.. Enflasyon planlanandan her zaman daha yavaş düşer. b.. Yerel para aşırı değerli hale gelir. c.. Yerel paranın aşırı değerlenmesi dış ticaret dengesi ve cari dengeyi zayıflatır, açık verilir. d.. Reel büyüme ve iç talep, programın uygulanmaya başlandığı yılın ilk yarısında artar (özellikle tüketici kredileri ile sahip olunan dayanıklı tüketim malları, otomotiv gibi mallar), ikinci yarısında yavaşlar. e.. Nominal faizler düşer fakat reel faizin düşüşü bazı şartlara bağlıdır. Programın başarısı için yukarıdaki analizler çerçevesinde bir dizi önlemlerin alınması ve programın sahiplenilmesi gerekmektedir. Resmi biraz daha netleştirirsek, yıl sonuna kadar döviz sepeti kurunun yüzde 20 artacağının taahhüt edildiği bir ortamda, özel sektörün yalnızca ocak ayında yüzde 6’ya yakın zam yapması ne anlama gelmektedir. Özel sektörün bu zammı yapabilmesi, ürettiği mal ve hizmetleri bu fiyatlardan satabileceğine, zamların engelleneceği makro ekonomik bir ortamın henüz oluşmadığına, böyle bir ortamın oluşturulabileceğine inanmadığını gösteriyor. Gazetelerde ve televizyonlarda özel sektör tarafından verilen ‘programa güveniyoruz’ demeçleri, siyasilerin zaman zaman uyguladığı popülist politikalardan pek farklı değil. TEKNİK ANALİZ Haftaya düşüşle başlayan borsa 50 günlük ortalamaya kadar düştükten sonra biraz toparlanır gibi olduysa da Cuma günü tekrar düşerek 15.598 puandan kapandı. İki ayda 20.500’e kadar ralli çıkışı yapan endeks bütün beklentileri aldı. Şimdi de kötü beklentileri satıyor. Ocak ayı enflasyonunun yüksek çıkması, yüklü itfalar, Cumhurbaşkanlığı seçimi, Fazilet Partisi’nin durumu, kapanacak başka bankaların konuşulması, bilançoların iyi gelmeyeceği, deprem vergisi ödemeleri nedeniyle para sıkışıklığının yaşanacağı ve şirket kârlarının düşeceği gibi beklentiler satılıyor. Moody’s hükümetin enflasyonu düşürme programının hem çok güçlü hem de çok tutarlı olduğunu açıkladı. Şubat ayı enflasyonunun gelmesi ve makro ekonomik verilerin açıklanmasıyla iyi beklentiler başlayacaktır. 7-21-50 günlük ortalamalar sıkışmaya başladı. 2 centte kuvvetli bir ana destek var. Fakat bu destekten önce 2.32-2.5-2.72 centteki destekler de önemli. Kısa vadeli düşüş olsa da orta ve uzun vadeli yükseliş devam ediyor. Artık satış yapmayan yabancıların pozisyonunu takip eden spekülatörler de beklemede. Tüm bu olumsuzluklardan sonra Mart ayında hızlı bir çıkış yaşayabiliriz. Destek: 14.500-15.000-15.400 Direnç: 16.000-17.000-17.500
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT